Türkiye, Rusya ve BDT’deki konumunu Vietnam ve Mısır’ın yükselişi karşısında korumak için fiyat, uçuş, ürün çeşitliliği ve tanıtım stratejisini değiştirmeli.
Rusya ve BDT ülkeleri, Türk turizminin uzun yıllardır en önemli kaynak pazarları arasında yer alıyor. Ancak bugün bu pazarlarda Türkiye’nin sahip olduğu güçlü konumu artık sadece geçmişten gelen alışkanlıklarla koruyamayacağımız yeni bir döneme giriyoruz.
Daha önce de birçok kez dile getirdiğimiz önlemlerin artık vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
2025 sezonunda yaşanan sıkıntıları “yaz sezonunun geç başlaması” gibi nedenlerle açıklamaya çalıştık. 2026 yılında ise küresel ekonomik ve siyasi krizlerin rezervasyonları olumsuz etkilediğini söylüyoruz.
Elbette bunların hepsinin etkisi var ancak sorunun tamamını dış etkenlere bağlamak doğru değil. Eksik veya geç alınan önlemlerin, rakip ülkelerin çok daha erken başlayan tanıtım faaliyetlerinin ve fiyat-rekabet dengesindeki bozulmanın da Rusya ve BDT pazarındaki performansımız üzerinde ciddi etkisi bulunduğunu kabul etmeliyiz.
Türkiye hâlâ Rus turistlerin en önemli yurtdışı tatil destinasyonu. Nitekim Temmuz 2026 paket tur satışlarında Türkiye %37,7 ile Rusya pazarında ilk sırada bulunuyor. Ancak hemen arkasından %21,3 ile Mısır geliyor. Bu tablo bize hem Türkiye’nin gücünü hem de rekabetin boyutunu gösteriyor.
Bugün %3-5 seviyesinde görülebilecek kayıpları küçümsememek gerekir. Çünkü turizmde pazar payları bir sezonda kaybedilmez; birkaç yıl içerisinde, turistin alışkanlıklarının değişmesiyle kaybedilir.
En büyük yeni rakiplerden biri Vietnam
Son dönemde Rusya ve BDT pazarında Türkiye’nin karşısına çıkan en dikkat çekici destinasyonlardan biri de Vietnam. Vietnam’ın en önemli avantajı; Nha Trang–Cam Ranh (CXR), Phu Quoc (PQC) ve Da Nang gibi turizm ürününü neredeyse 12 aya yayabilecek farklı destinasyonlara sahip olması.
Üstelik bu büyüme artık sadece bir beklenti değil. 2026 yılının ilk üç ayında Vietnam’a gelen Rus ziyaretçi sayısı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 295 artarak 367 aştı.
Da Nang’da ise 2026 yaz sezonu için Rusya, BDT ülkeleri ve Belarus’tan yaklaşık 68 bin turist taşıyacak geniş bir charter operasyonu planlandı. Program Rusya ve bölgedeki çok sayıda şehirden gerçekleştirilecek uçuşları kapsıyor.
Phu Quoc’ta da Rusya ve BDT’den aylık 75-80 charter uçuşuna kadar ulaşan programlardan söz ediliyor.
Bunlar bizim açımızdan çok önemli sinyaller. Daha da önemlisi, Türkiye kökenli ve Rus pazarını çok iyi bilen tur operatörlerinin Vietnam’daki yatırımları, otel anlaşmaları ve uçuş programları bu destinasyonların pazardaki bilinirliğini hızla artırıyor.
Vietnam’ın uygun konaklama ve yaşam maliyetleri, vize kolaylıkları, genişleyen direkt uçuş ağı ve Rus turistlere giderek daha fazla adapte olan hizmet sektörü bu destinasyona ciddi rekabet avantajları sağlıyor.
Tayland ise zaten yıllardır sahip olduğu güçlü konumunu korumaya devam ediyor.
Mısır’ı da göz ardı etmemeliyiz
Ortadoğu ve Körfez bölgesindeki jeopolitik krizlerin hafiflemesiyle Mısır’ın özellikle kış dönemindeki klasik destinasyonları Sharm El Sheikh ve Hurghada yeniden çok güçlü alternatifler olarak karşımıza çıkacak.
Mısır’ın avantajı yalnızca deniz, kum ve güneş değil; Kızıldeniz’in sualtı zenginlikleri, dalış turizmi, tarihi ve arkeolojik değerleri, Kahire ve Luxor turları ile Nil cruise programları aynı tatilin içerisine çok farklı ürünlerin eklenebilmesini sağlıyor
Bunun yanında Alamein bölgesindeki gelişimi özellikle takip etmek gerekiyor. Alamein, Akdeniz kıyısındaki yeni otel yatırımları, plajları ve İskenderiye’ye yakınlığı sayesinde yaz döneminde Türkiye’ye alternatif oluşturabilecek yeni bir destinasyon haline geliyor. Yani Mısır artık yalnızca Türkiye’nin kış rakibi değildir. Önümüzdeki yıllarda yaz döneminde de daha güçlü şekilde karşımıza çıkabilir.
Ukrayna savaşı sonrası asıl rekabet başlayabilir
Bugün üzerinde yeterince konuşmadığımız bir başka risk ise Ukrayna savaşı sonrası oluşacak yeni denklem. Ukrayna savaşının sona ermesi ve Rusya’ya uygulanan havacılık ve ekonomik yaptırımların zaman içerisinde gevşemesi halinde Rus turistlerin Avrupa’ya erişiminin yeniden kolaylaşması ihtimali oldukça yüksek. Böyle bir ortamda İspanya, Yunanistan, Karadağ ve diğer Akdeniz destinasyonları Rus pazarından yeniden ciddi oranda paylar almaya çalışacaklardır.
Bu nedenle Rusya pazarındaki mevcut pazar payımızı baki görmek son derece yanlış olur. Aynı şekilde siyasi ve havacılık şartlarının normalleşmesi halinde Küba ve Venezuela gibi uzun menzilli destinasyonlar da yeniden güçlü alternatifler haline gelebilir.
Bakir sahiller, farklı kültürler, uygun yerel yaşam maliyetleri ve egzotik destinasyon algısı Rus turist açısından önemli tercih nedenleri.
Türkiye ne yapmalı?
Artık yalnızca Antalya’daki yatak kapasitemizi veya her şey dahil sistemimizin gücünü konuşmak yeterli değil. Türkiye’nin elindeki en büyük avantaj, rakiplerimizin çoğunda bulunmayan ürün çeşitliliğidir. Bunu Rusya ve BDT pazarına yeniden anlatmamız gerekiyor.
Antalya’ya gelen bir turist yalnızca otelde kalmak zorunda değil. Antalya çıkışlı Kapadokya, Konya, Pamukkale ve Anadolu kültür turları geliştirilmelidir. İstanbul’u ziyaret eden Rus turist için İstanbul + Kapadokya, İstanbul + GAP, İstanbul + termal, İstanbul + Ege gibi kombinasyonlar hazırlanabilir. Gaziantep, Mardin, Şanlıurfa, Diyarbakır ve Kapadokya gibi destinasyonların Rusya ve BDT pazarında çok daha güçlü şekilde tanıtılması gerektiğine inanıyorum.
Bunun yanında mümkün olan pazarlardan Antalya dışındaki turizm bölgelerine direkt charter ve tarifeli uçuşların desteklenmesi gerekiyor. Türkiye’yi Rus turist açısından sadece “Antalya’da bir haftalık her şey dahil tatil” olmaktan çıkartıp 12 ay boyunca seyahat edilebilecek bir ülke haline getirmeliyiz.
Kaybettiğimiz 3 ve 4 yıldızlı müşteriyi geri kazanmalıyız
Bence üzerinde özellikle durmamız gereken konulardan biri de, kaybettiğimiz 3 ve 4 yıldız müşterisini geri kazanmak olmalı.
Türkiye son yıllarda Rusya pazarında orta ve ekonomik gelir grubundaki müşterinin bir bölümünü kaybetti. Türkiye’nin pahalı bir destinasyon olduğu algısı giderek güçleniyor.
Oysa Rus pazarındaki başarımızın temelinde geçmişte yalnızca lüks oteller yoktu. 3 ve 4 yıldızlı tesislerden ekonomik aile otellerine kadar çok geniş bir ürün yelpazemiz bulunuyordu.
Otellerimizde her şey dahil konseptini tamamen terk etmek yerine geliştirmeliyiz. Özellikle kaliteli alakart restoranların artırılması, gastronominin ürünün parçası haline getirilmesi ve misafire otel içerisinde farklı deneyimler sunulması son derece önemli
Fakat aynı zamanda 3 ve 4 yıldızlı otellerimizi yeniden paket tur sisteminin güçlü bir parçası haline getirmeliyiz. Çünkü Rusya’da orta gelir grubundaki turist Türkiye’yi pahalı bulduğu anda iki seçeneğe yöneliyor: ya daha ucuz bir yurtdışı destinasyonu seçiyor ya da iç turizme dönüyor. Bu müşteriyi tekrar Türkiye’ye getirmek mümkündür.
Tanıtım takvimi değiştirilmeli
Burada benim en önemli önerilerimden biri de tanıtım takviminde değişikliğe gidilmesi. Rusya ve BDT gibi büyük pazarlarda tanıtım faaliyetlerinin sezon başlamadan birkaç ay önce yoğunlaştırılması artık yeterli değil.
Bir sonraki sezonun tanıtımına mevcut sezon sona ermeden başlamak gerekiyor. Tur operatörleri, havayolları, oteller, TGA ve sektör kuruluşları aynı masada oturarak bir sonraki yılın uçuş kapasitesini, fiyat politikasını ve pazarlama kampanyalarını mümkün olduğunca erken belirlemeli.
Rusya’nın Moskova ve St. Petersburg gibi milyonluk nüfusa sahip bölgesel şehirleri başta olmak üzere; Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan, Belarus ve diğer BDT pazarlarında şehir bazlı tanıtım ve uçuş stratejileri geliştirilmeliyiz.
Dijital pazarlama da genel ülke reklamından çıkıp ürün bazlı tanıtıma geçmenin zamanı geldi. Antalya aile tatili, İstanbul şehir tatili, Kapadokya, GAP ve Mezopotamya, gastronomi, termal ve wellness, golf, spor kampları, alışveriş ve sağlık turizmi... Türkiye’nin satabileceği ürün sayısı rakiplerinin çoğundan fazla. Mesele bu ürünleri doğru zamanda, doğru fiyatla ve doğru uçuş kapasitesiyle pazara sunabilmek.
Fiyat–uçak–otel üçgenini birlikte yönetmeliyiz
Önümüzdeki dönemde Rusya ve BDT pazarında üzerinde durulması gereken bir diğer başlık ise fiyat–uçak–otel üçgeninin birlikte yönetilmesi.
Bir destinasyon yalnızca ucuz otelle rekabetçi olamaz. Uçak pahalıysa paket de pahalı olur. Transfer, hizmetler ve destinasyondaki harcamalar pahalıysa turistin toplam tatil maliyeti yükselir. Bu nedenle havayollarına sağlanabilecek destinasyon ve sezon bazlı teşvikler, havalimanı maliyetleri, charter operasyonlarının desteklenmesi ve otellerin erken rezervasyon fiyat politikaları aynı stratejinin parçaları olarak değerlendirilmeli. Özellikle sezon başı ve sezon sonundaki uçuşların desteklenmesi, Antalya sezonunun uzatılmasına doğrudan katkı sağlayacaktır.
Pazar hâlâ bizim, ama garanti değil
Türkiye bugün hâlâ Rus turistin en güçlü yurtdışı tatil destinasyonu ve bu çok büyük bir avantaj. Ancak Vietnam’ın yükselişi bize önemli bir şey gösteriyor: Turist alışkanlıkları değişebilir.
Bugün Vietnam’a ilk kez giden bir Rus aile, memnun kaldığında gelecek yıl yeniden Vietnam’ı tercih edebilir. Aynı durum Mısır, Tayland veya gelecekte yeniden Avrupa destinasyonları için geçerli.
Turizmde esas tehlike bir yıl birkaç yüz bin turist kaybetmek değil, turistin tatil alışkanlığını başka bir ülkeye kaptırmaktır. Türkiye’nin Rusya ve BDT pazarında 30 yılı aşkın sürede oluşturduğu çok büyük bir marka değeri, uçuş ağı, tur operatörü altyapısı ve müşteri sadakati bulunuyor. Bunu korumak için kriz ortaya çıktıktan sonra tedbir almak yerine pazarı önceden okumamız gerekiyor.
Yeni dönemin temel unsurları daha makul fiyat, daha geniş ürün çeşitliliği, güçlü hava ulaşımı, ekonomik segmentin yeniden kazanılması ve hepsinden önemlisi erken, sürekli ve hedefe yönelik tanıtım olacak.
Rusya ve BDT pazarında hâlâ çok güçlüyüz ama artık yalnız değiliz. Rakipler bizi izliyor, bizden öğrendikleri modeli uyguluyor ve her geçen sezon daha organize biçimde pazardan pay almaya çalışıyorlar. Bu nedenle mevcut pazar payımızı korumak artık başarı sayılmamalı; hedefimiz yeniden büyümek olmalı.

