Norveç fiyortlarını gemi yolculuğuyla keşfetmek eşsiz bir deneyim. Kopenhag'dan Stavanger'e uzanan bu eşsiz rota insanı adeta büyülüyor.

Seyahatlerinde klasik şehir rotalarının dışına çıkmak isteyip hafızada iz bırakan farklı bir deneyim arayışında olanlar için Norveç fiyortları, keşfedilmeyi bekleyen büyülü bir dünya sunuyor. Denizin, dağların ve yeşilin iç içe geçerek ziyaretçilerine adeta bir kartpostal görüntüsü veren bu coğrafyada, her liman yeni bir doğa manzarasının kapısını aralıyor. Soğuk ve şifalı sularıyla irili ufaklı şelaleler, sislerin arasında kaybolan yollar, kenarlarında koyun ve kuzuların otladığı göller, bahçelerinde rengarenk çiçeklerle süslü, ahşap evlerin oluşturduğu kasabalar…

N O R V E C3

Fiyortlar, binlerce yıl önce denizin buzul vadilerini basması sonucunda oluşmuş. Doğa harikası fiyortları en güzel görmenin yolu ise gemi rotalarından geçiyor. Tek bir seyahatte birden fazla şehre seyahat etme fırsatı sunan gemi yolculukları kapsamında Avrupa’nın sevilen şehri Kopenhag, Norveç’te Flam kasabası, Alesund ve Stavanger gibi karakteristik kentler de görülebiliyor. Üstelik farklı destinasyonları ziyaret ederken sürekli otel değiştirmek, bavul açıp kapatmak zorunda kalmamak, her gün başka bir şehirde farklı manzaralara uyanmak, bu rotayı hem konforlu hem de zamanı verimli kullanmak isteyen gezginler için cazip bir alternatif haline getiriyor. Ayrıca gezi boyunca gemide konaklanan zamanda dünya mutfağından her öğün lezzetli tatların sunulması, misafirlere gündüz sosyal aktivitelere katılma, geceleri renkli sahne şovlarını ve konserleri takip edebilme fırsatı sağlanması yolculuğu daha da keyifli hale getiriyor.

Norvec1 (1)

İlk durak Kopenhag

Benim de bu yıl İtalyan kruvaziyer gemisi Costa Diadema ile deneyimleme fırsatı bulduğum Norveç fiyortları yolculuğumun ilk durağı Almanya’nın kuzeyinde yer alan liman şehri Hamburg oldu. İstanbul’dan uçakla ulaştığımız Hamburg’dan Kiel limanına geçerek gemiye bindik ve seyahate başladık. Bize yolculuğumuz boyunca Prontotour’un deneyimli rehberi Rıza Kızıltan eşlik etti. Kendisinden özellikle Norveç’te yaşam, kraliyet dedikoduları ve yatırımcıların Türkiye maceraları hakkında bilgiler aldık. Yolculuğumuzun ikinci günü gözümüzü Danimarka’nın başkentinde açtık. Kuzey Avrupa’nın düzenli, sakin ve zarif şehirlerinden biri olan Kopenhag’da gemiden inince ilk ziyaret noktamız Rosenborg Kalesi oldu. 17. yüzyılda Danimarka’nın en ünlü krallarından IV. Christian tarafından bir eğlence ve yazlık dinlenme sarayı olarak inşa edilen bu yapı, kraliyet hazineleri ve taç mücevherlerine ev sahipliği yapıyor.

Gezilecek Yerler Norvec

Şehri deniz ve kanallardan görmek isteyenler için nehir turlarını tavsiye ederim. Öyle ki tur kapsamında kalkış noktası Ved Stranden’de bulunan ve yaklaşık 1 saat süren kanal gezintisinde bölgeyle ilgili birkaç dilde bilgi veren yerel rehberlerin eşliğinde şehrin simgesi haline gelen Küçük Deniz Kızı heykeli, Danimarka Kraliyet Ailesi’nin resmi kışlık konutu Amalienborg Kalesi, renkli evler ve tekneleriyle ünlü tarihi bölge Christianshavn görülebiliyor. Tekne turunun ardından 1 kilometreyi geçen uzunluğuyla Avrupa’nın en uzun yaya trafiğine kapalı caddesi Stroget’e geçtik. Birçok ünlü markanın mağazasının yer aldığı cadde boyunca şehrin kültürünü yansıtan kafe ve restoranlarda soluklanarak anın tadını çıkardık. Caddeye bakan konumuyla hemen bizi kendisine çeken Vivaldi Kafe’de ise şaşırtıcı düzeyde harika lezzetlerin tadına baktık. Yoğun bir günün ardından tekrar gemiye dönerek Norveç kıyılarına doğru ilerledik…

N O R V E C2

Doğa gittikçe büyüdü

Norveç fiyortlarının en etkileyici duraklarından biri şüphesiz Flam. Denizin, insanın başını döndüren yükseklikteki dağların arasından kilometrelerce içeriye girmesi, fotoğraflarda görüldüğünden çok daha etkileyici. Geminin fiyortların içine doğru ilerlediği anlarda, kıyıdaki yeryüzü şekillerinin büyüklüğü daha da iyi anlaşılıyor. O nedenle Flam’a gelince insan, doğanın karşısında ne kadar küçük kaldığını fark ediyor. Dağların yamaçlarından aşağıya doğru uzanan yemyeşil bitki örtüsü, kayalıkların arasından akan sular ve fiyordun sakin yüzeyi ziyaretçisinde “huzurun adresi işte burası” izlenimi uyandırıyor. Yolculuğumuza bazen yalnızca suyun sesi ve şelalelerin uzaktan gelen görüntüsü eşlik ediyor, bazen de gemi ile birlikte yol alan kuşların “Hoşgeldiniz” der gibi özgürce kanat çırpışları…

Flam’da gemiden indikten hemen sonra yaklaşık 152 metre yüksekliğe sahip Tvindefossen şelalesine doğru yola çıktık. Söylentilere göre bu şelalenin suyundan içinler 20 yaş gençleşiyormuş. O nedenle turistlerin uğrak mekânlarının başında geliyor. Daha sonra Voss ile Granvin arasında yer alan 150 metre yükseklikten akan ikiz şelaleriyle Skjervsfossen’i gördük ve hemen ardında da Norveç’in Vestland bölgesindeki Voss Belediyesi’nin idari merkezi olan Vossevangen’de mola vererek şirin evlerin ve hediyelik eşyaların satıldığı dükkânların yer aldığı sokaklarda mini bir tur yaptık.

N O R V E C5

Troll Yolu’na gidildi
Rotamızın bir sonraki durağı Alesund oldu. Renkli evleri ve denizle iç içe konumuyla dikkat çeken kent, Norveç’in kendine özgü mimarisini ve doğasını bir arada görmek isteyenler için adeta bir çekim merkezi. Şehirden uzaklaştıkça manzara giderek değişiyor ve yolculuk bizi keskin virajları ve dik yamaçlarıyla ikonik bir rota olan Trollstigen’e yani Troll Yolu’na götürüyor. Dağların arasından kıvrılarak ilerleyen yol, Norveç’in coğrafyasının ne kadar etkileyici ve aynı zamanda zorlu olduğunu gösteriyor. Virajlar arasında yükseldikçe aşağıdaki vadinin ve dağların manzarası daha da genişliyor. Bu yolculukta en unutulmaz görüntülerden biri Stigfossen Şelalesi oldu. Kayalıkların arasından büyük bir güçle aşağıya doğru akan şelale, doğanın burada ne kadar canlı olduğunu hatırlatıyor. Suyun sesi, dağların heybeti ve çevredeki yoğun yeşillik bir araya geldiğinde ortaya gerçekten büyüleyici bir tablo çıkıyor. Yolculuğumuzun devamında Troll Wall, yani Trollveggen manzarasıyla karşılaştık. Avrupa’nın en dikey kaya yüzlerinden biri olarak bilinen bu bölgede dağların yüksekliği ve kayalıkların sert görüntüsü, doğanın görkemini ortaya koyuyor.

Beyaz Evler

Beyaz evlere hayran kaldık

Norveç'te son durağımız Stavanger oldu. Deniz kıyısındaki konumu, renkli ve ahşap evleriyle Stavanger, ülkenin doğayla iç içe yaşam kültürünü şehir merkezinde bile hissettiren bir kent. Beyaz ahşap evlerin sıralandığı sokaklarda yürürken Norveç’in mimarisinin de doğası kadar karakteristik olduğu dikkat çekiyor. Burada modern yaşam ile geleneksel Kuzey Avrupa mimarisinin birbirine sağladığı uyumu görmek mümkün. Stavanger’de yaptığımız kısa tekne turunda ise Lyse Fiyordu’ndan süzülen Hengjanefossen şelalesinin çok yakınından geçmek heyecan verici bir duyguydu.

Stavanger’den sonra gemi yeniden Hamburg’a doğru yola çıktı. Bu yolculukta beyaz geceleri yaşamak da ayrı bir keyifti. Gece saat 23.00 olmasına rağmen bir tarafta Güneş’i bir tarafta kızıl gökyüzünde Ay’ı görerek unutulmaz bir deneyim yaşadık. Yaklaşık bir gün süren dönüş yolculuğu, seyahatin bütününü değerlendirmek için de güzel bir fırsat sundu. Açık denizde ilerlerken geride kalan şehirleri, şelaleleri ve tabii ki muhteşem fiyortları yeniden düşünmeden kendimizi alamadık.

W H A T S A P P

T L G R A M