Antalya’da düzenlenecek olan COP31, kentin doğal ve bilimsel mirasını öne çıkaracak sembol ve etkinliklerden yoksun.
İklim değişimi olası sonuçlarının belirlenen 10 başlık altında tartışılacağı bir uluslararası etkinliğe hazırlanıyoruz. Etkinlik yaklaşık iki hafta sonra 2016 Expo alanında başlayacak. Tıpkı 10 sene önce olduğu gibi beklentilerimiz yüksek. Umarım on sene önce yaşadığımız hayal kırıklığı tekrar etmez.
Gördüklerim, duyduklarım, okuduklarım tekrar etme olasılığının çok yüksek olduğunu ima ediyor. Nedenim basit. Cop31’i hatırlatan, hatırlatma ihtimali olan ya da yıllar sonra da hatırlayabileceğimiz bir nesne, sembol, etkinlik, kişilik var mı ortalıkta? Aklımızın köşesinden bile geçirmediğimiz anlaşılıyor.
Örneğin, bin yıllara meydan okumuş ve hala dimdik ayakta duran bölgenin en yaşlı canlısı “Ambar Katran” olabilirdi. Bu bilge sedir ağacı 2 bin üç yüz küsür yıldan beri Toros dağlarında karbon depoluyor, yıllık halkalarında iklime ilişkin titiz kayıtlar tutuyor. Oksijenden başka atığı da yok. Akıl edilebilmiş olsaydı Ambar Katranın Gılgamış ve Humbaba’dan Kleopatra’ya kadar uzatılabilecek ekolojik yaşam hikayesiyle bütünleştirilebilirdi…
Cop31 etkinlik alanı ile Perge Antik Kenti arası yaklaşık 2km yani 2 000 metre. O kentte 2465 yıl önce Pergeli Apollonios adlı antik dünyanın en ünlü geometricisi yaşadı ve koni kesitleri üzerine çalıştı. Yazdığı 8 ciltlik kitabında (ilk 6 cildi Süleymaniye Kütüphanesindedir) elips, hiperbol, parabol, kavramlarını insanlıkla tanıştırdı. 1500 yıl öncesinden Kepler ve Galile’ye ilham vermiş olması bir yana, adı ay üzerindeki bir kratere verilmiş bilge bir kişiliktir Apollonios. Bugünün, iklim başta olmak üzere, neredeyse tüm ekolojik, biyolojik konuları onun parabol ve hiperbol denklemleriyle işleniyor. Oysa, elips, hiperbol, parabol den birini ya da hepsini çop31 simgesi olarak kullanmak etkinliğe akıllarda kalacak bir boyut, bir derinlik sağlayabilirdi.
Bilimsel adını çocuklara bile öğrettiğimiz deniz kaplumbağalarını bilir, tanır, sever, korumaya çalışırız da nesli ciddi tehdit altındaki has Antalyalı (Düzlerçamı) alageyiklerle pek ilgilenmeyiz. Bilim doğma büyüme Antalyalı Alageyiklerin önce Rodos ve Avrupa’ya daha sonra tüm dünyaya Düzlerçamı ormanlarından yayılmış olduğunu kanıtladı. Yaratıcı bir düşünce cop31 için Alageyikleri ön plana çıkarabilecek bir yol bulabilirdi. Örneğin “Alageyikleri Değil Karbon Avlayın” sloganı altında katılımcıları (özellikle üs düzey) Düzlerçamındaki Alageyik Koruma Alanında alageyikleri gözlerken dijital kameralarıyla karbon avlamaya çalıştıkları bir etkinlik düzenlenebilirdi
Bu kent hem ülkemizin hem de dünyanın iki uzun ve tanınan yürüyüş yoluna sahip; Likya ve Aziz Paulus. Ben cop31 günlerinden ikisinde bu yolların her birinde bir parkuru yürüyeceğim. Sloganım; “İklim için yürüyorum, karbonsuz ayak izlerimi arkamda bırakarak”. Bu sadece yürümenin en etkin iklim dostu etkinlik olduğunu vurgulamaya yönelik bir etkinlik değil aynı zamanda “karbon ayak izi hesaplama” yöntemini ortaya çıkaranın dünyanın iki numaralı petrol üretim ve dağıtım şirketi BP (British Petroleum) olduğunun bilinmesine yönelik bir farkındalık yaratma yürüyüşü de olma iddiasındadır.
Bunlar bir ekoloji alanında çalışan bir akademisyen olarak benim kısa süre içinde aklıma geliveren birkaç öneri. Uzmanları, ilgilileri bir araya gelerek kim bilir neler üretebilir, ne yaratıcı etkinlikleri yaşama geçirebilirlerdi. Bugün itibariyle, konu dışı bir akademisyen olarak, böyle uzmanlarımız, ilgililerimiz yokmuş diye düşünmek, sonuç çıkarmak durumundayım maalesef.
Turizm ilgililerinin, bakanlık da dahil, gelecek, konaklayacak turist sayısından, kazanılacak paranın dışında, başka bir şeyle ilgilendikleri yok gibi. Ya da bana öyle geliyor. Turizmi bu kadar dar bir alana tıkanlara da turizmci değil olsa olsa konaklama tesisi yöneticisi denir. İkisi arasında dağlar kadar fark var.
10 yıl önce yaşananlarla kısa süre yaşayacaklarımız arasında bir olmayacak, aynı hayal kırıklığı tekrarlanacakmış görünüyor…

