Büyük bir fırsat olarak değerlendirilen Ekspo2016, aradan geçen 10 yıla karşın sessizliğini, ihmal edilişini koruyor.
Çağdaş turizm ve rehberli paket turların yaratıcısı olarak kabul edilen Thomas Cook’un başarı ve ününü 1851 yılında Londra Hyde Park'ta düzenlenen bizim, Ekspo 2016’nın atası, 1851 Büyük Sergiye borçlu olduğunu biliyor muydunuz? Kristal Palas adlı verilen cam ve demirden yapılmış devasa bir yapıda gerçekleştirilen ve 141 gün süren bu etkinliğe Thomas Cook düzenlediği turlarla 165 bin ziyaretçi getirmiştir. İlk Dünya Fuarı olarak da bilinen bu sergiyi, o zamanki İngiltere nüfusunu üçte birine denk gelen, 6 milyon ziyaretçi izlemiş, tüm masraflar düşüldükten sonra 186 bin sterlin gelir de sağlamıştır. Uçağın henüz kitlesel ulaşım aracına dönüşmediği, konaklama imkanlarının çok sınırlı olduğu bir dönem için bu çok büyük, büyük olduğu kadar da yaratıcı bir başarıdır. Büyük Sergi Thomas Cook’un yaratıcılığıyla dünyamızı çağdaş turizmle tanıştırmış olmasının yanında, yarattığı gelirle Viktorya & Albert, Bilim ve Doğa Tarihi Müzelerinin ziyaretçileriyle buluşabilmelerini de sağlamıştır. Büyük Serginin mekanını sağlayan Hyde Park, aradan geçen yaklaşık iki yüzyıla karşın, hala yılda 10 milyonun üzerinde ziyaretçi çekerek işlev ve saygınlığını korumaktadır.
Meraklıları, Paris’i aşıp bir ülke olarak Fransa’nın da sembolü olan, yılda 7 milyondan fazla ziyaretçinin ilgisini çekmeye devam eden Eyfel Kulesinin de bir parçası olduğu 1889 Paris Sergisinin öyküsünü inceleyebilirler.
Hyde parkta düzenlenen serginin bir benzeri, 165 yıl sonra, ülkemizde, yılda 10 milyon üzerinde turist ağırlamakla övünen “Turizm Başkenti” Antalya’da, havaalanına sadece 10 km uzaklıkta Perge antik kentine komşu 1100 dönümlük bir alanda gerçekleştirildi. Ülkemizin A1 kategorisindeki ana teması “Çiçek ve Çocuk” alt temaları “Tarih”, “Biyo-çeşitlilik”, “Sürdürülebilirlik” ve “Yeşil Şehirler” sloganı “Gelecek Nesiller İçin Yeşil Bir Dünya” gibi zamanın ruhunu yansıtan konuları kapsayan ilk “Uluslararası Bahçe Bitkileri Sergisi”, kısaca; Ekspo 2016. Üç milyonu yabancı ülkelerden 8 milyon ziyaretçinin beklendiği, 2 milyar Türk Lirasına mal olan bu büyük proje resmi olarak açık kaldığı 191 günde (23 Nisan-30 Ekim), ücretsiz konser desteklerine karşın, yaklaşık 4 milyon ziyaretçi ile tanışabildi. İlgililer bunun sadece 600 bininin yabancı ziyaretçi olduğunu ifade ediyorlar. Üzücü olan bir diğer nokta; başlangıçta Türkiye’nin eline geçmiş büyük bir fırsat olarak değerlendirilen Ekspo 2016’nın aradan geçen 10 yıla karşın sessizliğini, ihmal edilişini koruyor olmasıdır.
Bir noktada başarısız ya da daha doğru bir tanımlanmayla yetersiz kalınmışsa, bir başka noktadan yeni yaklaşımlarla başlayabilmeyi, yetersizliği başarıya dönüştürebilmeyi denemek akılcı bir yoldur. Birkaç ay önce alanda yaptığım yarım günlük inceleme sonucunda Ekspo 2016 alanının çok küçük dokunuşlarla Antalyalıların hizmetine sunulabileceğini fark ettim. Fark ettiğim bir başka önemli konu da bu alanın kullanımı konusunda 10 yıldır neden etkili çalışmaların yapılamamış olmasıdır.
Yeşil alan azlığından yakınan, betonlaşmadan şikayetçi bir kamuoyunun 1100 dönümlük donanımlı ve nitelikli bir alanın kullanıma açılması konusundaki sessizliğini anlamak kolay değil. Benim yaşadığım kent merkezine neredeyse aynı mesafedeki çok sınırlı imkanlar sunan gözleme alanı hafta sonlarında 8-10 bin kişiyi çekebiliyorken bu nitelikli alanın, kimin yönetim sorumluluğu altında olduğundan bağımsız olarak, ilgi çekememesi üzerinde kafa yorulması gereken ciddi bir yurttaşlık sorunudur. Yurttaşlık sorunudur diyorum çünkü bu kavram validen, belediye başkanına bu kentte ve bu ülkede yaşayan herkesi kapsar. Kimsenin sorumluluğu başkasına atma, çözümü başkalarından bekleme lüksü yoktur. Bu mekan öncelikle kullanılmaya, ziyaret edilmeye başlanmalıdır. Farklı kullanım ve yararlanma önerileri ancak bu başarıldığında ortaya çıkmaya başlar. Ben, kendi adıma, böyle bir adım atma kararı aldım ve insanları Ekspo 2016 alanını ziyaret e davet etmeye başladım. Çevremdekileri de bu yönde katkı vermeye davet edeceğim. Gelişmelere göre stratejimi yeniden gözden geçirip yeni kararlar alıp yeni etkinlikler planlayacağım. Bu kadar basit.
Yaşadıklarım basit işleri başaramayanların karmaşık işleri başaramadıklarını, başaramayacaklarını tartışmaya bırakmayacak netlikte görmemi sağladı. Ekspo 2016 sürecinde yaşadıklarımız da bu hikayenin bir parçası.
Bu alnı günde ortalama 500 kişi ziyaret etmeye başladığında kaderi de değişmeye başlayacaktır. Ziyaretçi sayısı günde 1000 kişiyi aşmaya başladığında Antalyalılar görkemli bir yaşam alanı kazanmanın keyfini yaşamaya başlayacaklardır. Gerisi gelir, gelecektir.
Unutmayın, “Turizmin Babası” Thomas Cook da işe, turizme birkaç kişi ile başlamıştı…
Basit etkindir ve karmaşığa, mükemmele gebedir…
