Küresel hegemonya mücadelesinde eller bir kere daha tetiğe gidiyor, her gün yeni kırmızı çizgiler aşılıyor. ABD ve İsrail, dünyayı yeni bir felakete sürüklüyor.

ABD ve İsrail’in İran’a dönük saldırısında ülkenin lideri Ayetullah Ali Hamaney, Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi, Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Muhammed Pakour, Savunma Konseyi Başkanı Ali Şehmani ve Savunma Bakanı Aziz Nasizrzade hayatını kaybetti. Daha sonraki saldırılarda bir okulda 150’den fazla kız öğenci hayatını kaybetti. İsrail ve ABD, Tahran’ın kalbine ve diğer şehirlere de ağır bombardıman yaptı ve ve saldırmaya devam ediyor.

İran ise ABD ve İsrail saldırganlığına İsrail’deki noktalarla ABD’nin BAE, Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerdeki askeri üslerini, lojistik merkezlerini ve ABD’li personelin konakladığı otelleri vurarak yanıt verdi. Yapılan saldırılar sonrası ABD, personelini söz konusu otellerden tahliye etti.

İran’ın verdiği askeri yanıtta en fazla hedef alınan ülkenin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olduğu görülüyor. Dünyaya bir ‘turizm mucizesi’ olarak sunulan Dubai, oradaki turistler için bir anda cehenneme döndü. Otellerin ve havalimanının hedef alındığı lüks turizm merkezi Dubai’de, 20 binden fazla turist mahsur kaldı. Havalimanının vurulmasının ardından yaşanan kaos görüntülere yansıdı.

Bölgede tüm havalimanlarında uçuşlar durdu, bu havalimanlarına uçuşu olan yolcular da, gittikleri ülkelerde mahsur kalmış durumda. Bunlar arasında Türkiye’deki havalimanları da var.

Ulusal ve uluslararası medyada yapılan değerlendirmelerde, “Hürmüz Boğazı kapanırsa petrol fiyatları ne olur?”, “Savaş uzarsa bölge nasıl etkilenir”, “İran’da rejim değişir mi?”, “Türkiye’ye etkileri ne olur?” gibi güncel ve konjonktürel sorulara yanıt aranıyor, değerlendirmeler yapılıyor.

Yaşanan gelişmelerin küresel ölçekteki ekonomik etkilerini de, turizm sektörüne vereceği olası zararları da tartışmak bir noktadan sonra hiçbir anlam ifade etmiyor. Tartışmaları bunun ötesine taşımak, dünyanın nereye gittiğini ve gidilen bu yerde turizme yer olup olmadığını analiz etmek daha anlamlı gibi geliyor. Bunları birkaç madde halinde sıralarsak, ABD’nin ve onun bölgesel ortaklarının dünyayı taşıdıkları yerde turizme yer olup olmadığını da anlayabiliriz.

ABD liderliğindeki batılı devletler, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından “Kurallara dayalı dünya düzeni” (Rules based order) dedikleri ve kurallarını kendilerinin belirlediği düzeni terk ettiler. Yani, dünyada artık uluslararası kuralların geçerli olmadığını, güçlü olanın kendi hukukunu diğer ülkelere dayattığı yeni bir küresel düzen inşa ediliyor.

Bu kuralsızlık Yugoslavya’dan Afganistan’a, Irak’tan Libya’ya, Suriye’den Venezuela’ya ve Küba’dan Ukrayna’ya kadar çok sayıda ülkede telafisi mümkün olmayan yıkımlara neden oldu. ABD önderliğindeki batı ittifakı, sarsılmaya başlayan küresel hegemonyasını yeniden tesis etmek için bir kez daha silaha sarıldı.

Kendi çıkarlarına hizmet etmeyen liderleri ve hükümetleri bugüne kadar ‘demokrasi’, ‘insan hakları’, ‘soykırım’, 'kimyasal silah', 'terörizm' gibi argümanlarla hedef alan ABD önderliğindeki batı ittifakı, gelinen aşamada bu tip gerekçelere dahi ihtiyaç duymadan ve asıl amacını (petrol, nadir elementler, ticari çıkarlar) gizlemeden müdahale ediyor. Yani demir yumruğun üzerindeki kadife eldiven çıkarıldı. Bunun en son ve en net örneği, Venezuela’nın seçilmiş devlet başkanının kaçırılarak yerine bir kukla başkanın getirilmesidir.

Son örnek İran. İran’ı on yıllardır uluslararası kuralları ihlal ederek ambargoya mahkum eden ABD bölgedeki müttefiki İsrail ile birlikte İran’a karşı onlarca suikaste ve saldırıya imza attı. Generalleri ve bilim insanlarını öldürdü, ülkede büyük ölçekli ayaklanmalar örgütledi. Şimdi artık tüm dolambaçlı yolları terk eden ABD, müzakere masası kuruluyken İran’a saldırdı ve ülkenin en üst düzey yetkililerini öldürdü.

Yarın üçüncü dünya savaşının başlamayacağının, ABD’nin veya İsrail’in bir yere nükleer bomba atmayacağının, bir ülkede darbe olmayacağının veya büyük ölçekli sosyal ve ekonomik krizlerin başlamayacağının garantisini kim verebilir?

O halde şu aşamada konuşulması gereken şey turizmin ne olacağı değil, dünyaya ne olacağıdır. Çünkü dünya nereye giderse turizm de oraya gidecek.

Telegram Turizm Ekonomi