ANFAŞ Antalya Fuar Merkezi’nde düzenlenen ATF26’nın ikinci günündeki oturum, SKAL Başkanı Andres Omer Heyes’in moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Oturumda Avrupa’daki ekonomik ve siyasi belirsizliklerin yanı sıra enflasyonun tatil bütçelerine etkisi, genç tüketicilerin paket turlara ilgisi ve yapay zekânın turizm sektöründeki kullanımı değerlendirildi.
İngiltere çıkışlı seyahat pazarı yüzde 3 büyüdü
On the Beach CFO’su Jon Wormald, ekonomik ve siyasi belirsizliklere rağmen İngiltere çıkışlı seyahat pazarının 2025 yılında yüzde 3 büyüdüğünü, şirketin ise bu büyüme oranının üzerinde performans gösterdiğini söyledi.
İngiliz tüketicilerin ekonomik baskılara rağmen tatil harcamalarını korumaya çalıştığını belirten Wormald, paket tatil pazarının genel seyahat pazarından daha hızlı büyüdüğünü ifade etti. Tüketicilerin diğer isteğe bağlı harcamaları erteleyebildiğini ancak aile tatillerinden vazgeçmek istemediğini kaydetti.
Paket tatillerin genç tüketiciler arasında da daha fazla ilgi gördüğünü belirten Wormald, dijital rezervasyon imkânlarının otel, hava yolu ve destinasyon seçeneklerini bir arada sunmasının bu eğilimde etkili olduğunu söyledi. Paket turların sağladığı finansal korumanın da salgın sonrasında tüketiciler açısından önem kazandığını ifade etti.
Genç gezginlerin daha kısa ancak daha sık seyahat etmeye yöneldiğini aktaran Wormald, tüketicilerin artık geleneksel 10 veya 14 gecelik tatillerin yanı sıra uzak destinasyonlara yönelik daha kısa seyahatleri de değerlendirdiğini belirtti.
Dinamik paketleme tüketicilere esneklik sağlıyor
W2M CCO’su Mark Nueschen, paket tatillerin önemini koruduğunu ancak geleneksel tur operatörlüğü modellerinin değiştiğini söyledi. Dinamik paketlemenin, turizm işletmelerinin verimlilik ihtiyacından doğduğunu belirten Nueschen, tüm otel portföylerini sabit fiyatlarla yönetmenin artık yeterli olmadığını ifade etti.
EasyJet ve Eurowings gibi hava yolu markalarının tur operatörlüğüne benzer ürünler geliştirmesini, farklı dağıtım kanallarının birbirine yaklaşan iş modellerinin göstergesi olarak değerlendirdi.
Nueschen, otellerin de sabit fiyatlandırma modellerinden uzaklaşarak talebi yakından izlemesi ve fiyatlarını piyasa koşullarına göre belirlemesi gerektiğini vurguladı.
Enflasyonun tüketicilerin satın alma davranışlarını değiştirdiğine dikkat çeken Nueschen, artan konaklama ve ulaşım maliyetlerinin destinasyon seçimini ve rezervasyon zamanlamasını etkilediğini söyledi.
Wormald ise farklı hava yollarının, seyahat tarihlerinin ve konaklama sürelerinin bir araya getirilebilmesinin tüketicilere bütçelerine uygun seçenekler sunduğunu belirtti. On the Beach üzerinden gerçekleştirilen rezervasyonların yaklaşık dörtte birinde gidiş ve dönüş uçuşlarında farklı hava yollarının tercih edildiğini açıklayan Wormald, bu yöntemin toplam seyahat maliyetini düşürmeye yardımcı olabildiğini ifade etti.
Konaklama süresindeki küçük değişikliklerin de bütçeyi dengelemek için kullanılabildiğini belirten Wormald, örneğin yedi gece yerine altı gece veya 10 gece yerine dokuz gece konaklama seçeneklerinin değerlendirilebildiğini söyledi.
İngiltere’de rezervasyon ile seyahat arasındaki süre 10 gün kısaldı
İngiltere pazarında seyahat tarihine yakın dönemde rezervasyon yapma eğilimi son üç yıldır devam ediyor. Wormald, rezervasyon ile seyahat arasındaki ortalama sürenin son bir yılda 10 gün kısaldığını açıkladı.
İngiltere’de bazı ailelerin yaz tatilleri için seyahat başlangıcından yalnızca iki, üç veya dört hafta önce rezervasyon yaptığını belirten Wormald, bu eğilimin otellerin ve hava yolu şirketlerinin planlama süreçlerini etkilediğini söyledi.
Bununla birlikte gelecek yaz sezonu için erken rezervasyon eğiliminin de yeniden görülmeye başladığını aktaran Wormald, erken rezervasyon yapanlarla son dakikada karar veren tüketicilerin farklı davranışlar sergilediğini ifade etti.
W2M CCO’su Nueschen de son dakika satışlarının Avrupa’daki birçok kaynak pazarda önem kazandığını belirtti. Nueschen’in paylaştığı verilere göre, şirketin geçen yıl ağustos ayının ilk gününde gerçekleştirdiği günlük satışların yüzde 75’i yine aynı ay içinde seyahat edecek müşterilere yönelikti.
Nueschen, turizm işletmelerinin yıl boyunca farklı rezervasyon dönemlerini dikkate alması ve doğru ürünü uygun fiyat ve uçuş seçenekleriyle doğru zamanda sunması gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin iş birliği modeli öne çıktı
Türkiye’nin Avrupa seyahat pazarındaki konumunu değerlendiren Wormald, havalimanları, hava yolları, oteller ve kamu kurumları arasında kurulan iş birliklerinin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin bu paydaşlar arasındaki koordinasyon açısından önemli bir örnek oluşturduğunu belirten Wormald, Avrupa’daki farklı destinasyonlarda benzer düzeyde iş birliğinin her zaman sağlanamadığını söyledi.
Turizm sektöründeki ekonomik baskıların tek bir işletme veya kurum tarafından çözülemeyeceğini ifade eden Wormald, sektör paydaşlarının ortak hareket etmesi gerektiğini kaydetti.
On the Beach’in yılda yaklaşık 2 milyon İngiliz tüketiciye paket tatil hizmeti sunduğunu belirten Wormald, Türkiye’nin şirket açısından önemli bir destinasyon olduğunu ve İngiltere’den Türkiye’ye yönelik satışları geliştirmek için iş birliklerinin sürdüğünü aktardı.
Nueschen ise Avrupa’daki dağıtım pazarında büyük şirketlerin sayısının azalmasının otellerle tur operatörleri arasındaki ticari ilişkileri değiştirdiğini söyledi. Gerçek iş ortaklığının yalnızca teknik bağlantı kurmaktan veya potansiyel müşteri sağlamaktan ibaret olmadığını belirten Nueschen, tarafların birbirlerinin ürünlerini, uçuş programlarını ve pazarlama ihtiyaçlarını anlaması gerektiğini vurguladı.
Otel içeriklerinin farklı dağıtım platformlarında doğru ve güncel biçimde sunulmasının önemine de değinen Nueschen, dijital altyapının yanında insan ilişkilerinin de belirleyici olmaya devam ettiğini ifade etti.
Yapay zekâ turizm operasyonlarında kullanılıyor
Oturumda yapay zekânın seyahat dağıtımı ve operasyonel süreçler üzerindeki etkisi de ele alındı.
Wormald, On the Beach’in son 12 ayda yapay zekâ kullanımını artırdığını ve otomasyona daha fazla ağırlık verdiğini söyledi. Müşteri taleplerinin değerlendirilmesi, hava yolu işlemleri, otel değişiklikleri ve rezervasyonlardaki isim değişiklikleri gibi süreçlerde yapay zekâ tabanlı sistemlerden yararlanıldığını belirtti.
Daha önce insan müdahalesi gerektiren bazı işlemlerin artık otomatik olarak gerçekleştirilebildiğini ifade eden Wormald, bu uygulamaların operasyonel maliyetleri azaltmaya ve müşteri deneyimini geliştirmeye katkı sağlayabileceğini kaydetti. Bununla birlikte teknolojinin turizmde insan odaklı hizmet anlayışının yerini almak için kullanılmadığını vurguladı.
W2M CCO’su Nueschen ise yapay zekânın sözleşmelerin sisteme aktarılması, tekliflerin hazırlanması ve rekabet analizleri gibi işlemleri hızlandırdığını belirtti.
Oturumda paylaşılan değerlendirmelerde, Avrupa turizminde değişen rezervasyon alışkanlıklarına uyum sağlamak için dinamik paketleme, esnek fiyatlandırma, dijital teknolojiler ve sektör paydaşları arasındaki iş birliğinin önem kazandığı vurgulandı.






