Dijital rezervasyon platformları ile ilgili yasa taslağı, sektörde tartışmayı alevlendirdi. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği tasarının mevcut yasalara ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğunu savunurken, otelciler dijital platformların yasaklanmasını değil, adil kurallarla Türkiye’de faaliyet göstermesini istiyor.
“Kapatılmalarına karşıyız”
Konuyla ilgili açıklama yapan TÜROFED Başkanı Erkan Yağcı, Dijital platformların yasaklanmasını değil, adil kurallarla düzenlenmesini savunuyoruz. Dijital dağıtım kanallarının lisans, yerel temsilcilik, vergi ve denetim yükümlülüklerini esas alan bir düzenlemeyi destekliyoruz. Buna karşılık; Booking.com, Expedia ve Trip.com başta olmak üzere uluslararası platformların Türkiye pazarına kapatılması yönündeki talep ve girişimlere kesinlikle karşıyız.” ifadelerini kullandı.
İç pazardaki talebin bir bölümü rakip destinasyonlara kaydı
Booking.com’un yasaklı olduğu dokuz yıllık tablonun ortada olduğunu ifade eden Yağcı “Türk vatandaşı, dünyanın en büyük konaklama platformlarından birinde kendi ülkesindeki otellere rezervasyon yapamayan tek tüketicidir. Berlin'deki bir misafir Antalya'daki bir otele rezervasyon yapabilirken, Ankara'daki vatandaşımız aynı işlemi gerçekleştirememektedir. Bu asimetrik yapı kimseyi korumamış; aksine iç talebin bir bölümünü rakip destinasyonlara yönlendirmiş, bedelini hem vatandaşımız hem de otelcimiz ödemiştir.” dedi.
“Aynı platformdan İspanya'ya, Mısır’a rezervasyon yapılıyor; Antalya’ya yapılamıyor”
Tablonun en çarpıcı yönünün ise Türk vatandaşlarının aynı platform üzerinden Yunanistan adalarına, İspanya'ya veya Mısır'a iki dakika içinde rezervasyon yapabilmesi olduğuna dikkat çeken TÜROFED Başkanı “Türk vatandaşları tatil bütçesiyle Rodos'un, Girit'in, Kos'un, Midilli'nin, Mayorka'nın ve Hurghada'nın turizmine katkı sağlamaktadır. Buna karşın aynı vatandaş, aynı platform üzerinden Antalya'ya, Kapadokya'ya, Bodrum'a, Çeşme'ye, Fethiye'ye veya Marmaris'e rezervasyon yapamamaktadır.” şeklinde konuştu.
“Hem otelciye hem vatandaşa zarar”
Türkiye’nin deniz, kum ve güneş turizminden kültür, inanç, gastronomi ve yayla turizmine kadar dünyanın en zengin destinasyon çeşitliliğine sahip ülkelerinden biri olduğunun altını çizen TÜROFED Başkanı Erkan Yağcı “İstanbul, İzmir, Mardin, Van, Trabzon, Diyarbakır, Konya, Samsun ve Bursa gibi her biri farklı bir hikâye anlatan şehirlerimiz, kendi vatandaşımızın dijital vitrininde yer almamaktadır. Kendi uyguladığımız yasak nedeniyle iç pazarımızın bir bölümünü komşu destinasyonlara yönlendiriyoruz. Bu düzenin devamını savunmak, Türk tüketicisinin harcamalarıyla rakip destinasyonların pazarlanmasına katkı sunmak anlamına gelmektedir. Bu durum hem otelcimize zarar vermekte hem de vatandaşımızın kendi ülkesini dijital kanallar üzerinden kolayca keşfetme ve planlama hakkını kısıtlamaktadır.” dedi.
Yağcı, açıklamasının devamında şu noktaların altını çizdi:
Aynı yaklaşımın Expedia ve Trip.com gibi uluslararası platformlara genişletilmesi, Türkiye'nin stratejik turizm hedefleriyle doğrudan çelişmektedir. Sektörümüzün en önemli önceliklerinden biri pazar çeşitlendirmesidir. Trip.com Asya-Pasifik pazarının, Expedia Grubu ise Amerika pazarının en güçlü dijital vitrinleri arasında yer almaktadır. Bu vitrinleri kapatmak; büyütmeye çalıştığımız pazarlarda Türkiye'nin görünürlüğünü azaltmak ve potansiyel misafirleri aynı platformdaki rakip ülkelere yönlendirmek anlamına gelecektir.
“Dijital platformlar pazara hakim değil”
Türkiye'ye gelen ziyaretçilerin yaklaşık yüzde 70'i tur operatörleri ve seyahat acenteleri aracılığıyla ülkemize gelmektedir. Bu veri, dijital platformların pazara hâkim olmadığını; aksine mevcut dağıtım yapısını tamamlayan kanallar olduğunu açıkça göstermektedir. Tur operatörlerimiz ve seyahat acentelerimiz Türk turizminin bel kemiğidir. Ancak güçlü bir sektör, alternatif kanalların yasaklanmasıyla değil; tüm dağıtım kanallarının rekabet içinde gelişmesi ve yerli acentelerimizin dijital kapasitesinin güçlendirilmesiyle inşa edilir. Yerli seyahat acentelerimizin teknoloji yatırımlarını ve doğrudan satış kabiliyetlerini geliştirecek her türlü iş birliğini desteklemeye hazırız.
Avrupa Birliği örneği
Komisyon oranlarına gelince: Bu alanda bir sorun varsa, çözümü pazarı kapatmak değildir. Komisyonları dengeleyen temel unsur rekabet ve kanal çeşitliliğidir. Kapalı bir pazarda fiyatlama gücü ortadan kalkmaz; yalnızca el değiştirir. Nitekim Avrupa Birliği de bu sorunu platformları yasaklayarak değil; Platformdan İşletmeye (P2B) Tüzüğü ve Dijital Piyasalar Yasası (DMA) örneklerinde olduğu gibi şeffaflık, vergi, yerel temsilcilik ve etkin denetim kurallarıyla çözmüştür. Türkiye'nin de aynı yaklaşımı benimsemesi gerektiğine inanıyoruz. Bu çerçevede hazırlanan düzenlemeyi doğru yönde atılmış önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz. Dijital kanalların asıl niteliği; şeffaf, izlenebilir ve rekabeti adil biçimde dağıtan bir yapı sunmalarıdır. Bizim talebimiz de tam olarak budur.
“Türkiye’nin bu yarışta geri kalma lüksü yoktur”
Komisyon maliyetini doğrudan üstlenen konaklama sektörünün talebi son derece açıktır: Vergisini Türkiye'de ödeyen, yerel temsilcilik bulunduran, denetime tabi olan ve tüm oyuncular için eşit yükümlülükler getiren açık, şeffaf ve rekabetçi bir dijital pazar.
Türk vatandaşına kapalı, rakip destinasyonlara açık bir dijital yapının Türkiye turizmine kazandıracağı hiçbir şey yoktur.
Bugün rekabet ettiğimiz destinasyonlar, dağıtım kanallarını kısıtlama tartışması yapmıyor; yapay zekâ destekli talep tahmini, kişiselleştirilmiş fiyatlama ve akıllı satış modelleriyle pazar paylarını büyütüyor. Turizmin geleceği, veriyi ve teknolojiyi en iyi kullanan destinasyonlar tarafından şekillendirilecektir. Türkiye'nin bu yarışta geri kalma lüksü yoktur.
Booking.com'un yeniden erişime açılması başta olmak üzere, tüm dijital dağıtım kanallarının eşit kurallar altında faaliyet göstermesi gerektiğine inanıyoruz. Sektörümüzü, yasakçı yaklaşımlar yerine Türkiye turizminin 2026 ve sonrasına ilişkin hedefleri doğrultusunda ortak akıl ve ortak vizyonla hareket etmeye davet ediyorum.