Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan “Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanun Taslağı” kapsamındaki düzenlemelere yönelik resmî değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı.
Birlik, söz konusu taslağın mevcut turizm mevzuatıyla uyumlu olmadığını, rekabet eşitliğini zedelediğini ve tüketici güvenliği açısından riskler barındırdığını ileri sürdü.
Tanım ve kapsam belirsizliği
TÜRSAB’ın görüş metninde, taslakta yer alan “yabancı dijital konaklama platformu” tanımının 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’daki tanımdan farklılaştığı ve “konaklama” ibaresiyle daraltıldığı ifade edildi. Bu tanımın AB mevzuatında ve Türk hukuk sisteminde karşılığı bulunmadığı vurgulanırken, tanıma uygunluğun Bakanlık takdirine bırakılmasının kuralsız bir uygulama alanı oluşturduğu aktarıldı.
Ayrıca, taslakta yer alan “uçak bileti satış yetkisi” nedeniyle “konaklama” ibaresinin anlamını yitirdiği ve düzenlemenin yanıltıcı hale geldiği değerlendirildi.
İzin şartları ve eşit rekabet tartışması
Taslağın 4. maddesinde düzenlenen izin belgesine ilişkin şartlar arasında; dijital hizmet vergisi mükellefiyeti, vergi borcu olmaması, yurt içinde tebligat adresi ve UETS kaydı ile 5 milyon TL’lik belge ücretinin yatırılması yer alıyor.
TÜRSAB, bu şartların 1618 sayılı Seyahat Acentaları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren yerli acentaların yerine getirmek zorunda olduğu tüzel kişilik kurma, teminat ve sigorta yükümlülükleri, düzenli denetim ve disiplin cezalarına tabi olma gibi ağır idari ve mali sorumluluklarla kıyaslanamayacağını kaydetti.
Birlik, bu durumun Anayasa’nın eşitlik ilkesine ve Türk Ticaret Kanunu’ndaki haksız rekabet hükümlerine aykırı olduğunu belirtti.
Doğrudan satış yetkisi ve paket tur muafiyeti
Taslağın 5. maddesiyle yabancı dijital platformlara, turizm belgeli konaklama işletmeleri ve turizm amaçlı konutların yanı sıra uçak bileti satışlarını doğrudan gerçekleştirme yetkisi tanınıyor.
TÜRSAB’a göre bu düzenleme, konaklama ve ulaşım hizmetlerinin birlikte sunulduğu satışları “paket tur” kapsamından çıkararak tüketicilerin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Kanunu’ndan kaynaklanan haklarını kullanmasını zorlaştırıyor.
Ayrıca, 1618 sayılı Kanun ve 7464 sayılı Konutların Turizm Amaçlı Kiralanması Kanunu’nda seyahat acentalarına münhasır olarak tanımlanan faaliyetlerin, taslakla birlikte yabancı platformlar tarafından doğrudan yürütülebilmesi öngörülüyor.
Denetim boşluğu ve yaptırım sınırlılığı
Taslakta, yabancı dijital platformların hangi usul ve makamlarca denetleneceğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığına dikkat çekildi. 1618 sayılı Kanun’da Bakanlık denetçileri tarafından her zaman denetlenebilen seyahat acentalarının aksine, yabancı platformların fiilen denetime açık olmamasının kamu düzeni açısından risk oluşturduğu ifade edildi.
6. maddede düzenlenen yükümlülüklerin ise yalnızca beyana dayalı olarak uygulanabileceği ve etkin bir yaptırım mekanizması sunmadığı vurgulandı.
Komisyon oranları ve mevzuat çelişkisi
Taslakta, yabancı dijital platformların satış bedeli üzerinden alabileceği komisyon oranının üst sınırı %20 olarak belirlenirken, TÜRSAB, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu’na dayalı yönetmelikte otel-acenta arasında uygulanan komisyon oranının %10 olduğunu hatırlattı.
Bu durumun Bakanlığın kendi düzenlemeleri arasında çelişki yarattığı ve yerli acentalar aleyhine eşitsizlik oluşturduğu belirtildi.
Yaptırımlar ve belge iptali
7. maddede düzenlenen idari para cezaları ve erişim engelleme yetkisine ilişkin hükümlerin, yabancı platformların yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde uygulanacağı ifade ediliyor. Belge iptali durumunda ise platformların 6 ay boyunca yeni başvuru yapamayacağı hükme bağlanıyor.
Ancak TÜRSAB, bu yaptırımların caydırıcılıktan uzak olduğunu ve denetim eksikliği nedeniyle işlevsiz kalabileceğini dile getiriyor.
TÜRSAB’ın yeni yasada gördüğü sektörel riskler
TÜRSAB’ın değerlendirmesinde, taslağın mevcut haliyle yasalaşması durumunda ortaya çıkacak riskler şu şekilde sıralanıyor:
• Türk turizm pazarında yabancı platformların hâkimiyeti artacak,
• Yerli seyahat acentaları bağımlı hizmet sağlayıcı konumuna düşecek,
• 1618, 7464, 6563, 6502 sayılı kanunlar ile vergi mevzuatının önemli bir kısmı yabancı platformlar açısından uygulanamaz hale gelecek,
• Tüketicilerin hukuki güvenceleri zayıflayacak ve kayıtlı ekonomi ile kamu gelirleri açısından ciddi riskler oluşacak.
Birlik, taslağın kamu yararı, Anayasa’nın temel ilkeleri ve mevcut hukuk düzeni çerçevesinde yeniden ele alınması gerektiğini belirtti.







