TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’nda konuşan TÜRSAB Hukuk Başdanışmanı İlker Ünsever, Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanunu Teklifi’nin Türkiye’de faaliyet gösteren seyahat acentelerinin alanını daraltacağını ve bazı alanlarda yok olma tehdidi yaratacağını söyledi. OTA’ların aslında seyahat acentesi olduğunu belirten Ünsever, teklif kapsamında getirilen paket tur istisnasının tüketicileri sigorta, iptal ve bedel iadesi gibi haklardan mahrum bırakacağını savundu. Teklifte uçak bileti satışına izin verilmesini ve Bakanlığa faaliyet alanlarını genişletme yetkisi verilmesini de eleştiren Ünsever, yabancı platformların Türkiye’de şirket kurmadan ve sınırlı vergilendirmeyle faaliyet göstermesinin yerli seyahat acenteleri açısından eşitsizlik yaratacağını ifade etti. Ünsever ayrıca düzenlemenin küçük ve orta ölçekli seyahat acentelerinin kapanmasına, yerli işletmelerin ise yabancı dijital platformların taşeronu hâline gelmesine yol açacağını öne sürdü.

“Bunlar aslında OTA, yani online seyahat acentesidir”

Ünsever, komisyonda yaptığı konuşmada şu noktaların altını çizdi:

"Sadece bu maddeyle ilgili değil, aslında geneliyle ilgili birkaç şey söylemek zorunluluğumuz mevcut. Çünkü bu kanun, özü itibarıyla 1618 sayılı Kanun'a göre Türkiye'de faaliyet gösteren seyahat acentelerinin faaliyet alanını daraltan, onu bazı alanlarda yok etmeye yönelik tehditler taşıyan bir kanun olarak karşımıza çıkıyor.

Her ne kadar "dijital yabancı konaklama platformu" adı konulmuş olsa da dünyada bunun adı "OTA", yani "online travel agency". Yani bunlar aslında bir seyahat acentesidir ve Avrupa Birliği nezdinde, Avrupa Birliği mevzuatında bu seyahat acentelerinin faaliyetlerini düzenleyen çok ciddi kurallar mevcut. Bu kurallar her gün yenileniyor.

“Paket tur istisnası getiriliyor”

Avrupa Birliği mevzuatında, seyahat yönergesinde çok açık olarak ayrı platformlardan alınsa dahi aynı dönemde kullanılacak iki hizmetin bile paket tur sayılacağını söylerken, Türkiye'de 6502 ve 1618 sayılı kanunlarda paket tur çok açık ve net tanımlanırken bu kanunda bir istisna yaratılıyor.

Bu istisnayla ne oluyor? Bu istisnayla Türk tüketicisi, paket turda zorunlu olan sigortadan mahrum kalmış oluyor. Paket tur sözleşmesi yapma zorunluluğundan ve 6502 sayılı Kanun'a bağlı Paket Tur Sözleşmeleri Yönetmeliği hükümlerine göre iptal haklarından da böylece mahrum kalmış oluyor. Türk tüketicisinin seyahat acentelerine karşı ileri sürebildiği en önemli hakları dijital platformlara karşı ileri sürülemez hâle geliyor.

Bu, 3'üncü fıkrada yer alan "Paket tur kapsamında değerlendirilmez." ifadesi birkaç tane kanunu ortadan kaldırdığı gibi, en önemlisi Türk tüketicisinin sigortalı seyahat etme, iptal hakları, otuz gün içinde iptal ettiği takdirde on altı gün içinde parasını alma hakkı gibi haklardan mahrum kalması sonucunu doğuruyor.

“Uçak bileti satış yetkisi kafa karıştırıyor”

Ayrıca konaklamayla ilgili bir kanunda uçak bileti satışı yetkisi tanınması da gerçekten birazcık kafa karıştırıyor. Çünkü hem uluslararası uçuşlarda IATA kuralları hem sivil havacılık düzenlemeleri Türkiye'de uçak biletinin nasıl düzenleneceğini gayet ayrıntılarıyla, yolcu hakları yönetmelikleri de yolcuların haklarını belirlerken bunlardan çok uzakta, merkezi Türkiye'de olmayan, Türkiye'de bir kişiyi bile istihdam etmeyen, Türkiye'de bir sandalye ve masalık bile yatırımı olmayan yapılar uçak biletlerinin, hem de iç hatlardaki uçak biletlerinin dahi satışını gerçekleştirecekler ve bunu gerçekleştirirken Türk yolcusunun tüm verilerini de yurt dışına götürecekler.

“İç turizm faaliyeti gelirinin yüzde 17’si yurt dışına aktarılacak”

Bir başka husus, Türk turizm gelirlerini artırmaya yönelik olduğu söylenen amaç burada bence ciddi bir mantık hatası içeriyor. Çünkü siz bu platformlar aracılığıyla yapılan satışların en az yüzde 17'sini yurt dışına götürmeyi burada belirlediğinizde, zaten bu uçak biletlerini, bu konaklamaları, bu rezervasyonları gerçekleştiren seyahat acentelerinin, Türkiye'deki seyahat acentelerinin elinde olsa yüzde 17 Türkiye'de kalacak; yüzde 17'yi zaten yurt dışına götürmüş oluyorsunuz. Bu, Türkiye'de gerçekleşen turizm faaliyetinin yüzde 17'lik gelirinin yurt dışına transferi anlamına gelmiyor mu? Nasıl artıracak?

“Bakan zamanında ‘dijital kapitülasyon’ demişti”

Bu kanun yurt dışından Türkiye'ye yönelik turizm hareketiyle ilgili bir kanun değil, Türkiye'de turizm, turist sayısını artırmak, turizm gelirini artırmak gibi bir hedefi olamaz. Çünkü aslında Sayın Bakanımızın 2019 yılında verdiği bir demeç var önümde:

"Booking'in yurt dışından Türkiye'ye yaptığı rezervasyonlarda bir kısıtlama yok. Booking'in iki temel sıkıntısı Türkiye'de vergi ödemek istememesi ve Türk mahkemelerine karşı tüketici sorumluluğunu almak istememesidir. Bu dijital kapitülasyondur, sizin ülkenizi bir tek kurşun atmadan işgal etmiş oluyorlar dijital yöntemle. Biz onların ülkelerinde bunu yapmıyoruz."

Bu benim beyanım değil, bu Sayın Turizm Bakanımızın şu anda hâlen bugün dahi Kültür ve Turizm Bakanlığı internet sitesinde duran bir beyanıdır.

Evet, doğru, son derece yerinde bir tespit. Burada yabancı dijital platform temsilcilerimiz var, hiç kimse onlara sormuyor mu, "Türkiye'de niye şirket kurmuyorsunuz?" diye. Türkiye'de şirket kurarsanız zaten Türkiye'de kurulu bir şirket olarak tüm faaliyetleri gerçekleştirirsiniz.

Sayın Bakan biraz önce TÜRSAB'ın açtığı davalar nedeniyle bu kanunun geldiğinden söz etti. TÜRSAB, "Türkiye'de Türk tüketicisine Türk ürününü satarken ortaya çıkan ekonomiyi yabancılar ancak Türk hukukuna uygun hâle geldiklerinde yapabilir." dedi. Bu konu bizim söylemimiz değil. Bu konu ticaret mahkemesinin, istinaf mahkemesinin ve Yargıtay'ın kararında yazan bir konu.

Aslında biz bu kanunla yaptığımız şey şu: Mahkemelerin hukuka aykırı bulduğu bir durumu, sonradan koyduğumuz bazı kurallarla hukuka uygun hâle getireceğiz. Mevcut durum hukuka aykırı, bunu mahkemeler ve Yargıtay belirtmiş, karara da geçmiş.

“Komisyonu kendi ülkelerine götürmesi mümkün hale gelecek”

Biz şimdi bu kanunla aslında, biraz önce Sayın Bakanım da söyledi, mevcut davayı ortadan kaldıracağız ve Türkiye'de Türk tüketicisine, Türkiye'deki ürünü yabancıların satmasını ve aradaki komisyonu kendi ülkelerine götürmesini mümkün hâle getireceğiz. Bence burada gerçekten oturup düşünülmesi lazım.

4'üncü fıkrada "Bu kanunda açıkça belirtilenlerle bağlantılı ve bunların tamamlayıcısı niteliğindeki turizm faaliyetlerinden izin verilebilecekleri belirlemeye Bakanlık yetkilidir." diyor.

“Bakanlığa bu kadar geniş yetki verilmesi doğru değil”

Yani aslında bu sadece bir rezervasyon veya tahsisle toptan almak ve satmak hâli değil, bir uçak biletinden de ibaret değil. Aslında bir yönetmelik hükmüyle Bakanlık yarın tüm transferleri, yani bütün taksi faaliyetlerinden seyahat acentesinin transfer faaliyetlerine kadar tüm faaliyetleri bu kanun kapsamında yabancı dijital platformlara verebilir.

Bu kadar geniş yetkinin Bakanlığa verilmesi aslında bu kanunla getirilmek istenen sınırlamayla da mantıken gerçekten çelişiyor.

“Beş yıl içinde, başta bilet acenteleri olmak üzere, pek çok seyahat acentesi kapanır”

Bu kanun gerçekleştikten sonra en çok beş yıl içinde birçok seyahat acentesi, özellikle uçak bileti satanlar derhâl kapanacak. Bunların hepsi küçük, orta boy işletmeler. Türkiye'de büyük ölçekte faaliyet gösteren yerli işletmeler yurt dışındaki kurdukları şirketler aracılığıyla gelip bu izni alacaklar. Onlar da 2027'de yüzde 2,5 olan dijital hizmet vergisini ödeyerek bütün bu yükümlülükten kurtulacaklar ve Türkiye'de faaliyet gösterenler de yabancı dijital platformların taşeronu olacak. Kaçınılmaz, kaçınılmaz son bu. Bu bir fal değil, bu bir gerçek.

O nedenle gerçekten bu kanunun bütünüyle ilgili sorun, 4'üncü maddede uçak biletinin varlığı. Son derece tehlikeli ve gerekli olmayan, adı "konaklama" olan bir kanunda uçak biletini oraya koymak, Bakanlığa bu hizmetleri genişletme yetkisini vermek, kanunda sınır sayılan şeylerin aslında Meclisin yetkisinin Bakanlığa devredilmesi anlamına da gelecektir.

Mustafa Kemal Çubuk: Maliyet baskısı servis kalitesini düşürdü
Mustafa Kemal Çubuk: Maliyet baskısı servis kalitesini düşürdü
İçeriği Görüntüle

“Dijital hizmet vergisini beyana göre verecekler”

Yüzde 2,5 dijital hizmet vergisi verecekler, evet, doğru. Ama yüzde 2,5 dijital hizmet vergisi onların beyanlarına göre verilecek. Çünkü ticari defterleri yurt dışında olan yapıların ne beyannamelerini ne defterlerini kontrol etme hak ve yetkisi var Türk hukuk sisteminin, beyanlarına tabi olacağız; bir tarafta bu duruyor.

İkincisi, dijital hizmet vergisi özü itibarıyla Maliye Bakanlığının düzenlemesinde aslında reklamla ilgili elde edilen gelirlerin, Google, YouTube ve diğerlerinin Türkiye'de reklamdan kaynaklı gelirlerinin vergilendirilmesi için getirilmiş. Hâlbuki biz burada Türkiye'de üretilen bir hizmetin -bu dijital platformlar hiçbir hizmet üretmeyecekler, bunu da burada tutalım- Türkiye'de Türklerin ürettiği hizmetin Türklere satışından elde edilecek gelirin yüzde 2,5'le vergilendirilmesi sonucunu doğuracaktır.

O nedenle dijital hizmet vergisinin ana konusunun da dışında bir vergilendirme modeli var. Niçin seyahat acentesi yüzde 20'den yüzde 45'e kadar artan oranlarda kurumlar vergisine tabi olacak da ve paket turda sigorta yapacak, parayı iade edecek? Biz bunu pandemi de gördük. Yurt dışında tur alan ve pandemi nedeniyle gerçekleşmeyen turlarda bütün Türk seyahat acenteleri bedellerini ödedi ama yabancı platformların ödemediği, insanların sadece makinelerle konuşmak zorunda kaldığı herkesin hafızalarında.

“Neden Türkiye’de şirket kurmuyorsunuz?”

O nedenle, Türkiye'de niye şirket kurmuyorsunuz? Gelin, kurun. Sayın Bakanımın dediği gibi onda biri değil ama en azından yarısından daha az bir bedelle Türkiye'de şirket kurmak ve en azından üç kişiyi istihdam etmek gibi bir sonuç, Türk hukukuna tabi olmak gibi bir durum varken bu kanuna da o zaman bu kadar büyük ve emeğe de ihtiyaç olmayacaktır. Çünkü bu alanların hepsi düzenlenmiştir. Türk hukuku bu alanları düzenlemektedir.

“Türk turizmi 1 lira fazla gelir elde edemeyecek”

Türk dijital platformları maalesef burada kaybederler. Türkiye'de vergi veren, Türkiye'de kurulu şirketlerin turizm alanında çalışan dijital platformlarının tabi olduğu kurallar başka, yabancı dijital platformların tabi olacağı kurallar başka hâle gelecek ve açıkça asimetrik bir eşitsizlik hâli söz konusu olacak.

Yani yabancıların Türkiye'de Türklere Türkiye'deki ürünleri satmasından Türk turizmi 1 lira fazla gelir elde etmeyecektir.

W H A T S A P P

T L G R A M