ABD’nin İran limanlarına dönük abluka ilanına dünyanın önde gelen ülkelerinden farklı tepkiler gösterilirken, liderlerin ortak kaygısı enerji fiyatlarının yükselmesi ve piyasalardaki belirsizlik, oldu.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ABD-İran müzakerelerinin çökmesini beklenen bir sonuç olarak değerlendirirken, enerji krizinin uzun vadeli etkilerine dikkat çekti. Berlin yönetimi, ABD’nin hamlesini diplomatik sürecin sonu değil, İran üzerindeki baskıyı artırma girişimi olarak görüyor.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer ise abluka kararına açıkça karşı çıktı. Londra, Hürmüz Boğazı’nın tamamen açık tutulmasını “hayati” olarak tanımlarken, diplomatik çözüm arayışını öncelik haline getirdi. İngiltere ve Fransa, seyrüsefer özgürlüğünü sağlamak için çok uluslu bir girişim hazırlığında.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da benzer şekilde, hiçbir diplomatik çabanın esirgenmemesi gerektiğini vurguladı ve bölgede bağımsız bir “barışçıl çok uluslu misyon” kurulmasını gündeme getirdi.
İspanya Savunma Bakanı Margarita Robles, ABD’nin kararını sert sözlerle eleştirerek bunun krizi derinleştiren bir adım olduğunu söyledi.
Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ablukanın uluslararası toplumun çıkarlarına aykırı olduğunu belirterek çözümün yalnızca diplomasiyle mümkün olacağını ifade etti. Çin, taraflara itidal çağrısı yaptı ve ateşkesin sürdürülmesini istedi.
Rusya adına konuşan Dmitri Peskov, bu tür adımların küresel piyasalar üzerinde olumsuz etkiler yaratacağını vurguladı. Peskov "Bu tür eylemlerin uluslararası piyasaları olumsuz etkilemeye devam etmesi muhtemeldir. Bu yüksek bir kesinlikle varsayılabilir" açıklamasını yaptı.
Bölgesel düzeyde ASEAN ülkeleri de ortak bir açıklamayla ateşkesin uygulanması ve müzakerelerin sürdürülmesi çağrısı yaptı; Hürmüz’de güvenli ve kesintisiz geçişin yeniden sağlanmasının altını çizdi.
Genel olarak dünya liderleri ABD’nin abluka kararına büyük ölçüde mesafeli yaklaşırken, ortak çizgi “gerilimi tırmandırmama” ve “diplomatik çözüm” çağrılarında birleşiyor. Enerji arzı ve küresel ekonomi üzerindeki riskler, bu krizi sadece bölgesel değil küresel bir mesele haline getiriyor.





