Turizm Ekonomi
Dinler Turizm Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yakup Dinler, Çin pazarı, Kapadokya bölgesinde sezon görünümü ve TÜRSAB’ın OTA’ları yasaklatma girişimi ile ilgili Turizm Ekonomi’ye değerlendirmelerde bulundu.
2025 yılının Kapadokya açısından beklentilerin altında ama çok da kötü bir yıl olmadığını belirten Dinler, bunda Hindistan pazarındaki gerileme ile Çin pazarında istenilen etkinin yaratılamamasının etkili olduğunu kaydetti.
2026 yılına girerken Türkiye’nin güzel bir karar alarak Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşlarına vizeleri kaldırdığını belirten Dinler, “Çinliler Türkiye’ye elektronik vize ile gelebiliyorlardı ama elektronik de olsa sonuçta bir vize uğraşı vardı.” dedi.
“Çin’den akın olmaz, pazar yavaş yavaş toparlanır”
Çin’e vizelerin kaldırılması ile birlikte bazı turizmcilerin Türkiye’ye Çinli turist akını olacağı şeklinde açıklamalar yaptığını kaydeden Yakup Dinler, şunları söyledi:
“Çin’den turist akını olacağı şeklinde bir beklenti oluştu ancak bu, yavaş yavaş gelişecek bir süreç. Çin’e vizelerin kaldırılması yetmiyor. Bunu insanların duyması ve devamında Türkiye’ye seyahat talebi oluşması gerekiyor. Bu talebin oluşmasına katkı sunmak için bu yıl Kapadokya Alan Başkanlığı tarafından 2026 At Yılı’na yönelik Kapadokya’da ve Çin’de birtakım etkinlikler düzenlenecek. Yıl boyunca sürecek bu aktivitelerin talebe olumlu etki edeceğini düşünüyorum. Ancak Çin pazarında pandemi öncesi rakamlara hemen ulaşılabileceğini düşünmüyorum.”
“Çin pazarında en büyük sorun yüksek bilet fiyatları”
Çin pazarıyla ilgili en büyük sorunun yüksek bilet fiyatları olduğunun altını çizen Dinler, “Bir turizmci olarak söylüyorum; Türk Hava Yolları’nın biletleri çok pahalı. Çinli hava yolları veya bizim özel hava yolları desteklenerek ya da Türk Hava Yolları bilet fiyatlarını düşürerek bu süreç hızlandırılabilir.” şeklinde konuştu.
Dinler, Kapadokya’da 2026 sezon görünümü ve TÜRSAB’ın uluslararası online rezervasyon portallarının yasaklanması için açtığı davaya ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kapadokya’nın 2026’da iyi bir sezon geçireceğine inanıyorum”
Bölgedeki tüm otellerin rezervasyonları bugün itibarıyla 2025’ten yüksek. EMITT Fuarı’nda Hindistanlı bir tur operatörü ile görüştüm. Hint turist yeniden gelmeye başlayacak. Muhtemelen 2024 sayısına ulaşılamaz ama bir hızlanma olacak. Çin pazarında da bir artış yaşanacak. Diğer pazarlarda da yaşanacak artışlarla Kapadokya’nın 2026’da iyi bir sezon geçireceğine inanıyorum. Tabii bu, bölgemizde herhangi bir olumsuzluk yaşanmaması koşuluna bağlı.
“Yasaklanması istenen portallardan Trip.com ve Expedia tanıtım partnerimiz”
TÜRSAB’ın yasaklanmasını istediği online portallar arasında Çin merkezli Trip.com da var. Trip.com, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) tanıtım alanında iş birliği yaptığı portallardan biri. Benzer şekilde Türk Hava Yolları geçen yıl Expedia ile ortak tanıtım kampanyası yürüttü.
TÜRSAB’ın bu portalların yasaklanması yönündeki girişimini tasvip etmiyorum. Ödenecek bir vergi varsa elbette ödenmeli ancak bu portallar hiç vergi ödemiyor demek doğru değil. OTA’ların yüzde 70 gibi oranlarda dijital vergi ödediklerini biliyoruz.
“Booking üzerinden Türk rezervasyonu almayan otelci yok”
Öte yandan Booking, Türkiye’de yedi yıldır yasaklı. Peki Booking üzerinden Türk rezervasyonu almadığını söyleyen bir otelci var mıdır? Herkes alıyor. Çünkü şu anda 7 yaşındaki çocuk bile VPN kullanarak yasaklanan oyunlara erişebiliyor. Dolayısıyla rezervasyon yapmak isteyen insanlar VPN ile girer, rezervasyonunu yapar. Yasaklamak çare değil. Bu nedenle OTA’lara Türkiye’de yasak getirilmesinin sektöre ciddi bir etkisi olacağını düşünmüyorum. Bunu sempatik görünmek adına yapılan bir hamle olarak görüyorum ve tasvip etmiyorum. Bunu bir TÜRSAB üyesi olarak söylüyorum. Bu hem Türkiye’ye dönük imaj ve algı açısından zararlı hem de Türkiye pazarına henüz girmemiş OTA’ların buraya yatırım yapmalarını engelleyecek bir adım.
“Bizde de OTA’lar var ama düzgün çalışmıyor”
Elbette bizim de OTA’larımız olsun, hatta var; ama düzgün çalışmıyor, ödemeleri düzgün yapmıyorlar. Booking.com 90’lı yıllarda kurulup bugünlere gelmiş global bir OTA. Bizde ise olaya çok kısa vadeli bakılıyor ve kısa sürede tüketiliyor. Dediğim gibi OTA’ların yasaklanmasına dönük girişimi tasvip etmiyorum.