Eski bürokrat, siyasetçi ve Türk-Rus ilişkileri uzmanı Aydın Sezer, Medya Günlüğü’nde Türkiye-Rusya ilişkileri üzerine dikkat çeken bir makale kaleme aldı. Sezer'in makalesinde, iki ülke arasındaki ilişkilerin gerilmeye başladığına ve Rusya'nın tonunda yaşanan değişime vurgu yapıldı.
"İlişkiler kırılgan bir zeminde ilerliyor"
Türkiye iç siyasetinde “stratejik dostluk” olarak ambalajlanan Türkiye-Rusya ilişkilerinin aslında aslında karşılıklı bağımlılık ve zorunluluklar üzerine inşa edilmiş kırılgan bir zeminde ilerlediğini kaydeden Sezer, “Son dönemde ise, Ankara’nın gururla sunduğu o meşhur “denge politikasının” süresini doldurduğuna ve ilişkilerin yeni, oldukça çetrefilli bir faza evrildiğine şahit oluyoruz. Bu yeni evrenin adını koymak gerekirse; artık bir “kontrollü gerilim” dönemindeyiz.” ifadelerini kullandı.
Rusya, Türkiye ile ilişkilerini "uyarı" moduna çekti
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova’nın yaptığı son açıklamaların tonuna dikkat çeken Aydın Sezer, Zaharova’nın kullandığı dilin bu yapısal dönüşümün ilanı niteliğinde olduğuna vurgu yaptı. Tecrübeli bürokrat “Zaharova’nın kullandığı dili sadece günlük bir diplomatik tepki veya duygusal bir hezeyan olarak okumak, Moskova’nın devlet aklını hiç tanımamak demektir. Rusya, tıpkı geçmişte Suriye, Libya ve Kafkasya sahalarında olduğu gibi, üçüncü ülkeler (bu kez Ukrayna) üzerinden Türkiye’ye çok net bir sınır çiziyor ve ilişkileri ‘uyarı moduna’ geçiriyor.” diye yazdı.
“Moskova, Ankara’nın uzun süredir dile getirdiği “Ukrayna’ya ölümcül silah göndermiyoruz” taahhüdüne artık resmi düzeyde inanmadığını deklare etmiş oldu.” diyen Aydın Sezer, diplomaside bir kez sarsılan güvenin tamirinin yıllar aldığına dikkat çekti. Sezer “Buradaki temel sorun, cepheye giden üç beş mühimmat veya silah sistemi değil, Ankara’nın verdiği sözlerin Kremlin koridorlarındaki inandırıcılığının ağır yara almış olmasıdır. Güven sorunu artık konjonktürel değil, yapısal bir boyuta taşınmıştır.” dedi.
Aydın Sezer’in yazısının devamında öne çıkan noktalar şöyle:
* Rusya, Türkiye’nin tarafsız arabulucu rolüne olan güvenini kaybediyor. Moskova’nın Türkiye’yi ABD ile aynı çerçevede değerlendirmesi, Ankara’yı artık Ukrayna konusunda Batı blokuna daha yakın bir aktör olarak gördüğüne işaret ediyor.
* Kısa vadede ilişkilerde kopuş beklenmiyor. Rusya; turizm, doğal gaz, ticaret, müteahhitlik, yatırımlar ve Akkuyu gibi alanlar nedeniyle Türkiye’yle ilişkileri tamamen bozmak istemeyecektir.
* Buna karşılık Rusya’nın “mikro baskı” uygulayabileceği öne sürülüyor. Gümrüklerde teknik sorunlar, Türk tarım ürünlerine yönelik denetimlerin artırılması veya charter uçuşlarında bürokratik gecikmeler gibi düşük yoğunluklu ekonomik ve ticari yaptırımlar gündeme gelebilir.
* Orta vadede “stratejik güvensizlik” dönemi başlayabilir. Türkiye’nin NATO ile uyumu arttıkça Rusya’nın Ankara’ya yaklaşımı değişebilir. Enerji alanında, TürkAkım, doğal gaz ticareti ve Akkuyu gibi projelerde gecikme veya teknik sorunlar yaşanabileceği değerlendiriliyor.
* İlişkilerin tamamen kopması yine de düşük ihtimal. Türkiye ve Rusya, Suriye ve Kafkasya gibi alanlarda karşı karşıya gelirken ticaret ve enerjide iş birliği yapabilen, çıkar temelli ve esnek bir ilişkiye sahip.
* Türkiye-Rusya ilişkisi “rakip-ortak” niteliğinde. Taraflar birbirlerine ekonomik ve stratejik açıdan ihtiyaç duyuyor ancak karşılıklı güven oldukça düşük.
* En önemli belirleyici Ukrayna savaşının seyri olacak. Savaşın tırmanması, Türkiye’nin NATO ile Rusya arasındaki denge politikasını sürdürmesini zorlaştırabilir.
* Sezer’e göre geri dönüş hâlâ mümkün. Türkiye’nin Ukrayna’ya ABD menşeli silahların gönderilmesi politikasından vazgeçmesi ve bunu siyasi bir başarı olarak sunması, ilişkilerdeki gerilimi azaltabilecek bir adım olarak görülüyor.
Turizm dahil pek çok alana yansıyabilir
Konuyla ilgili ayrıca bir tweet atan Aydın Sezer, Moskova yönetiminin Ankara’nı hareket alanını daraltmak için “mikro baskı” mekanizmalarını devreye sokacağını belirterek “Rus medyasında Türkiye karşıtı tonun giderek sertleştiğini görüyoruz, daha da göreceğiz. Tıpkı 2015'teki Uçak Krizi sonrasında yaşadığımız o meşhur "domates krizine" benzer asimetrik hamleler kapıdadır. Gümrüklerde aniden ortaya çıkacak teknik engeller, Rus sağlık ve tarım denetim ajanslarının (Rosselhoznadzor) Türk tarım ürünlerinde bulacağı "zararlı haşereler", turizm charter uçuşlarında yaşanacak açıklanamayan bürokratik gecikmeler gibi üstü kapalı ve düşük yoğunluklu cezalandırmalara hazırlıklı olmalıyız.”






