Seyahat Acentaları Yöneticileri Derneği (SAYD), yabancı dijital konaklama platformlarına yönelik kanun teklifine ilişkin açıklama yaptı. Dernek, temsilcilik modeliyle faaliyet gösterecek yabancı platformların 1618 sayılı Kanun kapsamındaki yükümlülüklerden muaf tutulmaması gerektiğini savundu.
SAYD’ın Başkan Mehmet Gem imzasıyla yaptığı açıklama şöyle:
"Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan ve TBMM'de komisyon gündemine taşınan “Yabancı Dijital Konaklama Platformlarına İlişkin Kanun Teklifi”, sektörün taşıyıcı omurgası olan 17 bini aşkın seyahat acentasını ve yasal meslek örgütünü dışarıda bırakarak kapalı kapılar ardında yürütülmektedir. Bu taslak, yalnızca seyahat acentalarının varlığını değil; Türk turizminin dijital egemenliğini, pazar bağımsızlığını ve 85 milyon vatandaşımızın tüketici haklarını doğrudan tehdit eden vahim hükümler içermektedir.
SAYD (Seyahat Acentaları Yöneticileri Derneği) olarak, kamuoyuna bir "uzlaşma ve denetim adımı" gibi sunulmaya çalışılan düzenlemenin perde arkasını ve yaratacağı telafisi imkânsız tahribatı kamuoyuyla paylaşıyoruz:
Temsilcilik açmak göz boyamadır, 1618 sayılı kanun by-pass edilemez!
Türkiye Cumhuriyeti sınırları dâhilinde konaklama satışı, rezervasyon aracılığı ve seyahat organizasyonları münhasıran 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu ile yetkilendirilen acentaların yasal tekelindedir.
Türkiye’de faaliyet gösteren yerli seyahat acentalarımız yüksek teminat mektupları vermekte, zorunlu istihdam şartlarını karşılamakta, sıkı denetimlere tabi tutulmakta ve Türk Ticaret Kanunu ile vergi mevzuatının tam mükellefi olarak ağır cezai ve hukuki sorumluluklar üstlenmektedir.
Yabancı bir platforma; "Sen seyahat acentası kurma, 1618 sayılı Kanun’un getirdiği hiçbir yükümlülüğe girme, teminat yatırma, denetime tabi olma; sadece göstermelik bir irtibat/temsilcilik bürosu aç, TGA’ya pay ver ve iç pazarda acentalık faaliyeti yürüt" demek, kanununun arkasından dolanmaktır.
Bu durum, kendi ülkesinde katma değer ve istihdam üreten yerli sermayeli acentalarımıza ceza kesmek; küresel devlere ise modern kapitülasyonlar bağışlamaktır.
Temsilcilik formülü tüketicinin "muhatapsızlık duvarını" yıkmaz
Bakanlığın taslağındaki "temsilcilik ofisi" yaklaşımı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun açısından da tam bir illüzyondur.
İrtibat büroları ve temsilcilikler; Türkiye’de borç ve tazminat sorumluluğu üstlenmeyen, haczedilebilir mal varlığı bulunmayan, icra kabiliyeti taşımayan yapılardır.
Ayıplı hizmet, rezervasyon iptali, oda uyuşmazlığı veya haksız kesinti yaşayan bir vatandaşımız Tüketici Hakem Heyetleri’ne gittiğinde karşısında yine gerçek bir borçlu bulamayacak; uyuşmazlıklar "yetkili mahkemeler yurt dışındadır" denilerek bot yazılımlara ve çözümsüz çağrı merkezi döngülerine mahkûm edilecektir.
Tüketici iradesi gasp ediliyor
Söz konusu platformlar tarafsız bir vitrin veya objektif bir arama motoru değildir:
Tüketicinin cihaz modelinden konumuna, geçmiş aramalarından anlık reflekslerine kadar işlenen kişisel verilerle "dinamik ve manipülatif fiyatlandırma" uygulanmaktadır.
Yapay zekâ marifetiyle üretilen sahte aciliyet bildirimleriyle ("Son 1 oda kaldı", "Şu an 20 kişi inceliyor") panik satın almaları tetiklenmekte; oteller ise algoritma baskısıyla yüksek komisyon ve reklam bütçeleri vermeye zorlanmaktadır.
Tüketici kendi özgür iradesiyle tesis seçtiğini sanırken, aslında küresel tekellerin kurguladığı yönlendirilmiş algoritmik kafese hapsedilmektedir.
Turizm verilerinin ele geçirilmesi riski
Milyonlarca yerli ve yabancı misafirin seyahat tercihleri, harcama grafikleri, rotaları, iptal eğilimleri ve rezervasyon refleksleri Türkiye’nin stratejik ekonomik verisidir.
Bu verinin doğrudan yurt dışı sunuculara akması ve orada işlenmesi, Türkiye turizminin fiyat politikalarını ve destinasyon yönetimini tamamen yabancı algoritmaların inisiyatifine bırakmak demektir.
Kendi pazarını kendi verisiyle yönetemeyen bir turizm sektörü, uzun vadede fiyat belirleme gücünü de ulusal bağımsızlığını da kaybeder.
TBMM ve Kültür Ve Turizm Bakanlığı’na açık çağrımızdır
17 bin seyahat acentasının emeğini ve haklarını yok sayarak dar lobi çerçevesinde hazırlanan bu kanun taslağı derhal geri çekilmeli veya dondurulmalıdır.
Yabancı platformlara "ayrıcalıklı temsilcilik" icat etmekten vazgeçilmeli; eğer Türkiye pazarında seyahat ve rezervasyon satışı yapacaklarsa, 1618 sayılı Kanun kapsamında bizzat Seyahat Acentası Belgesi almaları, Türkiye merkezli tam mükellef sermaye şirketi kurmaları ve yerli acentalarımızla harfi harfine aynı hukuki, cezai ve vergisel yükümlülüklere tabi olmaları zorunlu tutulmalıdır.
Tüketici Hakem Heyetleri ve Türk mahkemeleri önünde doğrudan muhataplık tesis etmeyen hiçbir dijital modele yasal kılıf hazırlanmamalıdır.
SAYD olarak; hem 17 bin seyahat acentamızın 1618 sayılı Kanun ile korunan mesleki hukukunu ve alın terini hem de algoritmalar eliyle iradesi ve hakları aşındırılan Türk tüketicisinin hakkını sonuna kadar savunacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.







