Rusya ve BDT pazarları uzmanı, deneyimli turizmci Orhan Sancar, 2026 sezonunun Eylül ayı itibarıyla Rusya ve BDT pazarındaki son durumu değerlendirdi. Ortalama kalış süresinin kısalması ve turizm gelirlerinin baskı altında kalmasının turist sayısındaki sınırlı gerilemeden daha önemli olduğuna dikkat çeken Sancar, “Sezonun Eylül ayında bitmiş kabul edilmemesi gerekir. Antalya için Nisan-Mayıs ve Ekim-Kasım aylarında büyük uluslararası konserler, festivaller, spor ve dijital dünya etkinlikleriyle yeni bir turizm sezonu yaratılması gerekir.” dedi.

2026 sezonuna girerken Rusya pazarından Türkiye'ye yönelik geçen yılın üzerinde bir performans beklentisinin olduğunu kaydeden Sancar ancak yıl içerisinde yaşanan jeopolitik gelişmeler, havacılık ve yakıt maliyetlerinin yükselmesi, paket tur fiyatlarındaki artış ve alternatif destinasyonların daha agresif fiyat politikaları nedeniyle beklenen büyümenin gerçekleşmediğine dikkat çekti.

Asıl risk geceleme ve gelirdeki düşüşte

Buna rağmen Eylül ayının Rusya pazarında Türkiye ve özellikle Antalya için hâlâ en önemli dönemlerden biri olmaya devam ettiğini kaydeden Sancar, “Sadece turist sayısına bakılması artık yeterli değil. Türkiye turizminin esas dikkat etmesi gereken gösterge turist sayısı kadar, hatta bundan daha fazla, geceleme sayısı, ortalama kalış süresi ve turist başına yaratılan net turizm geliri. Turist sayısı çok az düşebilir; asıl risk geceleme ve gelirde 2026 verileri bu açıdan dikkatle okunmalıdır. TÜİK verilerine göre 2026 yılının ikinci çeyreğinde Türkiye'nin turizm geliri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,6 azalarak yaklaşık 15,9 milyar dolara gerilerken, ziyaretçi sayısındaki gerileme yüzde 5,1 oldu.” değerlendirmesini yaptı.

Turist Türkiye’den vazgeçmiyor, geceleme ve diğer harcamalarını düşürüyor

Sancar, turizmde öncelikler ve atılması gereken adımlara ilişkin şu noktaların altını çizdi:

Fiyatların yükselmesi turist davranışını değiştiriyor. Turist Türkiye'den tamamen vazgeçmeyebilir; ancak geceleme süresini düşürebilir, otel dışındaki harcamalarını azaltabilir veya daha ekonomik otel kategorilerine ve tatil paketlerine yönelebilir.

Konaklama tesisleri verileri de ortalama kalış süresi açısından dikkat çekici bir sinyal veriyor. 2026'nın ilk dört ayında yabancı ziyaretçilerin ortalama kalış süresinin 2,70 geceden 2,62 geceye gerilediği, yabancı doluluk oranlarında da düşüş yaşandığı görülüyor.

Dolayısıyla yalnızca “kaç turist geldi?” sorusuna odaklanırsak sektörün gerçek ekonomik performansını tam olarak okuyamayız.

Bir ülkeye 10 milyon turistin gelmesi ile aynı 10 milyon turistin daha uzun süre kalması ve daha fazla harcama yapması arasında çok büyük bir ekonomik fark var.

Turizm gelirinde 3 milyar dolarlık revizyon önemli bir uyarı

Bu noktada 6 Eylül'de açıklanan yeni Orta Vadeli Program'daki revizyon son derece önemli. 2026 yılı için daha önce 68 milyar dolar olarak öngörülen turizm geliri tahmini 65 milyar dolara çekildi. Böylece turizm gelir hedefinde 3 milyar dolarlık aşağı yönlü revizyon yapıldı. Bu rakamı sadece teknik bir hedef değişikliği olarak görmemeliyiz. Bu, sektör açısından önemli bir uyarıdır. Turist sayısında çok büyük bir kayıp yaşamadan da toplam turizm gelirinde sorun yaşayabiliriz. Eğer turist daha kısa kalıyorsa, fiyat nedeniyle daha düşük kategorili ürün tercih ediyorsa veya otel dışındaki harcamalarını azaltıyorsa, ziyaretçi sayısı yüksek görünmesine rağmen ekonomik sonuç arzu edilen seviyeye ulaşmayabilir.

Bu nedenle Türkiye'nin bundan sonraki hedefi sadece ziyaretçi rekoru kırmak değil, geceleme ve geliri artırmak olmalıdır.”

Eylül ayında Rus turistin profili değişiyor

Rusya'da okulların açılmasıyla birlikte Eylül ayından itibaren çocuklu ailelerin seyahat oranının doğal olarak azaldığına işaret eden Orhan Sancar, bu dönemde Rusya pazarında çocuksuz çiftler, gençler, arkadaş grupları ve tek başına seyahat edenlerin öne çıktığını ifade etti. Sancar “Dolayısıyla Temmuz-Ağustos dönemindeki reklam ve ürün stratejisini Eylül ayında aynen devam ettirmek doğru değildir. Eylül-Ekim döneminde adult only oteller, gastronomi, eğlence, gece hayatı, spor, wellness, kültür, doğa ve adventure ürünleri daha fazla ön plana çıkarılmalıdır. Özellikle yeni nesil Rus turist artık yalnızca deniz-kum-güneş ve her şey dahil otel satın almıyor.” diye konuştu.

Turist deneyim satın alıyor

Türkiye'nin bir “otel ürünü” değil, bir deneyim destinasyonu olarak pazarlanması gerektiğine vurgu yapan tecrübeli turizmci “İstanbul bize etkinlik turizminin gücünü gösterdi. 2026 yılında İstanbul'da gerçekleştirilen büyük ölçekli konser ve etkinlikler bize çok önemli bir mesaj verdi. 30 Mayıs'ta Atatürk Olimpiyat Stadı'nda gerçekleştirilen Ye – Kanye West konserine yaklaşık 118 bin kişinin katılması, organizasyonun yalnızca Türkiye'den değil İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda, İtalya, Rusya, Polonya ve diğer ülkelerden ziyaretçi çekmesi, büyük etkinliklerin doğrudan uluslararası turist hareketi yaratabileceğini gösterdi.

Fas’ın hem turist sayısı hem turizm geliri arttı
Fas’ın hem turist sayısı hem turizm geliri arttı
İçeriği Görüntüle

Ardından Belaruslu sanatçı Max Korzh'un 6 Haziran'da Tüpraş Stadyumu'nda gerçekleştirdiği konser Rusya, Belarus ve Ukrayna başta olmak üzere bölgeden binlerce kişiyi İstanbul'a çekti. Konser günü Beşiktaş, Maçka ve Beyoğlu'nda oluşan hareketlilik bunun sadece konser salonuyla sınırlı kalmadığını gösterdi. Konsere gelen yabancı ziyaretçi yalnızca konser bileti satın almıyor. Uçak bileti alıyor, otelde kalıyor, transfer kullanıyor, restoranlarda yemek yiyor, alışveriş yapıyor, şehir turlarına katılıyor ve gece hayatına harcama yapıyor.” dedi.

İstanbul'daki model mutlaka Antalya'ya taşınmalı

İstanbul’da başarılı olan bu modelin mutlaka Antalya’ya da taşınması gerektiğine vurgu yapan Sancar “Antalya'nın Nisan-Mayıs ve Ekim-Kasım aylarında çok ciddi bir atıl kapasitesi bulunuyor. Otellerimiz var. Stadyumlarımız ve etkinlik alanlarımız var. Havalimanımız ve çok geniş bir uluslararası uçuş ağımız var. Transfer, konaklama ve tur operatörlüğü altyapımız dünyanın en güçlülerinden biri. Eksik olan şey bu altyapıyı dolduracak seyahat nedenleri yaratmak. Bu nedenle Antalya'da özellikle; Nisan – Mayıs – Ekim – Kasım aylarında büyük stadyum konserleri, uluslararası müzik festivalleri, DJ festivalleri, stand-up gösterileri, spor organizasyonları, e-spor turnuvaları, gastronomi festivalleri ve dijital medya etkinlikleri düzenlenmelidir.” ifadelerini kullandı.

Antalya için etkinlik takvimi oluşturulmalı

Rusya, Ukrayna, Belarus, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve diğer BDT ülkelerinde milyonlarca takipçisi bulunan şarkıcılar, rap sanatçıları, DJ'ler, stand-up sanatçıları, influencer'lar, YouTuber'lar ve dijital içerik üreticilerin Antalya'ya getirilmesi gerektiğine işaret eden Sancar şunları söyledi:

Bugünün dünyasında bazı influencer veya YouTuber'ların takipçi sayısı birçok televizyon kanalının günlük izleyici sayısından daha fazla. Bir sanatçının veya influencer'ın Antalya'dan yapacağı paylaşım birkaç saat içerisinde Rusya, Kazakistan, Ukrayna veya Belarus'ta milyonlarca kişiye ulaşabilir. Bu nedenle etkinlikleri yalnızca “konser” olarak görmemeliyiz.

Bunlar aynı zamanda son derece güçlü destinasyon pazarlama araçları. Antalya'da dört aylık ayrı bir etkinlik sezonu oluşturulmalı. Nisan-Mayıs: Yaz sezonunu erken başlatacak etkinlik dönemi. Ekim-Kasım: Yaz sezonunu uzatacak etkinlik dönemi. Bu dört ay için önceden açıklanmış uluslararası bir “Antalya Events Calendar” oluşturulabilir. Her hafta veya iki haftada bir büyük bir etkinlik planlanabilir.

Tur operatörleri de bu etkinliklere özel uçak + otel + transfer + etkinlik bileti içeren paketler oluşturabilir. Böylece bugün boş kalabilecek bir otel odası ve uçak koltuğu, özel bir ürün haline gelir. Ekim'i ikinci bir yüksek sezon yapabiliriz

Antalya için Ekim ayının ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. Rusya'nın büyük bölümünde hava sıcaklıklarının hızla düştüğü bir dönemde Antalya'da deniz, güneş ve açık hava yaşamı devam ediyor. Dolayısıyla Antalya'nın Ekim avantajı sadece fiyat değil aynı zamanda iklim avantajı.

Uçuş iptal etmek yerine talep yaratmalıyız

Eylül ve Ekim aylarında satışlar kısa süreli olarak yavaşladığında ilk refleks uçuş azaltmak olmamalı. Bir charter uçuşunun sistemden çıkarılması kolaydır, ancak daha sonra yeniden kapasite yaratmak her zaman mümkün değil. Slot, uçak, ekip, otel kontratı ve tur operatörü planlaması bir bütün halinde çalışıyor. Bu nedenle yaklaşımımız; “Talep düştü, uçağı iptal edelim” değil, “Bu uçağı doldurmak için hangi ürünü yaratabiliriz?” olmalıdır.

Oteller de fiyat konusunda dinamik davranmalı

Rusya pazarının fiyat değişikliklerine çok hızlı reaksiyon gösteren bir pazar olduğunun altını çizen Sancar “Turist Türkiye'yi seviyor ancak bugün birkaç dakika içerisinde Türkiye'nin fiyatını Mısır, BAE, Tayland, Vietnam ve diğer destinasyonlarla karşılaştırabiliyor. Bu nedenle özellikle sezon dışı dönemlerde sezonlarda yüksek sezon fiyat politikasını sürdürmek yerine daha esnek davranmalıyız. Otel yüzde 70 yerine yüzde 90 dolduğunda bundan sadece otel değil; transferci, rehber, restoran, alışveriş merkezi, tur şirketi, eğlence sektörü ve bölgenin tamamı faydalanıyor.” dedi.

Turisti otelden çıkarmamız gerekiyor

Geliri artırmanın başka bir yolunun da gelen turistin Türkiye'de daha fazla deneyim satın almasını sağlamak olduğunu ifade eden Sancar, şunları söyledi:

Antalya'ya gelen turistin tatilinin tamamını otelde geçirmesi yerine Kapadokya, Konya-Mevlânâ, Pamukkale ve farklı kültür destinasyonlarına götürülmesi gerekiyor. Alanya, Side, Kemer ve Tekirova bölgelerindeki yeni tur güzergâhları ve ulaşım bağlantıları da geliştirilmelidir. Turistin bir gece daha fazla kalması, bir tur daha satın alması veya Türkiye'de başka bir destinasyonu ziyaret etmesi doğrudan turizm gelirine yansır. Artık başarıyı üç rakamla ölçmeliyiz: Turist sayısı + geceleme süresi + turist başına gelir.

W H A T S A P P

T L G R A M