ABD ve İsrail’in saldırılarıyla başlayan İran savaşı, küresel havacılık sektörünü toparlanma sürecinde yakalayarak yeniden ciddi bir baskı altına soktu. Aerotelegraph yayıncısı Stefan Eiselin, sektörün pandemi sonrası yeniden büyüme ivmesi yakaladığı bir dönemde bu gelişmenin “tam darbe” etkisi yarattığını belirtiyor.
En büyük darbe Körfez havayollarına
Krizin merkezinde yer alan Körfez bölgesi, özellikle havacılık açısından kritik bir konumda bulunuyor. Dubai, Doha ve Abu Dabi gibi küresel aktarma merkezleri, savaşın etkilerini doğrudan hissediyor.
Bu merkezlerin gücü, Avrupa, Asya, Afrika ve Kuzey Amerika arasındaki yolcu akışını bir araya getirmelerinden geliyor. Ancak artan güvenlik riskleri ve operasyonel zorluklar, bu modeli ciddi şekilde zayıflatmış durumda.
Operasyonlar zorlaştı, hatlar uzadı
Havayolları uçuşlarını sürdürse de operasyonlar artık çok daha karmaşık. Bazı şirketler faaliyetlerini geçici olarak farklı ülkelere kaydırmak zorunda kaldı. Örneğin Gulf Air ve Kuwait Airways operasyonel esneklik sağlamak için alternatif çözümler geliştirdi.
Buna karşılık, daha uzun uçuş rotaları ve kapalı hava sahaları nedeniyle maliyetler hızla yükseliyor. Özellikle yakıt tüketimi ciddi şekilde artarken, kerosen fiyatlarındaki yükseliş havayollarının finansal dengesini zorluyor.
Fiyatlar yükseliyor ama kazanan yok
Bazı taşıyıcılar kısa vadede fiyat artışlarıyla gelirlerini artırsa da, uzmanlara göre bu durum sürdürülebilir değil. Thai Airways ve Singapore Airlines gibi şirketler belirli hatlarda avantaj sağlasa da, genel tablo sektör genelinde maliyet baskısının ağır bastığını gösteriyor.
Eiselin’e göre bilet fiyatlarındaki artış, şirketlerin fırsatçılığından çok arz-talep dengesinin bozulmasından kaynaklanıyor. Kapasite düşerken talep yüksek kalınca fiyatların yükselmesi kaçınılmaz hale geliyor.
Kapasite kesintileri ve yakıt riski
Krizin bir diğer sonucu da kapasite daralması. United Airlines gibi bazı büyük taşıyıcılar uçuş programlarını azaltacaklarını açıkladı.
Riskin büyüklüğü savaşın süresine bağlı
Uzmanlara göre sektörün karşı karşıya olduğu riskin boyutu, savaşın ne kadar süreceğine bağlı. Kısa vadeli bir kriz yönetilebilir görülse de, uzayan bir çatışma özellikle finansal olarak zayıf havayollarını ciddi şekilde tehdit ediyor.
Buna karşın Emirates ve Qatar Airways gibi güçlü bilanço yapısına sahip şirketler daha dayanıklı bir profil çiziyor. Ancak bu şirketlerin bile uzun süreli bir krizde baskı altında kalacağı belirtiliyor.
Devlet desteği kritik rol oynuyor
Körfez havayollarının en önemli avantajlarından biri, devlet destekli yapıları. Bu durum, kriz dönemlerinde finansal dayanıklılığı artırıyor. Ancak aynı zamanda bu havayolları, bölgenin ticaret, turizm ve küresel bağlantı modelinin de temelini oluşturuyor.
Algı hasarı ve toparlanma sorusu
Tüm bu gelişmeler, Körfez’in “güvenli aktarma merkezi” imajına zarar vermiş durumda. Ancak geçmiş krizlerde olduğu gibi talebin zamanla geri dönmesi bekleniyor.
Sektörün önündeki temel soru net: Bu kriz ne kadar sürecek? Çünkü havacılıkta dengeleri belirleyen asıl faktör artık talep değil, zaman.
Asya havacılık sektörünü kriz vurdu
ABD ve İsrail’in saldırıları nedeniyle İran’ın Hürmüz Boğazı’nın kapatması, küresel havacılık sektörünü derin bir jet yakıtı krizine sürükledi. Asya’da başlayan uçuş iptalleri ve rekor fiyat artışlarının kısa sürede Avrupa ve ABD’ye yayılması bekleniyor.
Tedarik zinciri kırıldı: Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması, küresel rafinerilerin ikame edemeyeceği boyutta bir yakıt açığı yarattı. Mart ve Nisan aylarında toplam 37 milyon varil jet yakıtının kaybolacağı öngörülüyor.
Asya alarm veriyor: Çin ihracatı kısıtlarken, Vietnam'dan Yeni Zelanda'ya kadar pek çok havayolu şirketi yakıt yokluğu ve maliyetler nedeniyle yüzlerce uçuşu iptal etti.
Avrupa ve ABD tehdit altında: Basra Körfezi’nden gelen yakıta bağımlı olan Avrupa’nın birkaç hafta içinde benzer bir dar boğaz yaşaması bekleniyor. ABD’de ise özellikle dışa bağımlı olan Batı kıyıları risk grubunda.
Bilet fiyatlarına "kaçınılmaz" zam: IATA verilerine göre jet yakıtı fiyatları yılbaşından bu yana ikiye katlandı. Bu durumun yolculara yüksek bilet fiyatları ve ek yakıt ücretleri (bazı rotalarda yolcu başı +400$) olarak yansıması kaçınılmaz görülüyor.