Seyahat Acenteleri

İskender Çayla: Türkiye’ye gelen turist kazıklanma endişesi taşıyor

Türkiye’de fiyat algısının kaybolduğunu belirten İskender Çayla, turistlerin “acaba kazıklandık mı?” endişesi taşıdığını söylüyor.

Abone Ol

Turizm Ekonomi

Delicias Travel & Incentive ve Turquia.com Genel Müdürü İskender Çayla, Türkiye turizminin karşı karşıya olduğu sorunlarla ilgili Turizm Ekonomi Haber Müdürü Savaş Daş’a dikkat çeken değerlendirdi. Türkiye’nin uzun yıllardır farklı krizlerle mücadele ettiğini belirten Çayla, 2016’da yaşanan terör olayları ve darbe girişimi, depremler ve çevre ülkelerdeki savaşların turizm üzerinde etkili olduğunu söyledi.

Son dönemde yaşanan ekonomik koşulların turizm sektörünün maliyet yapısını ve Türkiye’nin uluslararası fiyat rekabetini önemli ölçüde etkilediğini ifade eden Çayla, enflasyon ile devalüasyon arasındaki farkın açılmasının sektörü olumsuz etkilediğini söyledi. Çayla, enflasyonun daha yüksek, devalüasyonun ise daha düşük kalması nedeniyle Türkiye’deki fiyatların ero bazında çok fazla yükseldiğini belirtti.

Bu durumun yalnızca seyahat acentelerini değil, otelleri, rehberleri ve ulaşım şirketlerini de etkilediğini söyleyen Çayla, sektörde faaliyet gösteren tüm işletmelerin TL bazında artan maliyetlerle karşı karşıya kaldığını ifade etti.

“İki bira nasıl 60 euro + KDV olur?”

Türkiye’deki fiyatları yurt dışındaki müşterilere anlatmanın giderek zorlaştığını belirten Çayla, yakın zamanda yaşadığı bir örneği şöyle aktardı:

“Geçenlerde bir otel bize limitli yerli içki için, yani iki kadeh bira veya iki kadeh şarap için 60 euro + KDV fiyat gönderdi. Ve bu otel İstanbul Boğazı’nda değil, Anadolu Yakası’nda bir otel. Şimdi bunu TL’ye çevirdiğinizde ortaya inanılmaz bir rakam çıkıyor. Bizim bunu yurt dışına anlatma olanağımız yok.”

Türkiye’deki fiyatları anlaakta zorlanıyorlar

Bu fiyat yapısının Türkiye’de turizm yapma biçimini ciddi şekilde etkilediğini söyleyen Çayla, özellikle uluslararası pazarlardan gelen müşterilerin Türkiye’deki fiyatları anlamakta zorlandığını belirtti.

İspanya Türkiye’nin önüne geçiyor

Akdeniz destinasyonları arasında Türkiye’nin kendisine rakip ve kıyaslama ölçütü olarak İspanya’yı aldığını ifade eden Çayla, iki ülkenin benzer özelliklere ve birbirine yaklaşan turizm potansiyeline sahip olduğunu söyledi.

Türkiye’nin potansiyelinin 10 yıl içerisinde İspanya’yı fazlasıyla geçmesi gerektiğini belirten Çayla, yaşanan sorunlar nedeniyle bunun gerçekleşemediğini ifade etti.

Çayla, İspanya’nın 2026’nın ilk altı ayını çok iyi geçirdiğini ve savaşlara rağmen Avrupa destinasyonlarındaki kapasitesini artırdığını söyledi. Güney Amerika’dan İspanya’ya giden turist sayısının ciddi oranda yükseldiğini belirten tecrübeli turizmci, bu turistlerin kısa süreli seyahatler yerine bazen bir aya varan konaklamalar gerçekleştirdiğini ifade etti.

Rus vatandaşlarının Avrupa’da seyahat edebilmesi açısından da İspanya’nın yeniden önemli bir destinasyon haline geldiğini söyleyen Çayla, Türkiye’nin alamadığı bazı müşterilerin İspanya tarafından alınmaya başlandığını kaydetti.

İspanya’dan Türkiye’ye uçuş kapasitesi yüksek

Türkiye’nin İspanya pazarındaki uçuş kapasitesinin yüksek olduğuna dikkat çeken Çayla, Türk Hava Yolları’nın Bilbao, Malaga, Sevilla, Madrid, Barselona ve Valencia gibi destinasyonlara günde iki, üç veya dört uçuş gerçekleştirdiğini belirtti.

Pegasus’un da Sevilla, Alicante, Barselona ve Madrid gibi noktalara uçtuğunu ifade eden Çayla, İspanya merkezli Air Europa ve Vueling’in de Türkiye’ye uçuşları bulunduğunu söyledi.

Buna rağmen mevcut uçuş kapasitesinin Türkiye’ye yeterli sayıda turist getirmediğini belirten Çayla, Valencia’dan İstanbul’a yaptığı son seyahatte uçaktan İstanbul’da yalnızca yedi kişinin indiğini aktardı.

Çayla, Türk Hava Yolları’nın transit yolcu taşımacılığıyla ayakta kalmaya çalıştığını, mevcut uçuş potansiyelinin çok azının Türkiye’ye turist olarak getirilebildiğini söyledi.

Meksika pazarı da geriledi

Güney Amerika pazarında da benzer bir durum yaşandığını belirten Çayla, “Güney Amerika’da da durum böyle. Özellikle Meksika, luxury travel (lüks seyahat) olarak adlandırdığımız Boğaz hattındaki oteller için ilk beş pazarından biriydi. Ama bu sene Nişantaşı otelleri için de geçerli olmak üzere, ne yazık ki geçen sene de bu sene de o seviyede değil. Bunun değişik sebepleri var elbette. Türkiye’nin fiyat algısı çok kötüleşti.” ifadelerini kullandı.

“Turist acaba kazıklanıyor muyum” diye düşünüyor

“Ben burada sadece ‘Türkiye pahalandı’ demek istemiyorum, bu yanlış olur. Biz acente olarak yurt dışından, özellikle bu sözünü ettiğim ülkelerden zengin, yani parası olan müşteri getiriyoruz.” diyen Çayla, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’de bir bira için 12 veya 15 euro istenmesi yabancı turist açısından anlaşılması güç bir durum. Madrid’de kahve fiyatı yaklaşık 2 euro, çok lüks yerlerde ise 3, 3,5 veya 4 euro seviyesinde. Türkiye’de ise kahve fiyatları 5 euro ile 15 euro arasında değişiyor. Bu durum turistlerde “Acaba kazıklanıyor muyum?” düşüncesine yol açıyor ve güven kaybı oluşturuyor.”

Fiyat algısını biz de kaybettik

Türkiye’de yaşanan sorunun yalnızca fiyatların yükselmesi olmadığını, fiyatlarda istikrarsızlık bulunduğunu belirten Çayla, bunun hem yerli tüketiciler hem de yabancı turistler açısından geçerli olduğunu söyledi. Çayla şunları söyledi:

Biz bunu anlatmaya çalışıyor, "hayır öyle değil, fiyatlarda bir istikrarsızlık var." diyoruz. Türkiye’de bu durum aslında hepimiz için geçerli. Biz de bir yere gidip bir şey yediğimizde hesap kişi başı 2.000 TL mi gelecek, 3.500 TL mi gelecek, hangisi normal bilmiyoruz; ipin ucunu kaçırdık. Turist bunu hiç anlayamıyor ve burada büyük bir güven kaybı yaşadık. Son iki senedir emin olun bu durum Türkiye’ye gelecek bütün turistleri etkiliyor, hepsi artık bunu biliyor.

Türkiye’de otel fiyatları artmadı

100-150 kişilik büyük Incentive gruplar getiriyoruz. Yanlış bir algı var; Türkiye’de otel fiyatları maalesef artmadı. Oteller şu anda para kaybediyorlar. Çünkü giderler TL bazında çok arttı, gelirler ise döviz bazında sürekli düştü. Çok fazla otel var, daha az turist var; dolayısıyla doluluklar aynı kalsa bile fiyatlar düşüyor ve gelir gideri karşılayamıyor. Oteller de para kazanamıyor.”

Yeme içme fiyatlarındaki fahiş artışa dikkat çeken Çayla, şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi bu incentive gruplarında otel fiyatı diyelim ki gece başı 150 euro. İyi standartta beş yıldızlı bir otelden söz ediyorum; iki kişi konaklıyor, kahvaltısı ve vergileri dahil. Aynı kişileri yemeğe götürüyorsunuz, o da kişi başı 150 euro. Şimdi burada büyük bir dengesizlik yok mu? Bir yanda otel inanılmaz bir yatırım yapmış, kahvaltısını veriyor, temizliğini yapıyor, 24 saat kliması çalışıyor, bir sürü insan çalışıyor ve 150 euro alıyor. (Hatta şu anda Taksim’deki bazı otellerin oda fiyatını 120 euroya düşürdüğünü duyuyoruz.) Diğer yanda restorana gittiğinde kişi başı 150 euro ödeniyor. Bunu kimseye anlatamazsınız.”

“Ekonomi düzelmeden turizm bunu tek başına çözemez”

Türkiye ekonomisi düzelmediği sürece turizm sektörünün mevcut sorunları tek başına çözemeyeceğini belirten Çayla, bunun artık otellerin veya acentelerin kontrolünde olmadığını söyledi.

Çayla, kısa dönemde Türk turizmindeki sıkıntıların devam edeceğini düşündüğünü belirterek, ekonomik nedenlerin başta geldiğini ifade etti.

Turizm ile tekstil aynı kaderi paylaşıyor

Türkiy’de döviz kazandıran iki sektörün, tekstil ve turizmin benzer bir kaderi paylaştığını kaydeden Çayla şu noktaların altını çizdi:

“Ben Türk turizminde kısa vadede sıkıntıların devam edeceğini düşünüyorum. Sözünü ettiğim ekonomik nedenler başta olmak üzere —ki tekrar etmek istiyorum çünkü bu konu gerçekten çok önemli bir hale geldi— malum herkes bunu söylüyor: Tekstil piyasası çok kötü. Tekstil ihracatçısı belki de artık onarılamayacak bir zarar gördü. Çevremizdeki herkesle bunu konuşuyoruz. Turizm de artık bu noktaya geldi. Buradan hükümetin bir karar alması lazım. Döviz üzerindeki kur baskısı bu şekilde devam ederse, Türkiye’nin rekabet gücü en yüksek sektörleri olan tekstil ihracatı ve turizm gelirleri ciddi olarak riske atılmış olur. Bunun mutlaka çözülmesi lazım. Bu şekilde devam etmek, çok büyük turizm yatırımcılarının zarar etmesi ve yatırımların dahi sorgulanır hale gelmesi demektir.”

“Türkiye potansiyelinin çok altında”

Küresel ölçekte turizm hareketinin artmaya devam edeceğini belirten Çayla, Türkiye’nin sahip olduğu olanaklar dikkate alındığında mevcut potansiyelinin çok altında kaldığını söyledi.

Türk turizmcilerinin, otelcilerin, acentelerin, rehberlerin ve taşıma şirketlerinin, başta Türk Hava Yolları olmak üzere kamu ile iş birliği içerisinde Türk turizmini önemli bir noktaya getirdiğini ifade eden Çayla, mevcut imkanlar dikkate alındığında Türkiye’nin çok daha farklı bir yerde olması gerektiğini belirtti.

Türkiye’nin çevresinde önemli bir turizm potansiyeli bulunduğuna dikkat çeken Çayla; Çin, Hindistan, Japonya, Kore, Orta Doğu, Güneydoğu Asya, Avrupa, Rusya ve Ukrayna pazarlarını sıraladı.

Bu pazarlardan Türkiye’ye yönelik önemli bir turist potansiyeli bulunduğunu belirten Çayla, Türkiye’nin sunduğu imkanların da yüksek olduğunu söyledi.

Çayla, yaşanan sorunların hem kamu hem de sektörel kurumlar tarafından değerlendirilerek çözüm üretilmesi gerektiğini ifade etti.

Spor etkinlikleri turizme hareket getiriyor

Çayla, Türkiye’ye gelen turist sayısının ve turistlerin niteliğinin arttığı dönemlerin önemli bölümünün uluslararası spor etkinlikleriyle bağlantılı olduğunu söyledi.

Şampiyonlar Ligi finali, UEFA finali ve İspanyolların Süper Kupası gibi organizasyonların İstanbul’a önemli hareket getirdiğini belirten Çayla, özellikle şubat ayında Ramazan dönemine denk gelen bu tür etkinliklerin olumlu etkisinin bulunduğunu ifade etti.

Büyük konserlerin de turizme katkı sağladığını belirten Çayla, bazı sanatçıların kendi ülkelerinde konser veremediği için Türkiye’ye geldiğini, bazı organizasyonların ise İran’daki savaş veya diğer nedenlerle ya da Türkiye’deki Rus turist potansiyeli nedeniyle İstanbul’da gerçekleştirildiğini söyledi.

Çayla, bu organizasyonların engellenmek yerine desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

“Türkiye basketbolda önemli merkezlerden biri oluyor”

Spor turizmi açısından Basketbol Gelişim Merkezi yatırımına da değinen Çayla, eski Abdi İpekçi Spor Salonu’nun bulunduğu alanda gerçekleştirilen yatırım ve vizyonu olumlu değerlendirdi.

Türkiye’nin basketbol konusunda dünyadaki önemli merkezlerden biri olma yolunda ilerlediğini belirten Çayla, sporun turizme katkısının görüldüğünü söyledi.

Çayla, bu tür organizasyonlardan otellerin ve çevre esnafının da ciddi fayda sağladığını ifade etti.

“Konser kısıtlamaları Türkiye algısına zarar veriyor”

Çayla, konserlere yönelik kısıtlamaların ve bazı sanatçılara ilişkin “istenmiyor”, “zararlı bulundu” veya “müstehcen bulundu” gibi yaklaşımların Türkiye’nin yurt dışındaki algısına zarar verdiğini söyledi.

Turizmde kendi kendine engel yaratılmak istenmiyorsa bu konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çayla, uluslararası organizasyonların Türkiye’nin turizm hareketliliğine katkı sağladığını ifade etti.

{ "vars": { "account": "G-G5X01GEY79" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }