Turizm Ekonomi
2026’da zorlu ama genel olarak başarılı sezon geçirdiğini belirten Bentour’un tepe yöneticileri Deniz Uğur ve Songül Göktaş Rosati, 2027 erken rezervasyon dönemine de güçlü bir başlangıç yaptığını ifade ediyor. Paket turun tatil planlamasında güçlü ve güvenli bir seçenek olduğunu bir kez daha kanıtladığını vurgulayan Uğur ve Rosati, Türkiye’nin sezon boyunca güçlü pazar konumunu koruduğunu, ilerleyen aylarda da ivme kazanarak öne çıktığını ifade ediyor. Bentour, 2027 için dengeli fiyat-performans oranı, cazip erken rezervasyon fırsatları ve özellikle aile segmentine yönelik hedefli kampanyalarla iyi bir ivme yakalamayı hedefliyor.
“Dalgalı bir sezon, güçlü bir kapanış”
2026 sezonu, turizmin ekonomik ve jeopolitik gelişmelere ne kadar hassas tepki verdiğini bir kez daha gösterdi. Erken rezervasyon döneminde başlayan güçlü ivme, ilkbaharda ortaya çıkan jeopolitik belirsizlikler nedeniyle geçici bir yavaşlama sürecine girdi. Ancak sezon ilerledikçe talep yeniden belirgin şekilde arttı ve özellikle son dakika rezervasyonlarında dikkat çekici bir canlanma yaşandı.
Paket turlar, ekonomik ve jeopolitik belirsizliklerin damga vurduğu bu ortamda, sunduğu avantajlarla kendini bir kez daha kanıtladı. Maliyetlerin öngörülebilir olması, birbiriyle uyumlu hizmetler ve güvenilir muhatap avantajları nedeniyle paket turların 2027 yılında da güçlü bir talep görmesi bekleniyor.
Kısa vadeli rezervasyonların ağırlığını koruduğu Almanya ve diğer Avrupa pazarlarında, müşterilerin fiyat-performans dengesine daha fazla dikkat ettiği ve daha titiz karşılaştırmalar yaptığı da dikkatlerden kaçmıyor.
“Uzayan sezon Türkiye’nin lehine işliyor”
Bentour Reisen AG CEO’su Deniz Uğur konuyla ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor:
"Almanların seyahat tutkusu hiç azalmadı ancak insanların tatil kararını verme şekli değişti. Ekonomik ve jeopolitik açıdan dalgalı geçen bu dönemde müşteriler, her zamankinden daha fazla yönlendirme ve güvence arıyor ve paket tur da tam olarak bunu sunuyor. Paket tatil, seyahat etme isteğini güvenilir bir tatil kararı için gereken güvenceyle buluşturuyor."
Sonbahar döneminde özellikle klasik Akdeniz destinasyonlarına olan talep güçlü seyrediyor. Uzayan sezon Türkiye’nin lehine işliyor ancak rezervasyonlar geçmiş yıllara kıyasla hâlâ daha kısa vadeli gerçekleşiyor.
Rosati: Türkiye dikkat çekici bir direnç gösterdi
Bentour olarak, Türkiye’nin sezon boyunca gösterdiği performansı özellikle olumlu değerlendiriyoruz. Destinasyon, geçici bir belirsizlik döneminin ardından, sezonun ilerleyen bölümünde belirgin bir ivme kazanarak Almanların en gözde tatil noktaları arasındaki yerini korudu.
Bentour Reisen Almanya Genel Müdürü Songül Göktaş-Rosati ise, Türkiye’nin sezonda dikkat çekici bir direnç gösterdiğine dikkat çekiyor. Türk otelcilik sektörünün pazar koşullarına oldukça esnek bir şekilde yanıt verdiğinin altını çizen Rosati, “Özellikle son dakika döneminde yeniden cazip hâle gelen tekliflerle talepte belirgin bir artış yaşandı.” ifadelerini kullandı.
“Planlama güvenliği için EB kritik önemde”
Sergilenen bu direncin Türk turizmcilerin değişen koşullara ne kadar hızlı uyum sağlayabildiğini gösteren olumlu bir sinyal ve gelecek sezon için önemli dersler barındırdığını kaydeden Göktaş-Rosati, "Ortak hedefimiz, erken rezervasyon yaparak planlama güvenliği sağlamak ve misafirleri kalıcı olarak Türkiye’ye kazandırmak olmalı. Erken rezervasyon, müşterileri açık ve somut bir avantajdan yararlanmaya devam etmeli. Talebin giderek daha büyük bir kısmı son dakikaya kayarsa, tur düzenleyicileri, seyahat acenteleri ve otelciler için planlama zorlaşıyor." diyor.
“Son dakika ile EB arasında denge kurmaya çalışıyoruz”
Amaçlarının son dakika rezervasyonlarından tamamen kaçınmak olmadığını vurgulayan Rosati, en kritik noktanın erken rezervasyon ile son dakika arasında denge sağlamak olduğunu anlattı. Rosati, "2027’de sezon boyunca fiyat seviyesinin dengeli kalmasına özellikle dikkat etmeliyiz. Öngörülebilir bir fiyat politikası, müşterilerin yeniden daha erken rezervasyon yapmasını ve tüm tarafların daha fazla planlama güvenliğine kavuşmasına katkı sağlayabilir. Bu, hem ekonomik açıdan hem de sürdürülebilir büyüme için sağlam bir zemin oluşturulması açısından daha rasyonel." dedi.
Büyümenin temeli: Stratejik iş birlikleri
Türk otelcilik sektörüyle kurduğu uzun soluklu ve güvene dayalı iş birlikleri, Bentour’un stratejisinin temel taşlarından biri olarak öne çıkıyor. Şirket, özellikle stratejik otel ortaklarıyla birlikte ortak büyüme fırsatlarını değerlendirmeyi ve önümüzdeki yıllarda ürün kalitesi ile kapasiteyi hedefli şekilde geliştirmeyi amaçlıyor.
"Türkiye’de güvenilir ve değerli bir iş ortağı olarak görülüyoruz. Bu, yıllar içinde emek verilerek inşa edilmiş bir iş birliğinin sonucu. Bizim için ortaklık; verilen sözleri tutmak, şeffaf davranmak ve mali yükümlülükleri zamanında yerine getirmek anlamına geliyor. Bu güven sayesinde, özellikle stratejik otel ortaklarımızla belirgin şekilde büyüyebiliyor ve birlikte uzun vadeli perspektifler geliştirebiliyoruz." diyen Deniz Uğur, amaçlarının kısa vadeli kazanç değil istikrar ve ortak büyüme olduğunun altını çiziyor. Uğur, "Bağlayıcı anlaşmalar her iki taraf için de planlama güvenliği sağlıyor ve kapasite, teklif ile satış faaliyetlerinin birbiriyle uyumlu şekilde yürütülmesine olanak tanıyor. Sürdürülebilir büyüme yalnızca hacim artışıyla gelmiyor; iş ortaklarının uzun vadeli düşündüğü, birlikte yatırım yaptığı ve zor dönemlerde birbirine destek olduğu yerlerde ortaya çıkıyor. Bundan sonuçta oteller, tur operatörü, seyahat acenteleri ve en önemlisi ortak misafirlerimiz kazançlı çıkıyor." değerlendirmesini yapıyor.
Aile segmentinde büyük potansiyel
Tatil maliyetlerindeki artış, 2026’da Avrupa’da aile bütçelerini ciddi şekilde zorladı. Bu durum, tatil kararlarında fiyat-performans dengesi güçlü olan alternatif destinasyonların daha fazla öne çıkmasına yol açtı.
Uğur bu konuda şunları vurguluyor: "Aileler Türkiye’yi sevmekten hiç vazgeçmedi; sadece bugün daha dikkatli hesap yapmak zorundalar. Dört kişilik bir aile, hayalindeki tatilin belirgin şekilde pahalılaştığını fark ettiğinde doğal olarak alternatifleri değerlendiriyor. Bu nedenle bu önemli hedef kitleyi yeniden güçlü bir şekilde Türkiye’ye kazandırmak istiyoruz."
Türkiye için burada ciddi bir potansiyel bulunuyor. Destinasyonun geniş ürün çeşitliliği, farklı beklenti ve bütçelere sahip aileleri çekebiliyor. Sahile birinci sırada konumlanan bilindik tesislerin yanı sıra, kalite, hizmet ve güçlü fiyat-performans oranıyla öne çıkan ikinci veya üçüncü sıradaki oteller de büyük fırsat sunuyor.
“Görevimiz tam da burada başlıyor”
Göktaş-Rosati ise "Türkiye uzmanı olarak görevimiz tam da burada başlıyor. Otel ortaklarımızla birlikte aileler için farklı teklifler geliştiriyoruz. Harika bir tatil deneyimi için her zaman sahile birinci sırada konumlanmak gerekmiyor; belirleyici olan kalite, hizmet ve makul fiyattan oluşan bütünsel paket." diyor.
Bunun Türkiye’yi ucuz bir destinasyon olarak konumlandırmak olmadığını; kalite, hizmet, çeşitlilik ve adil fiyat-performans dengesini birlikte öne çıkarmak anlamına geldiğini vurgulayan tecrübeli yönetici, “Aynı zamanda önemli kaynak pazarlardaki ekonomik gerçekliğin de teklif ve fiyatlandırmada göz önünde bulundurulması gerekiyor. Türkiye, özellikle aile segmentinde hâlâ muazzam bir potansiyele sahip. Cazibesinden hiçbir şey kaybetmedi. Şimdi yapılması gereken, bu sezon başka destinasyonları değerlendiren veya tercih eden aileleri uygun tekliflerle yeniden Türkiye tatiline ikna etmek. Bunu erken rezervasyon döneminde başarabilirsek, tüm taraflar için sürdürülebilir büyüme ve daha fazla planlama güvenliğinin temelini atmış oluruz." şeklinde konuştu.
Seyahat acenteleri önemini koruyor, dijitalleşme hızlanıyor
Destinasyonlardaki olumlu gelişmelere paralel olarak seyahat dağıtım kanalları da değişiyor. 2026’da kısa vadeli rezervasyonlar özellikle çevrim içi kanalların sunduğu esneklikten faydalandı. Buna karşın, danışmanlık gerektiren seyahatlerde fiziksel seyahat acenteleri hâlâ önemli bir rol oynuyor.
Songül Göktaş-Rosati’ye göre bu durum bir çelişki değil. Çevrim içi ve fiziksel kanallar birbirini değiştirmeden gelişmeye devam edecek. Müşteri artık kararını, ilgili durumda kendisine en fazla değeri kimin sunduğuna göre veriyor.
Özellikle aileler, karmaşık seyahatler veya özel talepler söz konusu olduğunda kişisel danışmanlık önemini koruyor. Aynı zamanda sektörün dijital süreçlerini de kararlılıkla geliştirmesi gerekiyor.
Değişen rezervasyon alışkanlıkları ve artan dijitalleşmenin yanı sıra, yapay zekâ da seyahat pazarını kalıcı olarak dönüştürecek. Yapay zekâ yalnızca iç süreçleri otomatikleştirmekle kalmayacak, aynı zamanda müşterilerin seyahat tekliflerini bulma, karşılaştırma ve seçme biçimini de etkileyecek.
“Yapay zekânın en büyük farkı...”
"Yapay zekânın en büyük farkının, tekrarlayan süreçlerin otomatikleştirildiği ve çalışanların bu sayede müşteri ile iş ortaklarına daha fazla zaman ayırabildiği alanlarda ortaya çıkacağına işaret eden Deniz Uğur, “Aynı zamanda ürünlerimizin yeni yapay zekâ temelli arama ve karar süreçlerinde nasıl görünür kalacağını da öğrenmemiz gerekiyor. Bu, tüm sektör için önemli bir gelecek konusu olacak." diyor.
2027’ye bakış: Erken rezervasyon, daha iyi planlama, birlikte büyüme
Bentour, 2027’ye iyimser bakıyor. Seyahat tutkusu canlılığını koruyor; Türkiye ise güçlü talep tabanı ve geniş ürün çeşitliliğiyle farklı hedef kitle ve bütçelere hitap edebiliyor.
Önümüzdeki dönemde belirleyici olan, fiyat, hizmet kalitesi ve kapasite arasındaki dengeyi daha da iyi kurabilmek olacak. Özellikle ailelere yönelik hedefli çalışmalar, talebi daha geniş bir tabana yayma ve uzun vadeli büyümeyi güvence altına alma fırsatı sunuyor.
“Önemli olan doğru ürünü, doğru zamanda makul bir fiyatla müşteriye sunabilmek”
2027 için iyi fırsatlar olduğuna işaret eden Göktaş-Rosati "Ancak büyüme yalnızca daha fazla kapasite veya yüksek fiyatlarla gelmiyor. Önemli olan, doğru ürünü doğru zamanda, makul bir fiyatla müşteriye sunabilmek. Erken rezervasyon yapan, herkes için planlama güvenliği yaratır. Karşılığında gerçek bir avantaj elde etmesi gerekir. Bunu başarabilirsek müşteri, seyahat acentesi, tur operatörü ve elbette otelciler kazançlı çıkar." değerlendirmesini yapıyor.
“Dengeli bir fiyat-performans oranına ihtiyacımız var”
Deniz Uğur ise sözlerini şöyle tamamlıyor: "İnsanlar seyahat etmek ve Türkiye’yi deneyimlemek istiyor. Aileleri cazip ve erken rezervasyona uygun tekliflerle bir araya getirebilirsek, uzun vadeli büyümenin temelini atmış oluruz. Bunun için dengeli bir fiyat-performans oranına ve tüm tarafların güvenebileceği güçlü iş birliklerine ihtiyacımız var."







