Uzun süredir Venezuela’yı adeta abluka altında tutan ve ‘uyuşturucu’ ticaretini gerekçe göstererek petrol tankerlerine saldıran/el koyan ABD yönetimi, işi daha da ileri götürerek, ülkeye dönük, büyük ölçekli bir saldırı yaptı.
Sol Haber’de yer alan habere göre kıtanın petrol ve nadir elementlerine göz diken Donald Trump'ın emriyle başlatıldığı öğrenilen saldırıda askeri üs, liman, petrol kuyuları ile Chávez'in naaşının bulunduğu kışla başta olmak üzere pek çok nokta hedef alındı.
Venezuela'da hükümeti devirme ve ülkenin doğal kaynaklarına el koyma hedefindeki Amerikan ordusu saldırıyı uzaktan füzeler ve helikopterlerle düzenledi.
Venezuela hükümetinden yapılan açıklamada, ABD'nin "askeri saldırganlığı" kınandı. "İki yüz yılı aşkın bağımsızlığın ardından halkımız ve meşru iktidarı, egemenliği ve kendi kaderini tayin etme konusundaki devredilemez hakkı savunma noktasında sarsılmaz bir duruş sergilemektedir. Başaramayacaklar" denildi.
ABD Başkanı Trump, "Maduro ve eşini kaçırdık ve Venezuela'dan çıkardık" açıklaması yaptı.
Bu açıklamanın ardından henüz Venezuela cephesinden bir açıklama gelmedi.
Gazeteci Mehmet Ali Güller, ABD’nin Venezuela’ya dönük saldırısı ile ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
➡️2001’den beri Venezuela’yı hedef alan emperyalist ABD, bugün başkent Caracas’ı vurdu.
➡️ABD birincisi emperyalist şirketleri kovan milli-sol Chavez programından rahatsız, ikincisi Venezuela’nın petrol kaynaklarına çökmek istiyor, üçüncüsü de Güney Amerika’nın bütününe dair stratejik bir planlama yapmış durumda.
➡️ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Strateji Belgesi, zaten bu hedefi somut orataya koyuyor. Washington yeni-Monroe Doktrini ilan etti. Yani “Güney Amerika benim bölgem, hammadde kaynakları benim, hedeflerimle uyumlu hükümetleri iş başına getireceğim” diyor.
➡️Chavez’in milli-sol programı özetle emperyalist şirketlerin sömürüsüne son vermeyi ve kaynakları halk için kullanmayı öngörüyordu. Nitekim ABD Başkanı Trump da kovulan şirketlerine atıfla, “Venezuela petrolü bizim” diyor.
➡️ABD, “halkın kullanacağı kaynak olmasın ve Chavez programı başarılı olmasın” diye 25 yıldır Venezuela’ya ambargo uyguluyor. Bu ambargo Venezuela’nın petrol satmasını engelleyen, petrol taşıyan tankerlere el koyan ya da doğrudan vuran, Venezuela’nın yurtdışındaki altın ve döviz rezervlerine ve alacaklarına çöken çok kapsamlı bir ambargoydu. Venezuela halkı bu ambargoya Bolivarcı ruhla direndi.
➡️ABD bu 25 yıl içinde bir çok kez darbe girişiminde bulundu, Chavez ve Maduro’ya suikast girişimleri tertipledi ama başarlı olamadı. Emperyalist ABD’nin desteklediği “muhalif liderlere” halk itibar etmedi.
➡️Tüm bu yollarla başarılı olamayan ABD, şimdi bir de “açıktan askeri saldırı” deniyor.
➡️Emperyalist ABD’nin yeni-Monroe Doktrininin bölge için tehlikesini en iyi gören isim Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro. Filistin’i destekleyen ve İsrail’e karşı net tutum sergileyen Pedro, Venezuela düşerse sıranın Kolombiya’ya geleceğini görüyor ve bu nedenle emperyalist ABD’ye karşı kolektif pozisyon alınmasını savunuyor.
➡️Amerikan propaganda aygıtlarının en iyi yaptığı iş, hedef ülke liderlerini dünya kamuoyu için şeytanlaştırmaktır. Saddam’dan Esad’a, Kaddafi’den Hamaney’e pek çok lider psikolojik savaş yöntemleriyle itibarsızlaştırılmaya çalışıldı, çalışılıyor. CIA, benzerini bir süredir Maduro için de yapıyor. “O ülkedeki rejim şöyleydi, o lider böyleydi” diye emperyalist saldırıları mazur görmenin sonuçlarını, özellikle coğrafyamız ağır bedellerle yaşadı. Gün emperyalist ABD saldırganlığına karşı Venezuela’yı destekleme günüdür. Gün hegemonyası zayıfladığı ve konumunu kaybetmeye başladığı için saldırganlaşan emperyalist ABD’ye karşı konumlanma günüdür.