Almanya’nın tanınmış ve iş ve finans gazetecisi ve ARD'nin ekonomi uzmanlarından Anja Kohl, Lufthansa City Center'ın düzenlediği girişimciler toplantısında turizm sektörünün karşı karşıya olduğu dönüşüm sürecini değerlendirdi. Yaklaşık 160 sektör temsilcisinin katıldığı etkinlikte konuşan Kohl, seyahat talebinin devam edeceğini ancak seyahatlerin daha pahalı ve daha karmaşık hale geleceğini söyledi.
Sanayi devriminden daha hızlı bir dönüşüm var
Dijitalleşme, yapay zekâ, karbonsuzlaşma hedefleri ve değişen çalışma modellerinin aynı anda iş dünyasını etkilediğini belirten Kohl, bu dönüşümün geçmişteki sanayi devrimlerinden daha hızlı gerçekleştiğini ifade etti.
Şirketlerin belirsizliklerin ortadan kalkmasını beklememesi gerektiğini vurgulayan Kohl, yapay zekâ alanındaki gelişmelerin yönünün büyük teknoloji şirketleri tarafından dahi tam olarak öngörülemediğini söyledi. Yeni teknolojilere uyum sağlamayan işletmelerin rekabette geride kalabileceğini belirtti.
Turizmde kriz artık istisna olmaktan çıktı
Turizm sektörü açısından krizlerin artık istisnai durumlar olmaktan çıktığını ifade eden Kohl, pandemi, terör olayları, grevler, ekonomik durgunluklar, savaşlar, siyasi gelişmeler ve doğal afetlerin sektörü sürekli olarak sınadığını söyledi.
Turizm sektörünün yıllardır farklı krizlerle mücadele ederek önemli bir deneyim kazandığına dikkat çeken Kohl, bu tecrübenin gelecekte önemli bir rekabet avantajına dönüşebileceğini dile getirdi.
Orta Doğu'daki çatışmalar, uçuş planlarındaki dalgalanmalar, yükselen enerji maliyetleri ve jeopolitik risklerin sektörü etkilemeye devam ettiğini ifade eden Kohl, buna rağmen seyahat talebinin tamamen ortadan kalkmadığını söyledi. Belirsizliklerin arttığı dönemlerde insanların seyahat etme isteğinin güçlenebildiğini belirtti.
Seyahat maliyetleri yükselmeye devam edecek
Kohl, küresel ekonomik görünüm ve enflasyon baskısının hem tüketicilerin hem de şirketlerin bütçelerini etkilediğini kaydetti. Havayolu şirketleri açısından yakıt maliyetlerinin temel gider kalemlerinden biri olmaya devam ettiğini belirten Kohl, petrol fiyatlarındaki artış ve dalgalanmaların kârlılığı doğrudan etkilediğini söyledi.
Bu durumun daha yüksek bilet fiyatlarına, kapasite planlamalarında değişikliklere ve havayollarının kârlı hatlara daha fazla odaklanmasına yol açabileceğini ifade eden Kohl, seyahatin geçmişteki kadar ucuz olmayacağını dile getirdi.
Güven ve danışmanlık öne çıkıyor
Anja Kohl'a göre seyahat acenteleri için rekabet artık yalnızca ürün satışıyla sınırlı değil. Müşterilere seyahatin tüm aşamalarında destek verilmesi, alternatif çözümler sunulması, kriz anlarında hızlı iletişim kurulması ve sigorta ile değişiklik süreçlerinin yönetilmesi giderek daha önemli hale geliyor.
Kohl, güven, ulaşılabilirlik ve öngörülebilirliğin seyahat sektöründe temel değerler haline geldiğini belirterek, bu alanların geleneksel seyahat acentelerini çevrimiçi platformlardan ayıran önemli unsurlar olduğunu söyledi.
Seyahat danışmanlarının yalnızca rezervasyon yapan aracılar değil, aynı zamanda müşterilere rehberlik eden, seçenekleri değerlendiren ve seyahatleri güvence altına alan uzmanlar olarak konumlanması gerektiğini ifade etti.
Yapay zekâ destekleyici rol üstlenecek
Yapay zekânın teklif hazırlama, müşteri verilerini analiz etme, kişiselleştirilmiş iletişim kurma ve rutin süreçleri yönetme gibi alanlarda önemli fırsatlar sunduğunu belirten Kohl, bu sayede çalışanların danışmanlık faaliyetlerine daha fazla zaman ayırabileceğini söyledi.
Kohl, yapay zekâ çağında insan faktörünün önemini kaybetmeyeceğini, aksine müşterilerin ilgi, güven ve yönlendirme ihtiyacının artacağını ifade etti. Genç ve deneyimli çalışanlardan oluşan ekiplerin yeni teknolojileri birlikte test ederek fayda sağlayacak uygulamaları belirlemesi gerektiğini kaydetti.
Fiyat yerine değer odaklı rekabet
Çevrimiçi platformlarla rekabette fiyat odaklı yaklaşımın yeterli olmayacağını belirten Kohl, özel erişim imkanları, kişisel ilişki yönetimi, problem çözme kapasitesi ve uzmanlığın daha güçlü rekabet avantajları sunduğunu söyledi.
Büyüme alanlarından biri olarak iş ve tatil amaçlı seyahatlerin birleşimini gösteren Kohl, iş seyahati yapan kişilerin konaklamalarını uzatması veya aile üyelerini seyahate dahil etmesinin kişi başına geliri artırabileceğini belirtti.
Kohl ayrıca sürdürülebilirlik konusunun önemini koruduğunu vurgulayarak, seyahat edenlerin destinasyonların taşıma kapasitesi, ulaşım alternatifleri ve çevresel etkiler konusunda bilgi talep etmeyi sürdürdüğünü ifade etti. İklim değişikliğinin destinasyon tercihlerini ve seyahat dönemlerini de giderek daha fazla etkileyeceğini söyledi.






