2026 yılına girerken Türkiye ekonomisinde ana gündem, enflasyonla mücadele programının sürdürülebilirliği ve bu sürecin büyüme, istihdam ve dış denge üzerindeki etkileri olacak. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Haziran 2023’te göreve gelmesinin ardından uygulanan ekonomi politikaları, 2026’da da fiyat istikrarını önceleyen bir çerçevede devam edecek. Ancak büyümeden taviz vermeden enflasyonu düşürme hedefi, enflasyonun orta vadede yüzde 25–30 bandında sıkışabileceği yönündeki beklentileri güçlendiriyor.
Reel faiz finansman baskısı yaratıyor
DW Türkçe’de yer alan habere göre, son iki yılda enflasyonda yaşanan dalgalanmalara rağmen, Merkez Bankası’nın faiz politikaları ve iletişim dili piyasalarda görece bir güven tesis etmiş durumda. Buna karşın yüksek reel faiz ortamı, özellikle tekstil başta olmak üzere emek yoğun sektörlerde faaliyet gösteren şirketler üzerinde ciddi bir finansman baskısı yaratıyor. İş dünyası, enflasyonla mücadelede süreklilik sağlanmasını ve yapısal reformların hızlandırılmasını temel beklenti olarak dile getiriyor.
Büyüme yüzde 4-4,4 bandına çıkabilir
Büyüme tarafında ise 2026’ya ilişkin görünüm görece olumlu. Makine ve teçhizat yatırımlarındaki artış, öncü göstergeler açısından dikkat çekiyor. Bu çerçevede, Orta Vadeli Program’da öngörülen yüzde 3,8’lik büyüme hedefinin aşılabileceği ve büyümenin yüzde 4–4,5 bandına ulaşabileceği değerlendiriliyor. Sektörel dağılımda sanayi ve hizmetler büyümeye katkı sunarken, tarım sektöründe iklim koşulları ve maliyet baskıları kaynaklı kırılganlık devam ediyor.
Fiyat istikrarı zamana yayılabilir
Enflasyon cephesinde, baz etkisinin zayıflamasıyla birlikte aylık artışların yüzde 2 civarında kalıcı hale gelmesi riski öne çıkıyor. Ekonomi yönetimi 2026 sonunda enflasyonun yüzde 16–19 aralığına gerilemesini hedeflerken, piyasa beklentileri daha temkinli bir görünümü işaret ediyor. Bu durum, fiyat istikrarına ulaşma sürecinin zamana yayılacağına işaret ediyor.
Doların 50 TL seviyesine yükselmesi olası
İstihdamda ise dar tanımlı işsizlik oranının yatay seyretmesi beklenirken, geniş tanımlı işsizlik göstergeleri işgücü piyasasındaki kırılganlığın sürdüğünü ortaya koyuyor. Dış ticarette, ihracat artışının sınırlı kalması ve ithalatın daha hızlı yükselmesi cari denge üzerindeki baskıyı artırabilir. Dolar kurunda ise kontrollü değer kaybının devam etmesi ve yıl sonunda 50 TL seviyesinin gündeme gelmesi olası görünüyor.
Cari açık ve bütçe dengesi tarafında 2026, mali disiplin açısından zorlu bir yıl olacak. Artan bütçe açığına rağmen, ekonomi yönetimi dengeli bir mali çerçeve oluşturarak ekonomik ve siyasi belirsizliklerin azaltılmasını hedefliyor. Genel beklenti, 2026’da ekonomide sert dalgalanmalar yerine “denge” arayışının öne çıktığı bir yıl yaşanması yönünde şekilleniyor.