Hava yolu şirketleri ile tur operatörlerinin, başta İngiltere olmak üzere, bazı Avrupa ülkelerinden Türkiye’nin Ege Bölgesi’ndeki üç havalimanına (İzmir, Dalaman, Bodrum) frekans kesintisine gittiği Turizm Ekonomi tarafından Eylül ayında turizm kamuoyuna duyurulmuştu.
Üç yıldız ve altındaki tesislerin, mevcut enflasyonist ortamdan kaynaklı maliyet artışları nedeniyle son iki yılda ciddi şekilde zorlandıklarını gördük. Hatta Ege’de bazı apartların kapandığına dair haberler gelmeye başladı bile. Bunun bir nedeni segmentler arasındaki adaletsiz vergilendirme, bir nedeni ise bu küçük tesislerin devasa her şey dâhil otellerle rekabet edememesi.
Tatile çıkacaksınız ve elbette bir bütçe yapıyorsunuz. Tatil sitesinde otel ve uçak paket tur bakıyorsunuz. Britanyalı bir turist için bir haftalık konaklamada oda kahvaltı tesis ile apart tesis arasında kişi başı ortalama 200 pound fark çıkıyor. Aynı konaklamanın 3 yıldızlı tesis ile 5 yıldızlı her şey dâhil tesis arasındaki fiyat farkı ise kişi başı 300 pound. Bu durumda siz olsanız hangi oteli tercih edersiniz? Elbette her şey dâhil konaklamalı 5 yıldızlı oteli.
Oda kahvaltı otele veya aparta gittiğinizde, yeme-içmeye yapacağınız harcama 3 gün için en az 200 £ olacaktır. Bu durumda da tercih elbette her şey dâhil olacaktır. Durum böyle olunca özellikle 2026 yılında her şey dâhile yönelim daha da artacak ve her şey dâhil çalışmayan tesisler ciddi bir müşteri sınavına girecekler.
Peki çözüm ne olmalı? Birincisi, özel bir turizm yapan bu tesislerin çeşitli şekillerde desteklenmesi gerekir. 10-20-30 odalı bu aile işletmeleri, turizmin tabana yayılmasında ve yerel halkın turizmden fayda elde etmesinde öncü rol oynuyor. Bu nedenle konaklama sektöründe yüzde 10 olarak uygulanan KDV, bu tip tesislerde 5-6 seviyesine çekilmeli.
İkincisi, bu tesislerin büyük tesislerle aynı oranda konaklama vergisi ve TGA payı ödemesi uygulamasında revizyona gidilmeli, ödenen vergiler segmente göre dizayn edilmelidir. Örneğin 5 yıldızlı otelde yüzde 2 olan konaklama vergisi, 3 yıldız ve altı otellerde yüzde 1’e düşürülebilir. TGA payı için de aynı şey geçerli.
Aksi takdirde Türkiye kısa sürede bu çok özel turizm modelini kaybedecek ve ülkenin resort turizmi sadece devasa her şey dâhil oteller üzerinden dönmeye başlayacak. Bu da ülke turizminin istenen yönde gelişmesi açısından (tüm bölgelere ve yıl geneline yayılmış bir turizm modeli) riskli bir durumun ortaya çıkmasına neden olacaktır.