Accor MEA ve Türkiye Premium, Orta Segment ve Ekonomi Segmentlerinden Sorumlu Bölge Başkanı Raki Phillips, İstanbul’da düzenlenen Tourism Investment Forum (TIF) kapsamında gerçekleşen “Anı Yakalamak: Dönüşen Konaklama Ekosisteminde İnovasyon ve Fırsatlar” başlıklı panelde grubun bölgesel büyüme stratejisini ve dönüşüm modelini paylaştı. Panelin moderatörlüğünü Servotel Başkanı Ömer İsvan üstlendi.
Accor’un küresel ölçekte 5 bin 700 otele ulaştığını kaydeden Phillips, şitketin en büyük varlığının Avrupa’da bulunmasına karşın; Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (MEA) bölgesinin şirketin en hızlı büyüdiği coğrafya haline geldiğini vurguladı. Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Suudi Arabistan’da en büyük uluslararası işletmeci konumunda olduklarını belirten Phillips, Türkiye’de 80 otel ve 15 bini aşkın oda ile faaliyet gösterdiklerini, 24 yeni otelin de proje aşamasında bulunduğunu açıkladı.
Dönüşüm markalarıyla değer artışı
Türkiye’de bağımsız ve yerel markaların kalıcı olacağını ancak uluslararası bir operatörle çalışmanın varlık değerini artırdığını ifade eden Phillips, Accor’un dönüşüm odaklı markalarına dikkat çekerek özellikle Grid ve Handwritten Collection gibi markaların eski otelleri yeniden konumlandırarak pazara kazandırdığını söyledi.
Grubun 100 milyonu aşkın sadakat üyesine sahip olduğunu hatırlatan Phillips, leisure segmentinde seyahat eden bu kitlenin dönüşüm projelerinde yüksek verimli talep yarattığını belirtti. Dönüştürülen tesislerde talebin yaklaşık yüzde 30’unun sadakat kanallarından geldiğini kaydeden Phillips, bunun hem gelir kalitesini hem de müşteri çeşitliliğini artırdığını vurguladı. Küresel ölçekte müzakere edilen rate yapısının da yatırımcı lehine optimize edildiğini ifade etti.
B2B’den B2C’ye geçiş
Accor’un birçok pazarda B2B ağırlıklı modelden B2C ve doğrudan kanallara geçişte başarılı örnekler sunduğunu belirten Phillips, Mısır ve Dubai’deki dönüşümlere atıf yaparak Türkiye’de de benzer bir gelişim gözlemlediklerini söyledi. Bu dönüşümün yalnızca dağıtım kanalı değil, marka konumlandırması ve deneyim tasarımıyla birlikte ele alındığını dile getirdi.
Grubun 200’ü aşkın marka portföyü bulunduğunu belirten Raki Phillips, özellikle Mercure markasının yerel toplulukla entegrasyon odaklı yapısına dikkat çekti. Yerelleştirilmiş deneyim haritaları ve bölgesel iş birlikleri sayesinde misafirle daha derin bir bağ kurulduğunu söyledi.
Yeteneğe yatırım ve ölçülebilir performans
Phillips, sürdürülebilir büyümenin temelinde doğru yeteneğin konumlandırılması olduğunu vurguladı. Accor bünyesindeki “People & Culture” ekiplerinin bir sonraki yönetici kuşağını bugünden yetiştirdiğini belirten Phillips, kampanya ve deneyim tasarımında veri analitiğinin merkezi rol oynadığını ifade etti.
Yürütülen projelerin güçlü sistemlerle ölçüldüğünü, performansın sayısal olarak raporlandığını ve ilerlemenin net KPI’larla takip edildiğini kaydeden Phillips, deneyimin finansal sonuçlarla entegre şekilde yönetildiğini söyledi.
Otel sözleşmeleri artık daha hızlı sonuçlanıyor
Konaklama sektöründe 15–20 yıllık anlaşmaların olağan olduğunu hatırlatan Phillips, uzun vadeli ilişkilerde esneklik ve hızın kritik hale geldiğini ifade etti. Geçtiğimiz hafta imzaladıkları bir anlaşmanın müzakereden imzaya yalnızca 6 günde tamamlandığını açıklayan Phillips, hukuk ekiplerinin koordinasyonu ve yapay zekâ destekli süreç yönetimi sayesinde sözleşme ve evrak süreçlerinin ciddi ölçüde hızlandığını söyledi.
Phillips’e göre yeni dönemde yatırımcıyı cezbeden unsurlar yalnızca marka gücü değil; sadakat ekosistemi, veri analitiği, dönüşüm uzmanlığı ve hızlanan karar mekanizmaları olacak. MEA ve Türkiye bölgesi ise bu modelin en dinamik test alanı olmayı sürdürüyor.





