Fraunhofer IAO araştırmacısı ve otelcilik profesörü Vanessa Borkmann, dijitalleşmenin otelcilik sektöründe yalnızca otomasyonla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguluyor. Vanessa Vanessa’a göre, teknoloji yalnızca mevcut süreçleri hızlandırmak için değil, otel hizmetlerini kökten yeniden düşünmek için kullanılmalı.
Kişisel asistanlar ve akıllı sistemler
Gelecekte otellerde, basit chatbotların yerini misafirlerin tercihlerini bilen ve onlar adına rezervasyon yapabilen dijital seyahat asistanları alacak. Bu sayede işlemler arka planda yürütülürken, misafire yüz yüze hizmet yeniden ön plana çıkabilecek.
Ancak teknoloji tek başına yeterli değil. Çalışanların sürece dahil edilmesi ve dijital okuryazarlığın artırılması gerekiyor. Borkmann, “Her otelde iyi fikirler vardır, yeter ki bunlara kulak verilsin,” diyor.
Robotlar değil, yeni hizmet yaklaşımları
Borkmann, otellerde yemek servisi yapan robotlar gibi klişe yaklaşımların ötesine geçilmesi gerektiğini savunuyor. Bunun yerine, misafirlerin hizmet sürecine aktif katılımı sağlanmalı ve toplumsal etkileşimi teşvik eden yeni servis konseptleri geliştirilmeli. Örneğin; misafirlerin yerel halkla bir araya geldiği sosyal alanlar yaratılabilir.
Dijitalleşme, çevre ve insan odaklılık
Teknoloji aynı zamanda sürdürülebilirlik açısından büyük fırsatlar sunuyor. Oda içi ışıklandırmadan bina yönetimine kadar pek çok detay, enerji tüketimi üzerinde etkili olabilir. Ancak bu sistemlerin şeffaf ve etik bir şekilde uygulanması gerektiği vurgulanıyor.
Gelecekte daha fazla farklılaşma olacak
Profesör Borkmann’a göre gelecekte otelcilik sektörü, bir yanda yüksek otomasyona sahip bütçeli dijital oteller, diğer yanda ise kişiselleştirilmiş yüksek hizmet sunan tesisler olarak ikiye ayrılacak. Ancak hangi model uygulanırsa uygulansın, insani dokunuşun kaybedilmemesi gerektiği ifade ediliyor.