Türkiye turizm sektörünün krizlere ve aynı zamanda fırsatlara adaptasyon kabiliyetini ortaya koyduğunu belirten Mehmet Nuri Ersoy, küresel ölçekte son derece hassas bir dönemden geçildiğini ifade etti. Ersoy, “Bölgesel gerilimler, jeopolitik gelişmeler, çatışmaların olumsuz etkisi ve buna bağlı olarak uluslararası seyahat hareketliliğinde yaşanan dalgalanmalar; turizm sektörünü doğrudan etkileyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Bu tablo yalnızca Türkiye’ye özgü değildir. Bugün dünyanın önde gelen turizm destinasyonlarının tamamı; başta çatışma bölgelerine olan mesafeleri, bulundukları coğrafya ve komşuları ile orantılı olarak benzer etkilerle karşı karşıyadır.” dedi.

Ziyaretçi sayıları ve mevsimsel etkiler

Türkiye’nin küresel zorluklara rağmen 2026 yılını artıda karşıladığını ifade eden Mehmet Nuri Ersoy, “Ocak ayını geçen yıl 2 milyon 95 bin ziyaretçi ile kapatmıştık, bu yılın ocak ayını 3 milyon 131 bin ziyaretçi ile kapattık. %6,1’lik bir artış gerçekleşti. Geçen yılın şubat ayında 2 milyon 899 bin olan ziyaretçi sayısı, bu yılın şubat ayında yüzde 1,7 düşüşle 2 milyon 848 bine geriledi. Burada Ramazan’ın etkisi var. Ramazan ayında Türkiye’ye olan seyahat taleplerinde ortalama yüzde 20-25’lere varan kayıplar oluyor. Geçen sene Ramazan’ın tamamı mart ayına denk geliyordu; bu sene şubatın son on gününe kayma oldu. Ramazan her yıl on gün öne geldiği için aslında şubat ayındaki eksi “teknik eksi”dir. Şubatın son on gününün Ramazan ayına denk gelmesi sebebiyle orada eksi gerçekleşti.” ifadelerini kullandı.

“Savaş olmasaydı çok ciddi bir büyüme ile karşılaşacaktık”

Mart ayında ise Ramazan’ın fer’i pozitif etkisinin yaşandığını kaydeden Ersoy, “Çünkü Ramazan 30 gün yerine 20 günü mart ayına denk geldi ve oradan bir pozitif etki oldu. Ancak 28 Şubat’ta başlayan Amerika-İsrail-İran savaşının olumsuz etkilerini gördük. Buna rağmen geçen yılın mart ayında 2 milyon 995 bin olan ziyaretçi sayısı, bu yılın mart ayında yüzde 8,2’lik artışla 3 milyon 240 bin olarak gerçekleşti. Eğer savaşın etkisi olmasaydı, mart ayında çift haneli ve yukarı yönlü çok ciddi bir büyüme ile karşılaşacaktık.” dedi.

İlk çeyrekte Türkiye’ye en fazla turist gönderen ülkelere değinen Ersoy, “Almanya’nın 678 bin ziyaretçi ile ilk çeyrekte birinci sırada olduğunu görüyoruz. Onu 651 bin ziyaretçi ile Rusya, 539 bin ile Bulgaristan, 527 bin ile İran ve 314 bin ile Birleşik Krallık takip ediyor.” şeklinde konuştu.

Konaklama ve harcama istatistikleri

Geceleme süresindeki daralmanın öngörülen şekilde devam ettiğini kaydeden Mehmet Nuri Ersoy, “Geçen sene 10,96 olan ilk çeyrek ortalama kalış süresi bu yıl 10,92 oldu. Toplam ziyaretçi bazında baktığınız zaman, gecelemede %0,3’lük minör bir daralma olmuş. Yani yıl sonu hedef ortalamasına baktığımız zaman aslında beklentimizden biraz daha az daraldığını görüyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Turist başına gecelik harcama artıyor

Turist başına yapılan harcamalar ile ilgili verileri de paylaşan Ersoy, şu noktaların altını çizdi:

Kişi başı gecelik harcama, 2017’de devraldığımızda 68 dolardı. 2015’te 74 dolar yıl ortalamasıydı ve turizmde strateji değişikliğine gitmiştik. Stratejinin sonuçlarını da son yıllarda ciddi bir şekilde görüyoruz. 74 dolar olan ortalama harcama, 2025’te 100 dolara çıkmıştı. Bu sene hedefimiz de 103 dolardı. İlk çeyrekte gerçekleşmelere baktığımız zaman; geçen sene 99 dolar olan gecelik kişi başı harcamanın 102 dolara çıktığını görüyoruz. Yani o da yıl sonundaki hedefimizle paralel bir şekilde gelişmiş.

Gecelik harcamada yabancılardaki artışın yaklaşık %2,2 olduğunu görüyoruz. Yani geçen sene 116 dolar olan yabancı turistin gecelik kişi başı harcamasının bu sene 119 dolara çıktığını görüyoruz. Yurt dışı yerleşik vatandaşların harcamalarında da ciddi bir artış var. Geçen sene 67 dolar olan harcama bu sene 72 dolara kadar çıkmış, %7’lik bir artış olmuş. Ağırlıklı ortalamasını aldığımız zaman da harcamalarda %2,8 ile yıl sonu hedeflerimizle orantılı bir artış olduğunu görüyoruz.

Geçen sene ilk çeyrekte 9 milyar 494 milyon dolar olan turizm gelirinin, bu yılın aynı döneminde 9 milyar 896 milyon dolar olarak gerçekleştiğini görüyoruz. Bu da yaklaşık %4,2’lik bir artışa denk geliyor.

Tanıtım, iş birlikleri ve küresel organizasyonlar

Şimdi bu sonuçları aslında doğru okumak gerekiyor. Çünkü bu tablo tesadüfen ortaya çıkmış bir tablo değildir. Planlı, koordineli ve sahada aktif şekilde yürütülen bir sürecin sonucudur. Öncelikle tanıtım tarafında Turizm Geliştirme Ajansı (TGA) ile birlikte çok güçlü bir refleks gösterdik. Ajansımız, gelişmelerin ilk anından itibaren uluslararası pazarlardaki faaliyetlerini kesintisiz şekilde sürdürmüş, birçok hedef pazarda tanıtım çalışmalarını iki katına çıkarmıştır. Yani savaş başladı diye durmadık; tam tersi, tanıtım faaliyetlerini iki katına çıkardık.

Mart ayında Antalya’ya hangi ülkeden ne kadar turist geldi?
Mart ayında Antalya’ya hangi ülkeden ne kadar turist geldi?
İçeriği Görüntüle

Erişilebilirlik ve kapasite yönetimi

Tanıtım kadar önemli diğer bir başlık ise erişilebilirlik ve kapasite yönetimi olmuştur. Bu kapsamda başta Türk Hava Yolları olmak üzere havayolu sektörümüzle çok yakın bir iş birliği içerisinde olduk. Gerçekleştirdiğimiz toplantılarla pazarlardaki talep değişikliklerini anlık olarak değerlendirdik. Uçuş planlamalarından kapasite kullanımına kadar birçok başlığı birlikte ele aldık. Gereken durumlarda hızlı aksiyon alarak talep odaklı düzenlemelerin hayata geçirilmesini sağladık. Aynı şekilde tur operatörleri ile yürüttüğümüz yoğun temas trafiği de sürecin en kritik unsurlarından biri olmuştur. Farklı pazarlardan sektörün önde gelen yerli ve yabancı temsilcileri ile düzenli olarak bir araya geliyoruz. Rezervasyon eğilimleri, iptal ve yön değişimleri, tüketici davranışlarını doğrudan sahadan takip ediyoruz.

Türkiye’yi 2026’da Antalya Diplomasi Forumu, NATO Zirvesi, Uluslararası Uzay Kongresi ve COP 31 gibi global etkinliklerin merkezi hâline getiriyoruz. Formula 1, UEFA Avrupa Ligi Finali gibi küresel organizasyonlara; Andrea Bocelli, Kanye West, Scorpions, Pet Shop Boys gibi dünya yıldızlarının stadyum konserlerine ev sahipliği yapıyoruz. Sadece Formula 1 açıklamasının yapıldığı ilk dört gün içerisinde 50’den fazla ülkede 2000’i aşkın haberle küresel medyada güçlü bir yankı oluşmuş, yaklaşık 650 milyonluk bir erişime ulaşılmıştır. Turizmde öncelikli hedef pazarlarımızın tamamında Türkiye’nin adı çok güçlü bir şekilde gündeme taşınmıştır.

Gelecek vizyonu ve beklentiler

Sosyal medya tarafında ise lansmanın ilk dört gününde 200 milyona yakın etkileşim elde edilmiştir. 177’den fazla ülkede yapılan paylaşımlar, organizasyonun küresel ölçekte viral bir etki oluşturduğunu göstermektedir. 44’ten fazla dilde içerik üretilmesi ve milyonlarca izlenmeye ulaşan video içerikleri ile birlikte Formula 1 Türkiye Grand Prix’si yalnızca spor dünyasında değil, ana akım uluslararası iletişim kanallarında da birinci sınıf bir gündem başlığı hâline gelmiştir.

“Son dakika rezervasyonlarının yoğun olacağı zor bir dönem bizi bekliyor”

Türk turizmi artık sadece bir destinasyon tercihi değil; aynı zamanda güven, erişilebilirlik, deneyim ve süreklilik meselesidir. Biz de Türkiye olarak turizmi bu çok boyutlu perspektifle ele alıyor, stratejilerimizi buna göre şekillendiriyoruz. Elbette süreci yalnızca ilk çeyrek verileri ile sınırlı değerlendirmiyoruz. Özellikle zor bir ikinci çeyreğin ve savaşın yarattığı olumsuzlukların da yoğun hissedileceği bir sürecin bizi beklediğini görebiliyoruz. Çatışma sürecindeki belirsizlik, enerji fiyatlarındaki anlık dalgalanmalar ve küresel ekonomiye getirdiği yükler; kalıcı ateşkes sağlanana kadar turistik seyahatlerde son dakika rezervasyonlarının yoğun yaşanacağı bir dönemi işaret ediyor. Gerçekleşmesi hâlinde kalıcı ateşkes ile birlikte hızlı bir toparlanma olacağını da öngörüyoruz. Biz, önümüzdeki dönem içinde çalışmalarımızı aynı yoğunluk ve kararlılıkla sürdüreceğiz."

W H A T S A P P T E

T E L E G R A M T E