Turizm Ekonomi - Özel
ABD ve İsrail’in başlattığı İran savaşı, tüm dünyada turizm ve havacılık sektörlerini sarsıyor ve en fazla etkilenen ülkelerden biri de Türkiye. Savaşla birlikte İran, Körfez ve Orta Doğu ülkelerinden Türkiye’ye gelen turist sayısı neredeyse tamamen sıfırlanırken, güvenlik endişeleri nedeniyle Avrupa pazarlarında da büyük çaplı daralmalar yaşandı. Turizmciler son dakikaya kalan sezonu kurtarmak için uğraşırken, hükümet de konaklama vergisi indirimi ve 60 milyar liralık kredi desteği gibi enstrümanlarla zorda kalan turizm sektörünü desteklemeye çalışıyor.
ABD ile İran arasındaki geçici ve kırılgan ateşkes devam etse de kalıcı bir anlaşma sağlanmadığı için belirsizlik sürüyor ve iki ayı aşkın bir süredir turizm sektörü önünü göremiyor.
Peki Coral Travel’ın perspektifinden Almanya ve diğer Avrupa pazarlarında durum nasıl görünüyor? Türkiye talebi ne durumda, seyahatçilerin “bekle-gör” tutumu devam ediyor mu, kayıpların telafi edilmesi mümkün mü?
Coral Travel Group’un Orta Avrupa (Almanya, Avusturya, İsviçre) bölgesinden sorumlu Başkan Yardımcısı Koray Çavdır, sektörün sıcak gündemini Turizm Ekonomi Haber Müdürü Savaş Daş’a değerlendirdi.
“Talep daha güvenli destinasyonlara kaydı”
Körfez ve İran merkezli savaş, Almanya ve Avrupa pazarlarını genel olarak nasıl etkiledi?
Pazar dinamikleri üzerinde olumsuz etkiler yarattığını gözlemliyoruz. Almanya çıkışlı rezervasyonlarda düşüşler yaşanırken, Avrupa genelinde seyahat talebinde de bir yavaşlama görüldü. Turistler daha temkinli davranmaya başladı. Orta Doğu bağlantılı seyahatlerde ciddi bir “çözülme” yaşanırken, talep daha güvenli görülen bölgelere yöneldi.
“Pazardaki daralma yüzde 50’yi buldu”
Türkiye, Mısır ve Kıbrıs talebinin ciddi şekilde gerilediğine ilişkin açıklamalar Coral Travel tarafından da teyit ediliyor mu? Daralmaya ilişkin yaklaşık oran nedir?
Türkiye, Mısır ve Kıbrıs’a yönelik talep de benzer şekilde negatif etkilendi. Pazarda bu üç destinasyona yönelik %40 ile %50 arasında seyreden bir gerileme var. Coral Travel olarak pazardan bir nebze daha iyi durumdayız. Bunun sebebi de satış ve pazarlama ekip yapılanmamız ve ekibimizin son iki ayda aldığı aksiyonlar ve gerçekleştirdiği etkinliklerdir. Bu etkinliklerimize, durumun ciddiyetinin farkında olmaları nedeniyle destek ve katkı veren oteller var. Onlara burada özellikle teşekkür etmek istiyorum.
“Türkiye hâlâ cazip bir destinasyon”
Türkiye talebinin düşmesinde sadece jeopolitik gelişmeler mi etkili oldu, yoksa birkaç yıldır dillendirilen Türkiye’nin artık pahalı hâle geldiğine ilişkin söylemler de etkili oluyor mu?
Küresel enerji ve gıda maliyetlerindeki artıştan kaynaklı bir fiyat artışı söz konusu olsa da Türkiye’nin hâlâ Avrupa’daki rakiplerinin standartlarının üzerinde bir hizmet kalitesi sunduğunu göz ardı etmemek gerek. Erken rezervasyon fırsatları ve farklı bütçelere uygun segment çeşitliliği, Türkiye’nin hâlâ cazip bir destinasyon olmasını sağlıyor.
“Her 5 Avrupalıdan birinin ilk önceliği güvenlik”
Gelinen noktada ABD/İsrail ile İran arasında her an tekrar savaşa evrilebilecek geçici bir ateşkes söz konusu. Avrupa seyahat pazarı, “savaş olabilir” ihtimalini satın aldığı için mi tüketiciler hâlâ bekle-gör pozisyonunda?
Evet, Avrupa seyahat pazarındaki duraksama bu “bekle-gör” psikolojisinden kaynaklanıyor. Avrupa Seyahat Komisyonu (ETC) verilerine göre, her 5 Avrupalıdan biri için “güvenlik” şu an bir numaralı tatil kriteri konumunda. “Savaş olabilir” ihtimalini değerlendiren kesim, seyahatten vazgeçmese de rotasını “güvenli liman” olarak gördüğü bölgelere çeviriyor. Ancak artık bu durum sadece bir güvenlik endişesi değil, aynı zamanda operasyonel belirsizliklerin (yakıt, uçuş iptalleri) fiyata nasıl yansıyacağını görme isteğini de yansıtıyor.
“Yüksek sezona ve sonbahara dönük son dakika talebi kaybı telafi etmez”
Son dakikada Türkiye’ye dönük büyük ölçekli bir talep bekliyor musunuz?
Tüketicilerde yüksek sezona ve sonbahara yönelik tereddüt var. O dönemlere yönelik hareketlenebilecek potansiyel talep, sezonun kaybını kompanse edecek yoğunlukta olmayacak. Biz de bunları dikkate alarak bu sezon için planlamamızı güncelliyoruz. Pazarda son dakika satışları ağırlıklı, ancak bu satışlar da aksiyon doğrultusunda oluşuyor. Yani aksiyon alıyorsanız satış alabiliyorsunuz, aksiyon almıyorsanız satış alamıyorsunuz. Her ne kadar doğu destinasyonlarından batı destinasyonlarına bir satış kayması gözlemlense de oluşan kaybı kompanse etmeyecektir. Kara ve deniz yolu ile ulaşılabilecek destinasyonlara, kamp/karavan tatiline ve büyük kruvaziyer gemilerine de yöneliş olacaktır.
“Küçük revizyonlar yaparak verimliliği sürdüreceğimizi düşünüyoruz”
TUI Grubu’nun 2026 kârlılık hedefini aşağı yönlü revize ettiği biliniyor. Coral Travel 2026 hedeflerine hâlâ bağlı mı, yoksa hedeflerde bir revizyon söz konusu olabilir mi?
Almanya pazarının en hızlı büyüyen tur operatörlerinden biri olan Coral Travel olarak 2025’te 2,4 milyon Avrupalı turiste hizmet verdik. DACH bölgesinde (Almanya, Avusturya, İsviçre) ve Polonya’da kaydedilen güçlü performans sayesinde toplam misafir sayımız 3,8 milyona ulaştı. 2026 yılında Avrupa’nın en büyük beş tur operatörü arasındaki konumumuzu daha da güçlendirerek bu başarıyı sürdürülebilir kılmak istiyoruz. Sadece Avrupa pazarına değil, 15 farklı kaynak pazardan turist taşıma kapasitemiz de bizi rakiplerimizden farklılaştırıyor ve geleceğe güvenle bakmamızı sağlıyor. Güçlü ortaklarımız, adil fiyat-performans dengemiz ve kaliteli hizmet anlayışımızla küçük revizyonlar yaparak verimliliğimizi sürdüreceğimizi düşünüyoruz.
“Acentelerle uzun soluklu ilişkiler kuruyoruz”
Bunların dışında, sizin gözlemlediğiniz ve turizm kamuoyu ile paylaşmak istediğiniz başka başlıklar/detaylar var mı?
Acentelerimizle güvene dayalı, uzun soluklu ilişkiler kuruyoruz. Güçlü performansın yanı sıra sürdürülebilir bir iş modeline inanıyoruz. Bugün Almanya’da yaklaşık 5.800, Avusturya’da 500 ve İsviçre’de 300 aktif acente ile iş birliği içindeyiz. Her üç pazarda da önemli bir büyüme potansiyeli görüyoruz. Özellikle Avusturya’daki operasyonlarımızı iki kattan fazla büyütmüş olmamız, yerel ekibimizin acentelerle kurduğu yakın iş birliğinin ve birlikte çalıştığımız otellerle sağladığımız uyumun somut bir sonucu.






