Avrupa Seyahat Komisyonu (ETC) ve Eurail tarafından yayımlanan 2026 yılı ikinci dönem Uzun Mesafe Seyahat Barometresi, küresel seyahat talebinde yavaşlama yaşanmasına rağmen Avrupa'nın uzun mesafeli seyahatler açısından en güvenli destinasyon olarak konumunu koruduğunu ortaya koydu.
Araştırma; Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Japonya, Güney Kore ve ABD'deki tüketicilerin seyahat niyetlerini, tercihlerini ve seyahat kararlarını etkileyen faktörleri inceledi.
Uzun mesafeli seyahat talebinde gerileme
Araştırmaya göre yaz sezonunda uzun mesafeli seyahat planlayanların oranı geçen yıla kıyasla 5 puan gerileyerek yüzde 52'ye düştü.
Avrupa'yı ziyaret etmeyi planlayanların oranı da 3 puan azalarak yüzde 36 seviyesine indi. Raporda, seyahat maliyetleri ve fiyat-performans dengesi konusundaki hassasiyetin tüketici kararlarında belirleyici rol oynadığı belirtildi.
Çin ve Brezilya Avrupa’ya ilginin en güçlü olduğu pazarlar
Avrupa seyahati planlayanların oranı Çin'de yüzde 63 ile en yüksek seviyede gerçekleşti. Çin'i yüzde 47 ile Brezilya takip etti.
Kanada'da Avrupa seyahati planlayanların oranı yüzde 40 olarak ölçülürken, Japonya'da bu oran yüzde 14'e yükseldi.
ABD ve Güney Kore'de ise Avrupa'ya yönelik ilgi gerilemeye devam etti. Her iki pazarda da Avrupa'yı ziyaret etmeyi planlayanların oranı yüzde 28 olarak kaydedildi. Avustralya'da ise talep 7 puan düşüşle yüzde 33'e geriledi.
En büyük engel maliyetler
Avrupa'yı tercih etmeyen ancak yurt dışına seyahat planlayan katılımcıların yaklaşık yüzde 40'ı yüksek maliyetleri temel gerekçe olarak gösterdi.
Katılımcıların yüzde 16'sı farklı destinasyonları tercih etmeyi planladığını belirtirken, yüzde 11'i ise sınırlı tatil süresini gerekçe olarak gösterdi.
Jeopolitik gelişmeler de kararlar üzerinde etkili olmaya devam ediyor. Avrupa'yı tercih etmeyenlerin yüzde 15'i Orta Doğu'daki gerilimler ve Ukrayna savaşı gibi gelişmeleri neden olarak gösterdi.
Avrupa güvenlikte ilk sırada
Araştırmada Avrupa, siyasi istikrar, kişisel güvenlik, turistlerle yerel halk arasındaki ilişkiler ve doğal afet riski gibi tüm güvenlik kriterlerinde en yüksek puanı aldı.
Katılımcıların yüzde 44'ü Avrupa içinde destinasyon seçerken güvenliği en önemli kriter olarak değerlendirdi.
Turistik cazibe merkezleri ve gelişmiş turizm altyapısı da öne çıkan tercih nedenleri arasında yer aldı.
Demiryolu seyahatleri güç kazanıyor
Rapora göre Avrupa deneyiminin bir parçası olarak demiryolu ulaşımına olan ilgi artıyor.
İyi demiryolu bağlantıları, destinasyon seçiminde etkili olan faktörler arasında yer alırken bu kriteri dikkate alanların oranı geçen yaza göre 3 puan artarak yüzde 23'e ulaştı.
Uzun mesafeli turistlerin dörtte üçü seyahatleri sırasında birden fazla Avrupa ülkesini ziyaret etmeyi planlıyor. Ortalama ziyaret edilmesi planlanan ülke sayısı ise dörde yaklaşıyor.
Sınır ötesi ulaşımda düşük maliyetli hava yolları yüzde 47 ile ilk sırada yer alırken, demiryolu kartlarına ilgi yüzde 42'ye, nokta-nokta tren bileti talebi ise yüzde 40'a yükseldi.
Fransa liderliğini koruyor
Araştırmaya göre Avrupa'da en çok ziyaret edilmek istenen ülke yüzde 39 ile Fransa oldu.
Fransa'yı yüzde 29 ile İtalya, yüzde 25 ile Almanya, yüzde 22 ile Birleşik Krallık ve yüzde 21 ile İspanya takip etti.
Öte yandan Polonya, Slovakya, Hırvatistan ve Bulgaristan gibi Orta ve Doğu Avrupa destinasyonlarına yönelik ilginin arttığı görüldü. Araştırma, turistlerin daha uygun maliyetli ve farklı deneyimler sunan destinasyonlara yöneldiğine işaret etti.
Kültür ve gastronomi talebi destekliyor
Avrupa seyahatlerinde kültür ve tarih en önemli motivasyon olmaya devam ederken, şehir deneyimleri, gastronomi ve doğa turizmi de öne çıkan seyahat nedenleri arasında yer aldı.
Yiyecek-içecek harcamaları en yüksek bütçe ayrılan kategori olurken, alışveriş ve konaklama harcamalarına yönelik bütçe beklentilerinde düşüş gözlendi. Wellness ve sağlık odaklı harcamaların payı ise yüzde 20 seviyesine yükseldi.
ETC Başkanı Miguel Sanz, ekonomik baskılar ve jeopolitik belirsizliklere rağmen Avrupa'nın uzun mesafeli seyahatlerde ilk tercih olmaya devam ettiğini belirterek, güvenlik, bağlantısallık ve özgün deneyimlerin kıtanın rekabet gücünü destekleyen temel unsurlar olduğunu ifade etti.







