ABD ile İsrail’in başlattığı İran saldırıları ve İran’ın misillemeleri en faz Körfez ülkelerini etkiliyor. BAE ve diğer Körfez ülkelerinde havalimanları ve oteller dahil, ABD’lilerin bulunduğu her yer hedef haline gidiyor. Bu da bölge ülkelerinde ulaşımın durmasına, hayatın felç olmasına ve turizmin sıfırlanmasına neden oluyor.
Al Habtoor Palace, Hilton Dubai ve V Hotel Dubai’yi de bünyesinde barındıran Al Habtoor Group’un patronu Khalaf Ahmad Al Habtoor, X hesabından ABD Başkanı Donald Trump’ı hedef alan bir açıklama yaptı.
Khalaf Ahmad Al Habtoor’un açıklamasının tam metni şöyle:
“Bölgemizi Iran ile bir savaşa sürükleme hakkını size kim verdi? Ve bu tehlikeli kararı hangi temele dayanarak aldınız?
Tetiğe basmadan önce bunun yan etkilerini hesapladınız mı? Ve bu tırmanıştan ilk zarar görecek olanların bölge ülkeleri olacağını düşündünüz mü?
Bu bölgenin halklarının şu soruyu sorma hakkı da var: Bu karar yalnızca sizin kararınız mıydı? Yoksa Benjamin Netanyahu ve hükümetinin baskıları sonucunda mı alındı?
Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini ve Arap devletlerini kendi tercihleri dışındaki bir tehlikenin tam ortasında bıraktınız. Allah’a şükür biz güçlüyüz ve kendimizi savunabilecek durumdayız; ülkelerimizi koruyan ordularımız ve savunma sistemlerimiz var. Ancak soru hâlâ orta yerde duruyor: Bölgemizi bir savaş alanına dönüştürme yetkisini size kim verdi?
Barış ve istikrar adına ilan ettiğiniz #BoardOfPeace girişiminin mürekkebi kurumadan, kendimizi tüm bölgeyi tehlikeye atan bir askerî tırmanışın ortasında buluyoruz. Peki o girişimler nereye gitti? Barış adına verilen taahhütlerin akıbeti ne oldu?
Bu girişimlerde ortaya konan finansmanın büyük kısmı, bizzat bölge ülkelerinden ve istikrar ile kalkınmayı desteklemek amacıyla milyarlarca dolar katkı sağlayan Körfez Arap ülkelerinden geldi. Bu ülkelerin bugün şu soruyu sorma hakkı vardır: Bu paralar nereye gitti? Biz barış girişimlerini mi finanse ediyoruz yoksa bizi tehlikeye atan bir savaşı mı?
Daha da tehlikelisi, sizin kararınız yalnızca bölge halklarını tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda Amerikan halkına da ulaşıyor; çünkü onlara barış ve refah vaat etmiştiniz. Oysa bugün kendilerini paraları ve vergileriyle finanse edilen bir savaşın içinde buluyorlar. Politika Enstitüsü’ne (IPS) göre bunun maliyeti doğrudan askerî operasyonlar için 40–65 milyar dolar arasında değişirken, ekonomik etkiler ve dolaylı kayıplarla birlikte dört ila beş hafta sürmesi hâlinde 210 milyar dolara kadar çıkabilir. Hatta durum, Amerikalıların kendilerinin bile içinde payı olmayan bir savaşta feda edilmesine kadar varmıştır.
Üstelik savaşlara karışmama ve yalnızca Amerika’ya odaklanma, onu önceliklerin en başına koyma yönündeki vaatlerinizi de ihlal ettiniz. İkinci döneminiz sırasında Somali, Irak, Yemen, Nijerya, Suriye, İran ve Venezuela olmak üzere yedi ülkede dış askerî müdahaleler emrettiniz; ayrıca Karayipler ve Doğu Pasifik’te deniz operasyonları gerçekleştirdiniz. İlk iktidar yılınızda yurt dışında 658’den fazla hava saldırısı gerçekleştirdiniz; bu sayı, Joe Biden’ın tüm görev süresi boyunca gerçekleştirilen toplam saldırılara eşittir — oysa siz kendisini ABD’yi dış savaşlara sürüklemekle eleştirmiştiniz.
Sayın Başkan, bu rakamlar Amerikalılar arasındaki destek oranlarınıza da güçlü biçimde yansımıştır. İkinci döneminiz için yemin ettiğinizden bu yana yalnızca 400 gün içinde %9’luk bir düşüş yaşanmıştır.
Bu rakamlar açık bir şey söylüyor: ABD içinde bile yeni bir savaşa sürüklenme konusunda artan bir endişe var ve Amerikalıların hayatlarının, ekonomilerinin ve geleceklerinin gereksiz risklere maruz bırakılmasından korkuluyor.
Gerçek liderlik savaş kararlarıyla değil; bilgelikle, başkalarına saygıyla ve barışı gerçekleştirmeye yönelik çabayla ölçülür. Eğer bu girişimler barış adına başlatıldıysa, bugün tam şeffaflık ve açık bir hesap verme talep etmek bizim hakkımızdır.”





