Kanada’da yaşayan Çinli akademisyen ve tarihçi Jiang Xueqin, ABD ile İsrail'in İran'a saldırısı ile başlayan savaşın kontrol edilebilir bir süreç olmaktan çıktığını ve kendi dinamiğini yarattığını belirtiyor. Xueqin’e göre savaşın en kritik sorusu, kimin kazandığı değil, ABD’nin bu savaşı durdurup durduramayacağı.
Analizde, savaş başladıktan sonra siyasi ve askeri aktörlerin kontrolünden çıkarak kendi mantığıyla ilerlediği vurgulanıyor. Bu çerçevede Rusya-Ukrayna Savaşı örnek gösterilerek, tarafların büyük maliyetlere rağmen geri adım atmakta zorlandığı ifade ediliyor. Xueqin’e göre İran savaşı da benzer şekilde uzun yıllar sürebilecek bir yapıya sahip.
Ateşkes ihtimali “yüksek maliyetli tuzak”
Xueqin, ABD’nin ateşkes istemesi durumunda dahi bunun uygulanabilir olmadığını savunuyor. Analize göre İran’ın öne süreceği şartlar arasında yüksek tazminat ödemeleri, Hürmüz Boğazı’nın tam kontrolü, bir daha saldırıya uğramayacağına dair garanti ve ABD’nin Orta Doğu’dan tamamen çekilmesi bulunuyor.
Bu senaryonun kabul edilmesi halinde zincirleme bir küresel etki oluşacağını belirten Xueqin, bunun özellikle Körfez ülkelerinin İran etkisine girmesi, petro-dolar sisteminin çökmesi ve müttefiklerin ABD’ye olan güvenini kaybetmesine neden olacağına dikkat çekiyor.
Küresel dengelerde zincirleme kırılma riski
Analizde, ABD’nin bölgeden çekilmesi halinde beş aşamalı bir küresel kırılma yaşanabileceği ifade ediliyor:
• Körfez ülkelerinin İran etkisine girmesi
• Petrodolar sisteminin çökmesi
• Japonya ve Güney Kore’nin yeniden silahlanması
• Avrupa’nın Rusya ile uzlaşma arayışına girmesi
• ABD dolarının rezerv para statüsünü kaybetmesi
Bu gelişmelerin, ABD’nin küresel ekonomik ve siyasi gücünü ciddi şekilde zayıflatabileceği değerlendiriliyor.
Kara harekâtı riski ve “savaşın genişlemesi”
Xueqin’e göre ABD’nin geri çekilme veya ateşkes seçeneklerinin sınırlı olması, çatışmanın tırmanmasına yol açabilir. Bu kapsamda İran’ın petrol ihracatında kritik öneme sahip Harg Adası’na yönelik olası bir operasyon senaryosu gündeme geliyor.
Ancak bu tür bir müdahalenin hızla genişleyerek kara savaşına dönüşebileceğini ve bunun da “savaşın genişlemesi” riskini beraberinde getireceğini ifade eden Prof. Xueqin “Bu iş Vietnam savaşına benzer. Vietnam savaşı 3000 kişilik sınırlı bir operasyon başlamışken, devamında 500 bin Amerikan askerinin sevk edildiği bir savaşa dönüştü. İran’da da böyle olma riski var.” ifadelerini kullandı.
Asimetrik savaşta İran avantajı
Analize göre ABD ordusunun hızlı ve yoğun hava gücüne dayalı “şok ve dehşet” doktrini, İran karşısında sınırlı etki yaratabilir. İran’ın uzun süredir bu stratejiye karşı hazırlık yaptığı, dağınık kuvvet yapısı ve asimetrik savaş yöntemleri geliştirdiği belirtiliyor.
İnsansız hava araçları, hipersonik füzeler ve yer altı tesisleri gibi unsurların ABD’nin operasyonel kabiliyetlerini sınırladığı ifade ediliyor. Ayrıca uçak gemilerinin kıyıya yaklaşamamasının da bu risklerin göstergesi olduğu değerlendiriliyor.
Yeni küresel düzen vurgusu
Mevcut savaşın yalnızca bölgesel bir çatışma olmadığını, daha geniş bir küresel güç dönüşümünün parçası olduğunu belirten Xueqin, ABD’nin mevcut yaklaşımını değiştirmesi ve daha çok taraflı bir sistem içinde hareket etmesi gerektiğini ifade ediyor.
Bu çerçevede Amerika Birleşik Devletleri’nin, askeri varlığını azaltması ve Çin, Rusya ve İran ile daha dengeli bir ilişki kurmasının uzun vadeli istikrar açısından kritik olduğu vurgulanıyor.
Analize göre, bu dönüşümün gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, mevcut savaşın ve küresel sistemin geleceğini belirleyecek temel unsur olarak öne çıkıyor.
