Oteller

Çeşme’deki dev proje için “otel görünümlü rezidans” iddiası

Çeşme’de yapılması planlanan Castello Fontana’nın “otel görünümlü rezidans ve konut projesi” olduğu iddia ediliyor.

Abone Ol

İzmir’in Çeşme ilçesinde “dev turizm yatırımı” olarak duyurulan Castello Fontana projesiyle ilgili soru işaretleri çoğalıyor. Turizm Ekonomi’nin daha önce “Çeşme’de kafa karıştıran ‘otel’ projesi: Castello Fontana” başlığıyla duyurduğu proje için, “otel kılığında rezidans ve konut projesi” değerlendirmesi yapılıyor.

Çeşme Yarımada Çevre Derneği (ÇEŞÇEP) Başkanı Dr. Ahmet Güler tarafından yapılan açıklamada, proje tanıtım dosyasında 272 blok, 720 oda ve 1470 yatak olarak duyurulan projenin aslında bir otel ve 769 bağımsız konuttan oluşan bir rezidans ve konut projesi olduğunu ifade etti.

Söz konusu arsanın “turistik tesis alanı” olarak, otel ruhsatıyla alındığını kaydeden Ahmet Güler, turizmdeki imar avantajlarının kullanılarak konut projesinin geliştirildiğini ve bu konutların satışı için talep toplandığını, ön anlaşma yapıldığını ve taksitli satış vaadinde bulunulduğunu kaydetti.

ÇEŞÇEP tarafından Dr Ahmet Güler imzasıyla yapılan açıklamanın tam metni şöyle:

“Çeşme'yi Rezidans Çöplüğüne Çevirenler: Sırada Castello Fontana Var

Öncelikle şunu açıkça söylemek isterim: Çeşme Yarımada Çevre Derneği (ÇEŞÇEP) olarak biz doğru turizm yatırımına kesinlikle karşı değiliz. Tam tersine, Çeşme'nin markasına, dokusuna ve taşıma kapasitesine uygun, gerçek turizm yatırımlarını var gücümüzle destekliyoruz. Bizim karşı çıktığımız, turizm yatırımı kisvesi altında, otel ruhsatının sağladığı imar avantajlarını kullanarak aslında konut üreten ve satan projelerdir.

Ve maalesef bu, Çeşme'de artık istisna değil, kuraldır. Bugün Çeşme'de otuza yakın otel, fiilen rezidansa dönüşmüş durumda. Otel ruhsatıyla alınan arsalarda oda değil daire satılıyor, resepsiyon değil apartman yönetimi kuruluyor. Çeşme, adım adım bir rezidans çöplüğüne dönüştürülüyor. Ve her yeni proje, bir öncekinden ders çıkarılmadığının kanıtı oluyor.

Şimdi önümüzde yine böyle bir proje var: Castello Fontana. Projenin tanıtım sitesini, sosyal medya reklamlarını okuduğunuzda 'aman ne güzelmiş' diyorsunuz — havuzlu, peyzajlı, İtalyan mimarili bir yaşam alanı vaadi. Ama aynı projenin devlete sunulan resmî ÇED dosyasını satır satır okuduğunuzda, karşınıza bambaşka bir tablo çıkıyor. İşte o resmî belgede yazanlar:

Otel Ruhsatıyla 769 Konut

Bu arsa, turistik tesis alanı olarak, otel ruhsatıyla alındı. Ama ÇED dosyasındaki resmî plana göre sahada inşa edilen şey 272 blok, 769 oda değil 769 bağımsız konuttur. Tek bir blok otel, geri kalan 271 blok villa ve rezidans olarak pazarda satılıyor. Bu, imar mevzuatının açık bir suistimalidir: otel emsalinin sağladığı yükseklik ve yapılaşma hakkını alıp, sonucunda konut satmak. Adı ne olursa olsun buna turizm yatırımı denemez; buna otel kılığında kaçak konut üretimi denir.

İzin Yokken Satış, Toplantı Yokken Anlaşma

Süreç henüz başlamadı. ÇED kapsamındaki 'Halkın Bilgilendirilmesi ve Sürece Katılımı Toplantısı' 28 Temmuz'da yapılacak; yani devletin bu projeye dair hâlâ resmî bir görüşü, hâlâ bir izni yok. Buna rağmen aylardır İstanbul merkezli ekipler organize biçimde vatandaşı arayıp ön anlaşma topluyor, taksit vaat ediyor, 'baştan alana ucuz' diyor. Sanki ÇED raporu çoktan onaylanmış, sanki izin cepte. Bu, yasal sürecin ve kamuoyunun açıkça hiçe sayılmasıdır.

Fahiş Fiyat, Skandal Kâr

Projenin kendi ÇED dosyasındaki beyanına göre apart otel biriminin inşaat maliyeti metrekare başına 390 euro. Buna karşılık aynı metrekare, 6.500 euro artı KDV'den satılıyor. 120 metrekarelik 1,5+1 daireye 780 bin euro, 6,5+1 villaya KDV hariç yaklaşık 5 milyon euro fiyat biçiliyor. Bu, maliyetin 16 katından fazla bir satış fiyatı demektir. Hesapladığımız kadarıyla bu projeden elde edilecek toplam gelir yaklaşık 500 milyon euro. Bu para Çeşme'nin toprağından, markasından, denizinden çıkarılıyor; ama Çeşme'ye tek kuruş bırakılmıyor. 500 milyon euroluk bir gelir beklerken, bölgeye 20-30 milyon euroya mal olacak bir arıtma ve kanalizasyon tesisi kurmak hiç mi akla gelmedi? Çeşme'nin markası bedavaya kullanılıyor.

Toplantı Yeri Bilerek Uzağa Taşındı

Halkın Bilgilendirilmesi Toplantısı'nın, projenin yapılacağı yerden kilometrelerce uzakta, ıssız ve kamuoyunca bilinmeyen bir mekânda planlanmış olması tesadüf değildir. Bu, projeden doğrudan etkilenecek Çeşme halkının sürece gerçek anlamda katılmasının önünü kesme çabasıdır.

Sızdırmalı Foseptik: Alaçatı'yı, Mamurbaba'yı, Yeraltı Suyunu Zehirleme Riski

Projenin kendi dosyasında yazıyor: 769 konutluk bu dev yerleşim için kanalizasyon altyapısı yok, sızdırmalı foseptik sistemi öngörülmüş. Bu ölçekte bir yerleşimin foseptiğe bağlanması, Alaçatı'yı, Mamurbaba'yı ve bölgedeki tüm su kuyularını kirletme riski taşır. Bu, kabul edilemez bir ihmal değil, kâr maksimizasyonunun çevrenin ve halk sağlığının önüne konduğu bilinçli bir tercihtir.

Sonuç: Turizm Değil, Vahşi Beton Sermaye

Bu proje bir turizm yatırımı değildir. Yapılan iş konut üretip satmaktan ibarettir; bu da otel ruhsatının sağladığı yüksek emsal ve yükseklik haklarından yararlanmak için otel kılığına sokulmaktadır. Buna açıkça 'vahşi beton sermaye' diyoruz. ÇEŞÇEP olarak, tıpkı Çeşme'de otel iken rezidansa dönüşen diğer otuza yakın proje gibi bunun da tekrarlanmasına izin vermemek için, bu projeye ÇED olumlu kararı verilmemesi için elimizdeki tüm hukuki ve kamuoyu araçlarını sonuna kadar kullanacağız.

Çeşme halkına da çağrımızdır: Resmî bir ÇED kararı, resmî bir izin yokken hiçbir ön anlaşmaya, hiçbir kapora ödemesine girmeyiniz. Bugün imzalayacağınız bir ön sözleşme, yarın hukuken sizi koruyamayabilecek bir projeye bağlanmanız anlamına gelebilir.

Bir kez daha altını çiziyoruz: Biz turizme değil, turizm adı altında yapılan yağmaya karşıyız. Çeşme, otel reklamıyla satılan rezidansların çöplüğü olmayı hak etmiyor.”

{ "vars": { "account": "G-G5X01GEY79" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }