Turizm profesyoneli Rıdvan Ensari, atıl durumda bulunan ya da gecelik 20-40 euroya oda satışı kovalayan otellerin yaşlı bakım ve yaşam merkezine dönüştürülebileceğini belirtti. Günümüz yaşam koşullarının evde anne-babaya bakımayı zorlaştırdığını kaydeden Ensari, kafasındaki modelin detaylarını kaleme aldı.

Ensari’nin kaleme aldığı "Bakıcı / Yardımcı Fonu” başlıklı yazı şöyle:

“İroni yapılacak bir konu değil. Ama ana akıma uyup başlığın böyle olması da hoşuma gitmedi değil.

“Acele etmeyin, bunun sektörle ne ilgisi var?” dediğinizi duyar gibiyim. Biraz sabır; konuyu oraya bağlayacağım.

Hızla yaşlanıyoruz ve durum gerçekten ciddi.

1945’li yıllarda birkaç yüz binlerle ifade edilen yaşlı nüfusumuz, 2025’e geldiğimizde milyonlarla ifade ediliyor.
(Merak edenler için kaynak aşağıda.)

Yaşıtlarımızla yaptığımız sohbetler dönüp dolaşıp evdeki “yaşlılara” geliyor.

Bir avluda büyüyen kalabalık aile düzeni artık büyük ölçüde geçmişte kaldı. Günümüzün sosyoekonomik koşulları gereği ailenin neredeyse bütün fertleri çalışmak zorunda.

Hal böyle olunca evdeki annelere, babalara, büyükanne ve büyükbabalara bakacak insan bulmak giderek zorlaşıyor.

Ekonomik koşullar, değişen yaşam biçimleri ve geleneksel aile yapısındaki çözülme derken, yaşlılarımızın bazen “bakılması gereken bir yük” gibi görülmeye başladığını acıyla gözlemliyoruz.

Daha da üzücüsü, kardeşler arasında “Sen az baktın, ben çok baktım” tartışmaları yaşanıyor.

Ortak avlularda geçen çocukluklarımız artık siyah-beyaz filmler gibi.

Devlet, yerel yönetimler ve bağışçılar elinden geleni yapıyor; huzurevleri ve yaşlı bakım merkezleri yapılıyor, yapılacak. Ancak bunun tek başına yeterli olmayacağı da açık.

Bu soruna bugünden çözüm aramak zorundayız.

Çünkü konu yalnızca ekonomi veya sektör meselesi değil.

Onların bizim üzerimizde hakkı var.

Bu aynı zamanda bir vebal meselesi.

Vicdan ve ahlak kurallarını merkeze alan, yasal altyapısı sağlam, denetlenebilir ve makul maliyetlerle ulaşılabilir yeni bakım modellerine acilen ihtiyacımız var.

İşte burada biraz da sektöre bakalım.

Malum; sezon kısalığı, ekonomik krizler ve değişen turizm alışkanlıkları nedeniyle atıl kalan, farklı segmentlerde binlerce tesisimiz var.

Mevzuatını henüz detaylı olarak araştırmadım. Ancak fiziki şartları uygun olan bazı tesislerin, yalnızca 20-40 Euro bandında oda satışı kovalamak yerine, yılın tamamında kullanılabilecek yaşlı yaşam ve bakım merkezlerine dönüştürülmesi neden mümkün olmasın?

Erken davrananların önünde ciddi bir alan olduğunu düşünüyorum.

Ahmet Akbalık Ritz Carlton’u Antalya Kemer’e getiriyor
Ahmet Akbalık Ritz Carlton’u Antalya Kemer’e getiriyor
İçeriği Görüntüle

Üstelik burada klasik anlamda “sezon” derdi de yok.

Ama bu alanı da sömürmemek gerekiyor.

Eninde sonunda hepimizin akıbeti belli.

Biraz çaba, bolca merhamet ve sabır yeter.

Bir de yazılımcılara küçük bir önerim var.

Bugün özellikle yabancı bakıcı/yardımcıların kendi kapalı gruplarında birbirlerini yönlendirdiği, tavsiye ve şikâyetlerin kulaktan kulağa yayıldığı bir yapı var.

“Şu teyze şöyle, şu amca böyle…” diye başlayan şikâyetler; zaman zaman da ciddi sorunlar…

Buna rağmen ailelerin güvenilir bilgiye ulaşabileceği, kayıtlı ve denetlenebilir bir mecra yok denecek kadar az.

Bence tıpkı otel, restoran veya hizmet sektöründeki yorum platformları gibi, bakıcı ve ev yardımcısı hizmetleri için de güvenilir bir değerlendirme ve referans platformuna ihtiyaç var.

Elbette kişilik haklarını, KVKK’yı ve çalışma hukukunu ihlal etmeden.

Kim çalışıyor?
Hangi referanslara sahip?
Daha önce nerelerde çalışmış?
Hangi konularda deneyimli?
Hakkında doğrulanabilir referans var mı?

Ve en önemlisi:

Ailelerin yaşadığı sorunları güvenli ve hukuka uygun biçimde nereye aktarabileceği belli mi?

Bunlar artık ertelenebilecek sorular değil.

Ah, keşke DPT devam ediyor olsaydı…

İyi planlanmış, insanı merkeze alan ve uzun vadeli düşünülmüş bir modelin üzerinde şimdiye kadar çoktan çalışılmış olmasını isterdim.

Umarım yanılıyorumdur.

Sosyal medyada anne-baba güzellemesi yapmak kolay.

Asıl mesele, onların hayatını kolaylaştıracak sistemleri kurabilmek.

Bu konu ihmale gelmez.

Boynumuzun borcudur.

Kalan ömrümüz, geçenden daha güzel ve daha sağlıklı olsun.

Kalın sağlıcakla.”

W H A T S A P P

T L G R A M