ABD’nin uluslararası hukuku hiçe sayarak Küba’ya yönelik petrol akışını fiilen durdurması, ada ülkesini son yılların en ağır enerji ve ekonomik krizlerinden biriyle karşı karşıya bıraktı. Yakıt kıtlığı nedeniyle günlük yaşam neredeyse durma noktasına gelirken, Havana yönetimi kamu hizmetlerini ayakta tutabilmek için sert acil önlemler devreye aldı.
Sınırlı yakıt kaynağı acil ihtiyaçlarda kullanılacak
Küba Başbakan Yardımcısı Oscar Perez-Oliva Fraga, devlet televizyonunda yaptığı açıklamada krizin doğrudan ABD baskısından kaynaklandığını belirterek, sınırlı yakıt kaynaklarının “temel hizmetler ve vazgeçilmez ekonomik faaliyetler” için kullanılacağını duyurdu. Bu kapsamda kamu işletmelerinde dört günlük çalışma haftasına geçildi, şehirler arası ulaşım azaltıldı, büyük turizm tesisleri geçici olarak kapatıldı ve okullarda yüz yüze eğitim süreleri kısaltıldı.
Sağlık, gıda ve savunma öncelikli
Enerji kesintileri günde birçok saati bulurken, toplu taşıma aksadı, haneler yemek pişirmek için odun ve kömüre yöneldi. Hükümet, mevcut yakıtın öncelikle sağlık hizmetleri, gıda üretimi ve savunma alanlarına tahsis edileceğini açıkladı. Aynı zamanda güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması ve bu alana yönelik teşviklerin artırılması hedefleniyor.
Havacılık sektörü zorda
Kriz, havacılık sektörünü de doğrudan etkiledi. Küba, enerji yetersizliği nedeniyle bir ay boyunca ülke içinden jet yakıtı ikmali yapamayacağını havayollarına bildirdi. Uzun menzilli uçuşlar artık Küba’dan kalkış sonrası Karayipler’de ek yakıt ikmali yapmak zorunda kalacak. Air France gibi bazı taşıyıcılar alternatif duraklardan yakıt alacaklarını açıkladı. Bu durum, özellikle turizm gelirlerine bağımlı ekonomi üzerinde ilave baskı yaratıyor.
Washington yönetimi ise hukuk dışı uygulamayı sertleştirmeye devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump, Küba’yı “ulusal güvenliğe tehdit” olarak tanımlayan bir kararname imzalayarak, adaya petrol satan veya sağlayan ülkelere yaptırım uygulanacağını duyurdu. Venezuela’dan Küba’ya petrol sevkiyatının kesilmesi ve Meksika üzerindeki baskıların artmasıyla ülkenin stokları kritik seviyelere geriledi. Kpler verilerine göre Küba’nın mevcut petrolü, mevcut tüketimle yalnızca 15–20 gün yetecek düzeyde.
Moskova: Küba ve Venezuela halkıyla dayanışma içindeyiz
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, yayımlanan yazılı açıklamasında Moskova’nın “Venezuela ve Küba halkıyla dayanışma içinde olduğunu” vurguladı. Lavrov, “Bu ülkelerin kaderini yalnızca kendi halkları belirleyebilir” ifadelerini kullandı.
Rusya, ABD’nin Küba’ya yönelik hamlelerini “kabul edilemez” olarak nitelendirirken, ülkede olası bir insani kriz riskine dikkat çekti.
BM’den 'insani çöküş' açıklaması
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres de, Küba’nın enerji ihtiyacının karşılanmaması durumunda ülkede insani bir “çöküş” yaşanabileceği açıklamasında bulundu.
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodriguez, Washington’un politikalarını “acımasız saldırganlık” olarak tanımladı. Rodriguez, bu politikaların “Küba halkının siyasi iradesini kırmayı” hedeflediğini söyledi.
Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ülkesinin ABD saldırısına teslim olmayacağını ilan etmişti.
Meksika: Bir halk boğulamaz
ABD’nin baskılarına rağmen Meksika’dan da yaptırımlara karşı açık bir itiraz geldi. Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum, Küba’ya yönelik yaptırımların “adil olmadığını” belirterek, petrol sevkiyatının yeniden sağlanması için diplomatik adımlar atacaklarını söyledi. Sheinbaum, “Böyle bir halkı boğamazsınız. Bu çok adaletsiz” dedi.
Meksika, Venezuela’nın ardından Küba’nın en büyük ikinci petrol tedarikçisi konumunda bulunuyor. Ancak Washington’un gümrük vergisi tehditleri, ülkeyi ciddi bir dış baskı altında bırakıyor.