ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı İran saldırılarında 20 gün geride kaldı. Bu süre zarfında ABD ve İsrail, İran’da binlerce noktayı ağır bombardımana tuttu, ülkenin üst düzey siyasi ve askeri yetkililerini suikastlerle öldürdü, hastaneleri, okulları ve yaşam alanlarını hedef aldı.
İran ise bu saldırılara misilleme olarak İsrail’deki hedefleri, ABD’nin Körfez ve Orta Doğu ülkelerindeki askeri üslerini, kimi havalimanlarını ve ABD askeri personelinin kaldığı ileri sürülen otelleri ve binaları hedef aldı.
Saldırılar enerji alt yapılarına sıçradı
Ancak savaşın 19’uncu gününde çatışmalar başka bir boyuta taşındı. İsrail’in, dünyanın en büyük doğalgaz sahalarından biri olan, İran ile Katar’ın işletmesindeki Güney Pars sahasından çıkan gaz ve petrolün işlendiği Asaluye Rafinerisi'ne düzenlediği saldırı ile savaş yeni bir boyuta taşındı. Düzenlenen bu saldırı hem küresel ekonomide büyük bir enerji krizini ateşleyecek hem de büyük çevresel yıkımlara neden olabilecek yeni bir safha anlamına geliyordu.
İran’dan misilleme
Beklendiği üzere İran bu saldırıya Körfez ülkelerindeki ABD bağlantılı enerji tesislerini vurarak yanıt verdi. İran’ın misillemelerinde Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’daki bir dizi enerji tesisi ile İsrail’deki çeşitli noktalar hedef alındı. Katar’ın ulusal enerji şirketi, Ras Laffan Sanayi Bölgesi'nin balistik füzelerle vurulduğunu, büyük hasar meydana gelen bölgede yangın çıktığını açıkladı.
Trump: İsrail saldırıyı bizden habersiz yaptı
Saldırıların enerji altyapılarına sıçraması ve küresel bir enerji krizine dönüşebileceği tehlikesinin ortaya çıkması üzerine açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump şu açıklamayla geri adım attı:
“İsrail, Orta Doğu'da yaşananlara duyduğu öfkeyle İran'daki Güney Pars Gaz Sahası olarak bilinen büyük bir tesise şiddetli bir saldırı gerçekleştirdi. Tesisin tamamının yalnızca nispeten küçük bir bölümü hedef alındı. Amerika Birleşik Devletleri'nin bu saldırıdan hiçbir şekilde haberi yoktu ve Katar devleti de hiçbir biçimde bu olaya dahil değildi, ne de böyle bir şeyin gerçekleşeceğine dair herhangi bir bilgisi vardı. Ne yazık ki İran, Güney Pars saldırısına ilişkin bu gerçekleri bilmiyordu ve haksız ve gerekçesiz bir şekilde Katar'ın LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) tesisinin bir bölümüne saldırdı.
İran, bu son derece önemli ve değerli Güney Pars sahasıyla ilgili olarak Katar'a yönelik saldırılara devam etmediği sürece, İsrail tarafından başka bir saldırı yapılmayacaktır. Ancak İran, bu durumda tamamen masum olan Katar'a saldıracak kadar yanlış bir karar alırsa, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail'in yardımı veya onayı olmaksızın Güney Pars Gaz Sahası'nın tamamını, İran'ın daha önce hiç görmediği ölçekte bir güç ve şiddetle tamamen yok edecektir.”
Riyad’daki dışişleri bakanları toplantısından ortak bildiri
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın da katıldığı "İslam ülkeleri" toplantısında bölgede yaşanan gelişmeler ele alındı. Türkiye’nin de imza attığı ortak bildiride İran’ın misillemeleri kınanırken ABD ve İsrail'in adının dahi geçmemesi dikkat çekti.
Ortak bildiride İran’ın bölgedeki ABD üslerini ve stratejik noktaları vurması kınanırken, bölgesel istikrarın tesisi için İran’a saldırıları durdurma ve "iyi komşuluk" ilkelerine uyma çağrısı yapıldı. İran ile ilişkilerin geleceğinin; egemenliğe saygı ve iç işlerine müdahale etmeme prensibine bağlı olduğu belirtilen bildiride, İran’dan BM Güvenlik Konseyi kararlarına uyması ve Hürmüz Boğazı’ndaki güvenliği tehdit etmemesi istendi.
ABD’de İran savaşı istifası
Öte taraftan ABD’de İran savaşına yönelik çatlak büyüyor. ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, ülkesinin İran’a yönelik saldırılarını "vicdanen destekleyemeyeceğini" belirterek görevinden istifa ettiğini açıklamıştı.
Eski Fox News sunucusu Tucker Carlson'ın sorularını yanıtlayan Joe Kent, ABD-İsrail operasyonuyla Hamaney’i öldürmeyi, "yapmamız gereken son şeydi" sözleriyle tanımladı.
Kent, "Hamaney İran'ın nükleer programını ılımlılaştırıyordu, nükleer silah elde etmelerinin önüne geçiyordu. Eğer onu saldırgan şekilde öldürürseniz, insanlar bu rejim ve yeni Ayetullah'ın yanında sokaklara dökülür. Elimizdeki tüm veriler de bunun doğru olduğunu gösteriyor" dedi."
Umman Dışişleri Bakanı: Amerika kendi dış politikasının kontrolünü kaybetti
ABD ve İsrail'in ani saldırısı başladığı sırada devam etmekte olan ABD-İran müzakelerine ev sahipliği yapan Umman Dışişleri Bakanı Badr Albusaidi, ABD'nin müttefiklerine İran'la olan "istenmeyen ilişkiden" kurtulmaları için yardım çağrısında bulundu. Washington'ın kendi dış politikasının kontrolünü devrettiğini savundu ve "Amerika kendi dış politikasının kontrolünü kaybetti. Bu Amerika'nın savaşı değil" dedi.
"Hem İsrail'in hem de Amerika'nın bundan istediklerini elde edebilecekleri olası bir senaryo yok" diyen Albusaidi, The Economist için yazdığı bir görüş yazısında, ABD'nin bu çatışmaya dahil olmasına izin vererek "en büyük yanlış hesaplamasını" yaptığını söyledi.
"İsrail'in İran rejimini devirme hedefinin uzun süreli bir kara harekatı gerektireceği ve bunun da Trump'ın daha önce sona erdirmeye söz verdiği sonsuz savaşlarda yeni bir cephe açacağı" uyarısında bulundu.
Albusaidi, İran'ın ABD üslerine ev sahipliği yapan Körfez ülkelerine yönelik misilleme saldırılarını, "kaçınılmaz ancak son derece üzücü bir yanıt" olarak nitelendirdi ve bunun "İran liderliğinin elindeki muhtemelen tek rasyonel seçenek" olduğunu söyledi.
Ayrıca, Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi trafiğinin aksamasının öngörülebilir bir sonuç olduğunu belirterek, bunun enerji fiyatlarını yükselttiğini ve derin bir durgunluk tehdidi oluşturduğunu ifade etti.




