ABD ve İsrail’in saldırıları nedeniyle İran genelinde kültürel miras alanlarında büyük çaplı tahribat yaşandığı bildirildi. İlk belirlemelere göre 114 farklı noktada hasar oluştu. Zarar gören yapılar arasında tarihi anıtların yanı sıra camiler, saraylar ve müzeler de bulunuyor.
UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan bazı alanların da bu yıkımdan etkilendiği belirtilirken, gelişmelerin yalnızca İran için değil, küresel kültürel miras açısından da ciddi bir tehdit oluşturduğu ifade ediliyor.
Hasarın merkezinde büyük şehirler var
Tahran başta olmak üzere birçok şehirde yoğun hasar tespit edildi. Tahran’da 60, İsfahan’da ise 20 farklı kültürel mirasta hasar oluştuğu kaydedildi. Ayrıca Sanandaj, Kermanshah, Qom ve Khansar gibi şehirler de etkilenen bölgeler arasında yer aldı.
Toplamda 48 müze ve altı kültürel miras alanının doğrudan hasar aldığı açıklanırken, Lorestan’dan Gilan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada dolaylı etkilerin hissedildiği bildirildi.
İsfahan’daki tarihi yapılar ağır hasar aldı
En ciddi yıkımın yaşandığı şehirlerden biri olan İsfahan’da, Nakş-ı Cihan Meydanı çevresindeki tarihi yapılar büyük zarar gördü.
Ali Kapu Sarayı’nda duvar resimleri tahrip olurken, ahşap yapılar parçalandı ve ince işçilikli ayna süslemeleri yok oldu. İsfahan Ulu Camii ise ünlü mavi çinilerinin bir kısmını kaybetti.
Şehirdeki tarihi çarşı ve diğer Safavi dönemi yapılarında da yeni hasarlar oluştuğu bildiriliyor.
Tahran’da saraylar ve müzeler etkilendi
Başkentte Gülistan Sarayı önemli ölçüde zarar gördü. Özellikle sarayın ünlü aynalı salonunda ciddi tahribat meydana geldi.
Ayrıca Sasani temellerine dayanan Falak-ol-Aflak Kalesi ve çevresindeki müze alanlarının da saldırılardan etkilendiği bildirildi.
Binlerce yıllık geçmiş risk altında
İran’daki bazı alanlar yalnızca tarihi yapılar değil, insanlık tarihinin en eski izlerini taşıyan bölgeler arasında yer alıyor. Zagros Dağları çevresindeki yerleşimler, Neandertal dönemine kadar uzanan bulgular içerirken, bu alanlar aynı zamanda Bereketli Hilal olarak bilinen ve tarımın doğduğu coğrafyanın bir parçası.
Bu nedenle yaşanan yıkım, yalnızca ulusal değil, insanlık tarihinin bütününe yönelik bir kayıp olarak değerlendiriliyor.
Uluslararası hukuk tartışması büyüyor
İranlı yetkililer, saldırıların 1954 Lahey Sözleşmesi kapsamında kültürel mirasın korunmasına yönelik uluslararası hukukun ihlali olduğunu savunuyor.
Tahran yönetimi, başta UNESCO olmak üzere çok sayıda uluslararası kuruluşa resmi başvuruda bulunurken, küresel kurumların tepkisinin yetersiz kaldığı yönünde eleştiriler de artıyor.
Geçmişteki yıkımlarla benzerlik
Uzmanlar, yaşananları geçmişteki benzer kültürel yıkımlarla karşılaştırıyor. Palmira Antik Kenti’ndeki Baalshamin Tapınağı’nın 2015’te yok edilmesi, Bamyan Buda Heykelleri’nin Taliban tarafından yıkılması ve Babri Camii olayları bu sürecin benzer örnekleri arasında gösteriliyor.





